Yazar

Kağıttan Kentler

En basitinden şöyle anlatayım; kolunda milyon dolarlık saat, altında milyon dolarlık arabası ile ekranlara çıkıp arkasında bom boş duran araziyi göstererek burada bir şehir kuracağım diyen adı malum büyük oynayan müteahhit ve benzeri girişimcilerin projeleri eğer hiç başlanmadan veya biraz başlanıp da tamamlanamadan kendi haline terk ediliyorsa bu tür yerlere kağıt üzerinde kaldıkları için Kağıttan Kentler denir.

Şimdilerde bu tür yapılar daha ortada hiçbir şey yokken maket üzerinden satıldığı için bence maketten kentlerde denilebilir.

Biz kendi hayatımızı yaşamaya çalışırken çevremizdeki insanlar da kendi hayatlarını yaşamaya çalışıyorlar, hadi yedi milyarın üzerinde insanın yaşadığı dünyamızda herkes ile ilgilenemeyiz ama dost diyebileceğimiz bir arkadaşımız için öylece oturur durur muyuz yoksa bir şeyler yapmak için gayret mi gösteririz?

“Dost dediğin kara günde belli olur “atasözümüz bu soruya cuk oturacak cevabı kendi kendine verir.

Çevrenize bakınca ne kadar bina görüyorsunuz; çok çok çok

Komşuluğunuza bakınca kaç kişiyi tanıyorsunuz; çok çok az

Bir apartmanın bir dairesinde bir cenaze olsa bile diğer dairesinde yaşayan eğlenebiliyor. Oysa eski zamanlarda böyle miydi? Sessizlik korunarak, düğün varsa o bile ertelenerek acını bizde yaşıyoruz, yasını bizde tutuyoruz gösterilirdi! Gittikçe yozlaşıyoruz, yalnızlaşıyoruz.

Günümüzün şahane harita programlarından en popüleri olan Google Earth programından bir bakın şehrinize bir sürü bina göreceksiniz; yalnızsanız, acınız sadece sizin acınızsa gerçek bir kentte mi yaşıyorsunuz, kağıttan bir kentte mi yaşıyorsunuz? Siz karar verin, farkı var mı?

Canavar Pornosu, Kadın Kadını Bu Hallere Sokarsa

( Bir ev kadınının fantezisine bakın ) Yeni fantezi: Canavar pornosu 

‘Grinin 50 Tonu’nun tüm dünyada yarattığı tantanayı hatırlıyor musunuz? Boş verin, boş verin! Hatırlamadan unutabilirsiniz… Bu defa işler ciddi!

ABD’li bir ev hanımının yazdığı bu kitap meseleyi bambaşka boyutlara taşıdı. Bir canavar, bir ‘orman adamı’ tarafından kaçırılan bir grup kadının tecavüze uğraması ve daha sonra bundan ‘zevk’ alır hale gelmesini anlatan ‘skandal’ kitap satış rekoru kırıyor! Kitabın adı, ‘Cum For Bigfoot’… Türkçe’ye çevirmeye terbiye standartları izin vermiyor ama ‘Kocaayak’a zevk vermenin yolları’ diyelim, geçelim…

Hiçbir promosyon, reklam çalışması olmadan sadece kulaktan kulağa yayılan bilgilerle tam 100.000 satıyor ‘canavar pornosu’! Üstelik kitabın bir yayıncısı bile yok ve sadece dijital kitap olarak satılıyor. Amerika, İngiltere ayakta; ‘bireysel yayıncılık’ bu defa ciddi ciddi tartışılıyor; ‘Nereye gidiyor bu dünya?’ altı çizile çizile soruluyor bu defa!

BİR EV HANIMININ ‘ACIMASIZLIĞI’

‘Skandal’ı başlatan Virginia Wade adında bir ev hanımı… Evinde otururken bir anda eski bir filmden bu fikir aklına geliyor ve bir oturuşta koca bir fantezi romanını yazıyor. Bu kitap öyle bir gecede patlayan kitaplardan değil. ‘Çılgın’ ev hanımımızın dediğine göre ilk ay 5 dolar filan kazanabilmiş sadece. Ancak bir kişi okumuş, diğerine söylemiş; sonra diğeri de binlercesine… Kitabın editörlüğünü babası yapmış, annesi de Almanca’ya çevirmiş. Wade ailesi ‘aşmış’ anlayacağınız! ‘Piyasada canavar pornosu açığı mı var; o zaman biz bunu paraya çevirebiliriz’ diyerek de son derece açıkça niyetlerini belli ediyorlar… Hatta o kadar ki ‘parayı bulduktan’ sonra kızını özel okula veren Wade, ona şunu bile söylemiş: “Bu okulun parasını Kocaayak veriyor”

UZAYLILAR, YARI AYI-YARI İNSAN KARAKTERLER…

Wade, işleri büyütmüş sonra; kitabı ‘seri’ haline getirmiş. Bir kitabı aşağı yukarı 3-4 günde bitirdiğini söylüyor. ‘Dark Lord tarafından tecavüze uğrama’ ve ‘Korsanlar tarafından kaçırılma’ temalarını işlediği kitaplar da yazmış ama hiçbiri ‘Kocaayak’ kadar tutmamış. Paranın kokusu sadece Wade’e gelmemiş tabii… Hemen başka kitaplar da çıkmış. Kutuplarda ‘yarı ayı-yarı insan’ tarafından kaçırılan ve tecavüze uğrayan belgeselci kadının hikâyesini mi istersiniz; Frankenstein’in ‘kirletildiği’ küçük öyküler mi? Uzaylılar da var tabii işin içinde… Piyasa çok açık; garip bir karakter yarat, 10-15 sayfa yaz, 5-6 liraya sat!

