Yazar

Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat, Stefan Zweig

Bir kadının yaşamından yirmi dört saat derken; sabah 07.00!da kalkar, elini yüzü yıkar, kahvaltı hazırlar, dişlerini fırçalar, elbise dolabını açıp sabah daha önce yaptıklarının toplamından daha uzun bir süre ne giyeceği konusunda düşünür, saçlarını tarar, makyajını yapar, giydiği kıyafetine uygun çantasını alır ayakkabısını girer…. öğle… akşam… gece… yatak… sevişme… uyku sabah saat:07.00 Anlatılmıyor tabi ki:)

Kitabın ismi biraz garip olmuş. Daha açıklayıcı bir isim bulunabilirdi. Neyse bu isim bulmaya şimdilik kafa yormayacağım.

Daha önce ne okuduğum ne de izlediğim bir şeyde kumar bağımlılığının, kumar tutkusunun zararlarının ve kaçırttığı fırsatların Stefan Zweig’in Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat adlı bu kitabındaki kadar etkileyici anlatıldığına şahit olmamıştım.

Alkış alkış alkış.

Kitaptan çıkartılabilecek diğer bir öğreti: yardıma ihtiyacı olduğunu gördüğün birilerine karşı Allah’a dua et, et ama kendininde o kişiye yapabileceğin bir şey varsa yap; Vicdanın rahat olsun.

Ve tutku’yu şöyle anlatıyor Stefan Zweig bu kitabında…

Tutku; senin kim olduğunu, ne olduğunu, geçmişinden ve hayatından neler kaybedebileceğinin bilincinde belki de bir hiçin peşinden sürükleyen senin hissettiğin tüm eksikliklerini tamamlayan duygudur!

Satranç, Stefan Zweig

Ne kadar gariptir ki söz konusu can olunca; birileri sanki ölümsüzmüş gibi canlarını korumak için küçük bir baskıda dahi her bildiklerini ifşa edip vatanını şerefini haysiyetini satarken, birileri de dozu giderek artan fiziksel ve psikolojik baskılara rağmen kendi savunma mekanizmaları ile buna karşı koymaktadırlar.

Stefan Zweig tarafından yazılan bu kitap ne farklı satranç taktikleri veren ne de satranç nasıl oynanır öğreten kitaptır. Bu kitap kendi çıkarları için insanları konuşturmak adına akla hayale gelmeyen psikolojik ve fiziksel yöntemler kullanan Nazilerin baskılarına ve içine düşürüldüğü yalnızlığa satranç öğrenerek, kendi kendine bir bedende iki ayrı kişi olarak karşı koyan bir adamın hikayesini anlatmaktadır.

Ama kitaptan çıkartılacak sonuç her şeyin fazlasının zarar olduğu yönündedir.

Ve bir not daha: yenilen pehlivan güreşe doymaz!

Korku, Stefan Zweig

Bir suç mu işledin?

Bir kabahatin mi var?

İçin içini kemirip duruyor mu?

Sol taraftaki meleğin yazdıklarından omzuna ağırlık mı çöktü?

Birilerinin daha yaptıklarından haberdar olduğunu mu seziyorsun?

Günah sırlarının açığa çıkmasından korkar mı oldun?

Ama korkunun ecele faydası yok.

Eteğindekilerin dökülmesini sadece erteleyebilirsin ama mani olmazsın!

En iyisi gerçeği özgür bırak.

Rahatla…

Stefan Zweig tarafından; günah, sır, suçluluk, korku, itiraf kelimelerinin bir araya getirilerek “gerçek seni özgür bırakır” nasihati verilen harika bir kitap.

Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini

Farklı ülkelerin yazarlarına ait kitapları okumak, yazarın ülkesi hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar…

Bu kitabı alıp okumaya başlayana kadar hep bir çocuk kitabı, çocukların okuyacağı tarzda bir kitap düşünmüştüm. Şöyle okuyunca beni sürükleyecek, elimden düşüremeyeceğim bir kitap arıyordum. Kaç haftalardır D&R’ın En Çok Satanlar bölümündeydi. Aldım…

Bir çocuk kitabı değilde çocukların bakış açısı ile bir yetişkin eğitme kitabı olduğunu bir kaç sayfa okuyunca anladım ve son sayfasına kadar acaba ne olacak soruları ve tahminleri ile kitabı bitirdim.

Neden insanları ırkları, dinleri, mezhepleri… gibi sınıflara ayırma mecburiyetindeyiz. İnsanlar arasındaki ayrımı ilk kim yaptı? Kimler karşı çıkmadılar?

Keşke çocukların temiz düşünceleri gibi davransalar büyükler…

Büyükler keşke hiç çocukluklarını kaybetmeseler…

Keşke insanların hepsi karşılarında bulunanlara verdikleri nasihatleri kendileri de uygulayabilselerdi…

Kitabı okurken Hasan gibi biri olmak ya da çocuğunuzun Hasan gibi olmasını isteyeceksiniz…

Emir’i tanıdıkça Emir’den veya Emir’den bir parça görürseniz kendinizden nefret edeceksiniz…

Müslümanlığın nasıl yanlış anlaşıldığına olayları siz yaşıyormuş gibi şahit olacaksınız…

Amak-ı Hayal, Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi

Hayat zıtlıklar üzerine var edilmiştir.

Cennet <> cehennem

Yaşam <> Ölüm

İyi <> kötü

Güzel <> çirkin

Sevgi <> nefret

Sıcak <> soğuk

Pozitif <> negatif

Gerçek <> yalan

Sevap <> günah

…

Hiç bir şey göründüğü gibi olmayabilir!

Her karanlığın içinde bir aydınlık her karanlığın içinde de bir aydınlık vardır.

Gece oldu diye güneş, gündüz oldu diye yıldızlar yok mu olur?

Düştün diye hep yerde mi kalırsın, zıpladığında her zaman havada asılı mı kalırsın?

Bir kere ağlamaya başlayan bir daha hiç gülemez mi, bir kere gülmeye başlayan bir daha hiç ağlayamaz mı?

Bir günah işlediğinde cennetin, bir sevap işlediğinde cehennemin kapıları sonsuza dek mi kapanır?

Hayat bu bir bahis var Allah ile Şeytan arasında… Şeytan kıyamete kadar yaratılanlara kötülük yapmalarını fısıldayacak.

Varım diyorsun? Acaba; yok olabilir misin gerçekte!

Bir görev düşüyor bu durumda insana; kendisine kendisinden ruh veren Allah’ın ne demek istediğini anlamak, anlatmak.

Tesla, Vladimir Pistalo

Özellikle karanlıkta, kesik olan elektrikler geldiğinde yanan ampul ile birlikte “Allah razı olsun şu Edison’dan” diyordum. Bu kitabı okuyunca Edison’dan nefret ettim. Eminim para kazanma hırsı yüzünden başkalarına, başkalarının çalışmalarına başkaları bir şey nasiplenmeden sahip olmak için ancak Tilki’nin aklına gelecek yöntemler deneyen Edison’dan siz de nefret edeceksiniz.

Allah senden razı olsun Nikola Tesla!

Nikola Tesla (1856 – 1943) sanki yaşadığı döneme gelecekten yolculuk yaparak gelmiş bir Bilim Adamı. Doğayı gözlemleyerek; neden insanoğlu da bu doğa olayını kendi yaşamında gerçekleştiremesin diye sorgulayan bir bilim adamı…

Bilimin insanlığın hizmetine sunulmasının ücretsiz olmasını savunan, kurumsallaşmanın, şirketleşmenin karşısına dikilen, kendisine yapılan, bünyelerinde astronomik ücretlerle çalışma tekliflerini elinin tersi ile hiç düşünmeden çeviren, emir altında olmanın düşünmesinin önüne engel olacağını düşünen bir bilim adamı…

Beş parasız bir biçimde ölümünün üzerinden neredeyse bir asır geçecek olmasına rağmen kablosuz elektrik iletimini yapamıyoruz oysa ki o yapmış…

Ha bu arada Alternatif Akımın mucidi bu adam; yani evlerimizde çalışan her türlü cihaza elektrik iletimini sağlayan teknolojinin mucidi bu adam. Biraz zengin bir ailede gelmiş olsaydı belki dünya şimdikinden bir kaç asır daha ileride olacaktı kim bilir?

Fazla söz söylemeye gerek yok o elektrik tarihine ismini altın harflerle kazıyan Nikola Tesla.

Nikola Tesla sorunlara çözüm bulan gerçek bir Mühendis gibi Mühendis!

Kitap, benim kanaatimce çok ağır ilerliyor… Nikola Tesla’nın gözünden çevresi ve dönemi olayları gösterilmeye çalışılmış fakat alakasız derinliklere inilmiş ki; bu okuyucuya bazen ne alaka dedirtiyor. Söylediğim gibi bu benim düşüncem siz kitaptan tat alabilirsiniz.

İyi okumalar…

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali

Kitaptan benim çıkardığım dersler;

  • Çevrende “iki eli kanda olsa yardım eder” deyimini doğrulayıcı nitelikte; zor zamanlarda güvenebileceğin dostların olsun ama kendi ayakları üzerinde durmayı da öğren,
  • Bir meslek sahibi ol; zanaat altın bileziktir,
  • Para kazanabilmek için yaptığın işini ihmal etme, işin için aileni de,
  • Şüphelerin varsa gerçeklere yürü,
  • Yaşadığı zamanın Anadolusu’nu yazan Sabahattin Ali’den bu zamana değişen tek şey takvim yapraklarındaki göstergeler,
  • Kamunun dirlik ve düzeni kamu yöneticilerinin nasıl biri olduğu ile alakalıdır; kamu yöneticisi ahlaksız ise kamu gün geçtikçe ahlaksızlığa yol alır,
  • Para, eğlence yarım bir insanın en zayıf noktalarıdır,
  • Sabahattin Ali biraz daha yaşasaydı Nobel edebiyat ödülü alması işten bile değildi.

Geliştiren Anne Baba, Doğan Cüceloğlu

Çocuğumuzun gelecekte her alanda başarılı olabilmesi için eşimle birlikte elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Kendi gelişimimiz için eskiden kitaplarını okuduğumuz Doğan Cüceloğlu’nun şimdi de çocuk gelişimi ya da  daha doğru ifade ile bir ebeveynin iyi anne, iyi baba olabilmesi için yazdığı kitapları da okuyoruz.

Biliyoruz ki çocuğun iyi gelişimi için öncelikle anne babanın da kendini geliştiren olması gerekmektedir. Jenerasyon farkı diyorlar ya o yüzden. Bizi büyüten anne babamızın eski zamanı ile bizim çocuk büyüttüğümüz şimdiki zaman arasında her bakımdan büyük farklar var…

Doğan Cüceloğlu’nun Geliştiren Anne Baba kitabını okurken aklımda şampiyonluğu hedefleyen bir futbol takım canlandı. Şampiyonluğu hedefleyen bir takım; yani top toplayıcısından teknik direktörüne, kalecisinden forvetine kadar her şeyi ile bütün içinde olan bir takım.

Sezon başlarında, sezon aralarında hep şahit olmuşuzdur takımın aksayan hangi bölgesi ise oraya transferler yapılır; gol mü atamıyor golcü alır, gol mü yiyor kaleci alır, oyun mu kuramıyor orta saha alır… Ama alınan futbolcular dünyanın en iyisi de olsa takıma katılan futbolcular, bir futbol takımı 11 kişiden oluşmaktadır. Eski takımın yeni oyunculara yeni oyuncularında eski takıma adaptasyonu ile ancak takım takım olur. Düzenli antrenman yaparak, kondisyonunu sürekli zirvede tutarak, hazırlık maçları yaparak birlikte oynamayı öğrenirler ve böylece şampiyonluğa giden yoldaki maçları kazanarak kupayı havaya kaldırabilirler…

Düşünün ki kalede en iyi kaleci var ve defans buna güvenerek gelen forvete müdahale etmek için nefes tüketmiyor gol mü yenmez?

Düşünün ki ileride dünyanın en iyi forveti var ona pas atamayınca gol mü atılabilir?

Çocuk bizim aile takımımıza katılan yeni bir takım oyuncumuzdur. Ailemizin mutlaka bir hedefi vardır, ailemize dahil ettiğimiz yeni takım arkadaşımızı ailemize adapte ederek birlikte oynamayı öğreneceğiz. Biz profesyonel o paf takımdan… O bizi örnek alacak! Biz onu o yapacağız.

…

Ben Doğan Cüceloğlu’nun tarzını çok seviyorum çünkü; başkaları gibi bilgiyi bu benim ülkeme uyar mı uymaz mı diye düşünmeden olduğu gibi ithal etmiyor; anlatılarını bu ülkede yaşayan herkes için geçerli kılıyor.

Anneyseniz alın okuyun.

Babaysanız alın okuyun.

Anneyseniz anneliğinizi sorgulayacaksınız.

Babaysanız babalığınızı sorgulayacaksınız.

Anneliğinizdeki hataları doğruya çevirerek doğru anne olacaksınız.

Babalığınızdaki hataları doğruya çevirerek doğru baba olacaksınız.

Birlikte doğru bir aile olacaksınız.

Teşekkür ederim Doğan Cüceloğlu.

Allah Sizin Sahibinizdir

Uğur Koşar’ın bundan önceki kitaplarını büyük bir keyif ile okumuş birisi olarak, “Allah Sizin Sahibinizdir” kitabının nerede o eski Uğur Koşar kitapları dedirten, seçilen konunun iyi olmasına rağmen yazılan şeylerin edebi olmadığını söyleyebilirim.

Kitabı okurken yaşadığım ve beni etkileyen anımı paylaşmak isterim; satmayı düşündüğüm ve gelişimi için uzun zaman harcadığım ruhunaelfatiha.com adlı sitemin gelişimini, diğer asli işlerimle birlikte götürmek artık beni yorduğundan durdurma kararı almak üzereydim; o ana kadar ne olduysa oldu, satılacaksa bu haliyle başka bir şey eklemeden satılsın diye bir düşünce içimde belirdi. Tam bu düşünceyi aktif hale getirecektim ki Uğur Koşar’ın Allah Sizin Sahibinizdir kitabını okuyordum ve kitaptaki; “sana umutsuzluk vesvesesi veren Şeytandır” manasına gelen yere gelmiştim… Almak üzere olduğum kararı ve kitaptaki bu öğretiyi karşı karşıya getirdim… Düşündüm ve Uğur Koşar’ın anlatısının mantıklı olduğu kanaatine vardım. Dedim ki kendi kendime; “Şeytanın vesveselerine uymayacağım, projeme projem benden satın alınana kadar devam edeceğim!”

Yorulmadan hiç bir şey olmuyor!

Allah Uğur Koşar aracılığı ile bana bir işaret göndermişti bende o işaret ile yoluma devam ediyorum..

Allah öğretilerinden dolayı Uğur Koşar’dan razı olsun ama,

Keşke Uğur Koşar, Allah Sizin Sahibinizdir kitabındaki anlatılarını aceleye getirmiş bir halde değilde daha edebi bir dille yazmış olsaydı:(

İçimizdeki Şeytan, Sabahattin Ali

Ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması…

İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… içimizde şeytan yok… içimizde aciz var…

Tembellik var…

İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var…

Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesirlerde arıyoruz… diyor Sabahattin Ali İçimizdeki Şeytan kitabının bir bölümünde…

Yaşadığı dönemde karşılaştığı olayları, yaşadıklarını müthiş, canınızı sıkmayacak bir betimlemeyle ve zengin kelimelerle anlatıyor ve olayları sanki öykünün kahramanı sizmişsiniz gibi hafızanızda canlandırmanızı sağlıyor Sabahattin Ali…

Wikipedia’da Sabahattin Ali’nin tarzını şöyle anlatmışlar: Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırarak, ezilen insanların acılarını, sömürülmesini dile getirmiş ve aydınlar ile kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir…

Ankara’da koltuklarında oturarak ülkeyi yönettiği zannedenler eğer Sabahattin Ali’nin yazdıkları dikkatle okuyup anlasalardı; Ankara’dan güzel görünen güllük gülistanlık Anadolu insanının, devletin kendisini bir halt zanneden memurları tarafından nasıl devlete kindarlaştırıldığını sezinlerler ve önlem alma gayreti içerisinde olurlardı fakat böyle yapmadılar. Anlamadılar, muhalif gördüler ve bertaraf ettiler.

Türk insanının gelişmesindeki en büyük engel olan: “ya taraf olursun ya bertaraf olursun” anlayışının 1948 yılındaki kurbanı olarak 1948 yılında 41 yaşında öldürülen Sabahattin Ali eğer özgürce yazmasına ve yaşamasına müsaade edilseydi Türkiye’nin dünyada Viktor Hugo, Dostoyevski, Tolstoy, Ernest Hamingway, Charles Dickens… kadar üne kavuşabilirdi. Ki zamanımızda Sabahattin Ali’nin tüm yazıtları Bulgaristan’ın tüm okullarında okutulmaktadır.

Başarıya Götüren Aile, Doğan Cüceloğlu

Ben, Doğan Cüceloğlu’nu seviyorum ve bütün kitaplarını da severek okuyorum çünkü bu adam diğer psikologlar gibi değil. Bu adam bulunduğu coğrafyanın insanlarına yol göstermeye çalışan, mesleğini layıkıyla icra eden, tam olması gerektiği gibi tutum sergileyen psikolog gibi psikolog.

Bu adam, Doğan Cüceloğlu, anlatılarında EGO’sunu bir tarafa bırakarak anlatıyor. Şimdi diyeceksiniz ki nereden biliyorsun EGO’su olmadığını? EGOsu olup olmadığını bilmiyorum zaten anlatılarında diyorum DİKKAT! Jedi şövalyeleri dışında herkeste birazda olsa EGO vardır. Doğan Cüceloğlu gibi bir seviyeye erişen başka psikologlar anlatılarında mesleki terimlerle doldururlar. Onları sadece kendi meslektaşları anlayabilir. Başkalarına ise bir faydaları yoktur. Böyle yapmalarındaki amaç, karşısındaki insana “Vay be, adama bak” dedirtmektir.

Başkaları yabancı dilden kitap çevirir, kitaptaki bir karakteri alır çevresindeki insanlara ve şartlara uymasa dahi örnek olarak anlatır…

Ama Doğan Cüceloğlu senden, benden, bizden bahsediyor. Bizim yaşadığımız olaylardan bahsediyor, bizden bahsediyor.

Bu adamın kitaplarında Türk insanı var.

Hani eskiden Ufuk Ercan ikilisinin bir şarkısında olduğu gibi; “koçum benim be ne milletiz!” bize para etmez Jargon biz anlarız bizim kendi dilimizden.

Biz, bize yol gösterecek birisine ihtiyaç duyduğumuza göre cahil sayılırız. Biz yol gösteren kişinin seviyesine erişecek halimiz olmadığına göre erişmiş kişinin bizim seviyemize inmesi gerek değil mi! İşte Doğan Cüceloğlu bizim seviyemize ölçüsünde inen biri.

Allah’a şükürler olsun bir evladım var.

Annem de babam da; “anne baba olun; o zaman anlarsınız bizi” derlerdi, oldum ve şimdi onları daha iyi anlıyorum. Annem ve babamın tecrübeleri ile ben kendi zamanıma göre diğer arkadaşlarıma göre daha iyi eğitim aldım ve şimdi evladıma tecrübelerim ile yol gösterme sırası bende.

Tabi ki her şeyi tecrübe edecek zamanım yok. (Kimin var ki?) İnsan her şeyi tecrübe etmeye kalksa dünya zamanı buna az gelir. Hem öyle zaman geliyor ki; edindiğim bazı tecrübeleri de nasıl kullanacağımı bilemediğim oluyor. İşte burada usta birine danışmak gerekiyor…

D&R’da eşim ile gezerken gördük bu kitabı.

Biraz kurcaladık dedik ki bir birimize “anne babayız ve bu kitaba sahip olmalıyız.” Aldık. İnsan gelişimi konusunda baş ucu kaynağınız olacak ufkunuzu açan bir kitap.

Kitabı okuduğumda, kendi yetiştirilişimdeki doğrularla ve yanlışlarla karşı karşıya kaldım. Bazen kitabı dayadım göğsüme ve o an okuduğum bir cümle veya paragraf ile gözümde canlanan anıyı bir kez daha yaşadım. İçimden dedim ki evladıma dönüp; “Hiç korkma yavrum, geleceğin Allah’ın izni ile emin ellerde”.

Anneyseniz alın okuyun.

Babaysanız alın okuyun.

Çocuğunuza alın okutun.

Anneyseniz anneliğinizi sorgulayacaksınız.

Babaysanız babalığınızı sorgulayacaksınız.

Çocuğunuz çocukluğunu sorgulayacak.

Anneliğinizdeki hataları doğruya çevirerek doğru anne olacaksınız.

Babalığınızdaki hataları doğruya çevirerek doğru baba olacaksınız.

Çocuğunuz hatalarını doğruya çevirerek doğru çocuk olacak.

Birlikte doğru bir aile olacaksınız.

Doğan Cücelolu’nun Başarıya Götüren Aile kitabı ailenizin ufkunu genişletecek.

Kalplerin Keşfi, Gazali

Sadece Kuranı Kerim’i okumak, okuyana yüzeysel olarak Müslümanlık hakkında bilgi vermesine rağmen Müslümanlığın içeriğini, Allah’ın insanlardan gerçekte ne istediğini, insanlar eğer iyi bir kul olurlarsa Allah’ın onlara ne ödül vereceğini, insanlar eğer Allah’ın istemediği biri olurlarsa ne ceza göreceklerini yüzde yüz anlamak için yeterli değildir.

Müslümanlığı tam olarak anlayabilmek için Hz. Muhammed’in (Allah’ın selamı O’nun üzerine olsun) hayatını, Hz. Muhammed’e (Allah’ın selamı O’nun üzerine olsun) sorulan sorulara Hz. Muhammed’in (Allah’ın selamı O’nun üzerine olsun) ne cevap verdiğini bilmekte gerekmektedir.

Ortalıkta doğru yolu ben gösteriyorum diyen sayısız cemaat, tarikat bulunmaktadır. Bunların çoğu önderlerinin kendi çıkarları doğrultusunda, kendi çıkarına uygun olanın öğretildiği, kendi çıkarına uygun olmayan öğretinin ise sümen altı edildiği yerle olmuşlardır.

Sanki Hz. Muhammed (Allah’ın selamı O’nun üzerine olsun) söylemiş gibi bir sürü hadis dillerde dolaşmaktadır. Ama önemli olan gerçekliği evliyalar ve alimler (Tirmizi, Buhari, İbni Mace gibi) tarafından kabul görmüş sahih hadislerdir.

Gazali, Kalplerin Keşfi adlı eserinde aşağıdaki, eminim sizin kafanızda da soru olan 111 konuya, sahih hadislerden yola çıkarak cevap vermiştir.

Kitap 770 sayfa, sayfa sayısı sizi korkutabilir. Ama Allah onlardan razı olsun bazı arkadaşlar kitabın bölüm bölüm ses kaydını yapıp Youtube’da paylaşmışlar. Ben arabada işe gidip gelirken aşağıdaki videoda sizinde dinleyebileceğiniz şekilde dinledim.

Kitabı okurken (dinlerken);

Allah’a sığındığınızda, eğer gerçek iseniz ve hak ediyorsanız daha öncesinde Allah’ın siz ne yapmış olursanız olun size ne kadar şefkatli ve affedici olabileceğine şahit olacaksınız.

Allah’ın kurallarını tanımamazlık yapmakta ısrar ederseniz ise hakkınız olan gazabının ne denli şiddette azap dolu olabileceğine şahit olacaksınız.

Bu kitap hakkında söylenebilecek daha çok şey var: özet olarak Gazali’nin Kalplerin Keşfi kitabı ile bir yaratılmış olduğunuzun ve bir yaratıcınızın olduğunun gerçekliğine erişeceksiniz.

1 – Korku

2 – Allah korkusu

3 – Sabır ve hastalık

4 – Riyazet ve nefsani şehvet

5 – Nefsi yenmek ve şeytana karşı koymak

6 – Gaflet

7 – Allah’ı unutmak, fasıklık ve nifak

8 – Tevbe

9 – Sevgi

10 – Aşk

11 – Allah’a itaat, onu sevmek, resulünü sevmek

12 – İblis ve azabını beyan

13 – Emanet

14 – Namazı huşu ve huzur ile tamamlamak

15 – Emr-i bi’l ma’ruf ve nehy-i ani’l münker

16 – Şeytanın düşmanlığı

17 – Emanet ve tevbe

18 – Merhametli olmanın fazileti

19 – Namazda huşunun beyanı

20 – Dedikodu, koğuculuk

21 – Zekat

22 – Zina

23 – Sıla-i rahim ve ana baba hakkı

24 – Ana babaya iyilik etmek

25 – Zekat ve cimrilik

26 – Aşırı ihtiras

27 – İbadete devam ve haramı terketmek

28 – Ölümü hatırlamak

29 – Gökler ve çeşitli cinsler

30 – Kursi – arş – mukarreb melekler – rızıklar ve tevekkül

31 – Dünyayı terketmek, onu kötülemek

32 – Yine dünyayı zem hakkında

33 – Kanaatin fazileti

34 – Fakirlerin fazileti

35 – Allah’dan başkasını dost edinmek

36 – Sur’a üfürmek, ürkmek, mezarlardan kalkmak

37 – Mahlukat arasında verilecek hüküm

38 – Dünya malının kötülüğünü beyan

39 – Ameller mizan ve cehennem azabı

40 – İtaatin fazileti

41 – Şükür

42 – Kibrin kötülüğü

43 – Gündüzleri ve başka zamanları düşünmek

44 – Ölümün şiddetinin beyanı

45 – Kabrin ve kabir korkusunun açıklanması

46 – İlm’ül-yakin, aynel yakin ve arz günü sual

47 – Allah’ı (c.c.) zikretmenin fazileti

48 – Namazların fazileti

49 – Namaz kılmayanın cezası

50 – Cehennem meydanı ve cehennem azabı

51 – Cehennem azabı

52 – Günahtan sakınmanın fazileti

53 – Tövbenin fazileti

54 – Zulmü nehyetmek

55 – Yetime zulüm etmeyi yasaklamak

56 – Kibrin kötülünü belirtmek

57 – Tenayun ve kanaatin fazileti

58 – Dünyaya aldanmak

59 – Dünyanın kötülüğü ve ondan sakındırmak

60 – Sadakanın fazileti

61 – Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılamak

62 – Abdestin fazileti

63 – Namazın fazileti

64 – Kıyametin dehşetleri

65 – Cehennem ve mizan’ın sıfatları

66 – Kibir ve kendini beğenmişliğin kötülüğü

67 – Yetimlere iyilik etmek ve zulümden kaçınmak

68 – Haram yemek

69 – Faizin yasak oluşu

70 – Kul hakları

71 – Hevaya uymanın kötülüğü ve zühd

72 – Cennetin vasıfları ve cennetliklerin dereceleri

73 – Sabır, rıza ve kanaat

74 – Tevekkülün fazileti

75 – Mescidin fazileti

76 – Riyazet ve keramet ehlinin fazileti

77 – İman ve nifak

78 – Gıybet ve koğuculuğun kötülüğü

79 – Şeytanın düşmanlığı

80 – Muhabbet ve nefs muhasebesi

81 – Hakkı batılla karıştırma

82 – Cemaat namaz kılmanın fazileti

83 – Gece namaz kılmanın fazileti

84 – Dünya alimlerinin cezası

85 – İyi huyun fazileti

86 – Gülme – ağlama, elbise

87 – Kur’an-ı kerim’in ve alimlerin fazileti

88 – Namaz ve zekatın fazileti

89 – Ana-babaya iyilik ve evlat hukuku

90 – Komşuluk hukuku ve fakirlere iyilik

91 – İçki içenin cezası

92 – Peygamberimizin (s.a.s.) miracı

93 – Cumanın faziletleri

94 – Kadının kocası üzerindeki hakları

95 – Erkeğin karısı üzerindeki hakları

96 – Cihadın fazileti

97 – Şeytanın hilesi

98 – Çalgı dinlemek

99 – Bid’at ve nefsi arzulara uymanın haram oluşu

100 – Recep ayının faziletleri

101 – Şaban aynın faziletleri

102 – Ramazan ayının faziletleri

103 – Kadir gecesinin faziletleri

104 – Bayramın fazileti

105 – Zilhiccenin ilk on gününün fazileti

106 – Aşurenin fazileti

107 – Fakirleri ağırlamanın fazileti

108 – Cenaze ve kabir

109 – Cehennem azabından kurtulmak

110 – Mizan ve sırat

111 – Peygamber efendimizin (s.a.v.) vefatı

Konulardan bazıları o kadar derinlemesine ele alınmıştır ki; dinlerken tüylerim diken diken oldu eğer bir yapımcı olsaydım bunlardan fantastik- gerilim tarzında filmler yapardım.