tarzan and jane erotic

BİREYSEL YAYINCILIK TARTIŞILIYOR

Peki, her şey bu kadar ‘özgür’ olabilir mi? Daha doğrusu olmalı mı? ‘Ben yazıyorsam insanlar da alıyor kardeşim!’ savunması canavar tecavüzünde bile geçerli midir? Elbette bu ‘para’yı kazanmanın bir bedeli var. Medya, yayıncılar, politikacılar; herkes kızgın canavar pornocularına… Habere yorum katmadan vermesiyle ünlü BBC bile geçtiğimiz hafta İngiltere’de de patlayan bu akımı ‘Hastalıklı kitapların satışı’ başlığıyla duyurdu. The Kermel, Amazon’u topa tuttu; ‘Para için babanızı satarsınız!’ demeye getirdi. İşin özü, dünya bireysel yayıncılıkla ilgili ciddi bir sınavdan geçiyor. İnternetin özgürlüğü bu defa gerçekten can yakıyor; daha çok can yakacağı da şimdiden kesin bilgi!

cum for viking

VİDEOYU YASAKLADIK AMA KİTABI?

Görüntülü pornoyla ilgili dünyanın her yerinde ciddi önlemler var ama; söz konusu ‘yazılı’ bir şey olunca, herhangi bir canlandırma nesnesi kullanılmadan sadece hayal gücüyle yapılan bir ‘eser’den bahsediliyorsa; nasıl bir önlem alınacağı bilinmiyor! ‘Ne yani kitabı da mı yasaklayacağız; sansür bu noktaya geldi mi?’ ile ‘Canavarın kaçırıp tecavüz ettiği kadını yüz binlerce kişinin zevk alarak okumasını sineye mi çekeceğiz?’ hassasiyetleri kıran kırana çarpışıyor.

SIKIYSA HEPSİNİ SİLİN!

Forumlar bu hikâyelerle dolu. Ücretsiz olarak yayınlanan 1 sayfalık yazılar bile acayip tıklanıyor. Peki, sıkıntı bunun paraya dönüşmesinde mi; yoksa bizzat kendisinde mi? Eğer sorun ‘tecavüzün meşrulaştırılmasıysa’; canavar pornocuları diyor ki, “O zaman sıkıysa bütün hikâyeleri silin internetten? Yapabiliyor musunuz?”

ŞOV DÜNYASININ ORTA SINIFA VERDİĞİ CESARET

Bunun adı, orta sınıfın delirmesi! Virginia Wade, gerçekten marketten her sabah aynı saatte süt alan bir kadın. Ortalama, sıradan bir kadın… Belki diyor ki içten içe, ‘Rihanna Instagram’dan poposunu 50 kere çekiyorsa, Miley Cyrus canlı yayında esrar içiyorsa; ben neden fantezilerden bahsedemeyeyim?’ Her gün biraz daha sınırların zorlandığı ‘şov dünyası’nın ‘sıradan’ seyircisi artık sadece ‘şaşkınlıkla’ izlemekten yoruldu televizyonunu… ‘Ben de yapabilirim’ler yetenek yarışmalarıyla başladı, webcam’lerden soyunmayla devam etti ve en sonunda ‘edebiyat’a da en sapık haliyle sıçradı işte…

YA TÜRKİYE’YE DE SIÇRARSA?

İnsan ister istemez buraları düşünüyor! Ya bizim buraya da sıçrarsa? Bizde tecavüze ilgi, hala ‘üstü kapalı’ olarak seyrediyor. Serdar Turgut, geçen ay ne güzel açıklamıştı köşesinde ‘Küçük Gelin’in reyting rekoru kırmasının sebebini: “Çocuk gelin dizisi de sosyal bir soruna, bir acıya parmak bastığından ve seyircisi de birdenbire çok duyarlı, çok düşünceli hale geldiğinden değil, bazı kafaların genç kız çocuğu fantezilerini ekranda bir şekilde görme arzusunu tatmin ettiğinden seyrediliyordur.” Bu üstü kapalı, ‘cık cık cık; vay şerefsizler!’ kılıflı ilgi bile kan dondururken, her şeyin bu kadar açık açık yaşandığı bir dünya ne tür hasarlar yaratır? Yoksa ‘açık açık’ yaşanırsa, ‘iğrençlik’ yüz üstüne çıktığı için, ‘taciz’den ‘tecavüz’den soğuma, uzaklaşma başlar mı? İşte bu da başka bir hassasiyet çarpışması…

Yazı: Mehmet Özdoğan tarafından yazılmıştır ve http://m.gazetevatan.com/Columnists/Article?ID=594486 adresinde yayınlanmıştır.

Bütün kadınları kendilerini cinsel obje olarak gösteren bütün yayınların yazarlarına ve yayıncılarına karşı isyana davet ediyorum…

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

Arkadaşlarım üzerilerini kat kat ve kalın kalın giyinmişken yine de tir tir soğuktan titrerlerken, aynı havalarda ben o kadar da üstüne kat kat ve kalın giyinen bir insan değilimdir. Elime dokunurlar, yanağıma dokunurlar… buz gibisin donacaksın derler ama ben üşüdüğümü hissetmem; acaba sinir sistemim mi çalışmıyor? Hayır hayır sinir sistemim gayet iyi çalışıyor!

Ben arkadaşlara şunu söylerim;

Bir insan kışın soğuk bir ortamda bulunuyor olsun eğer düşüncesinde kendisini çöl sıcağı altında bulunduğuna inandırabilirse üşümez, yazın sıcak günlerinde ter basmışken kendisini kutup soğuğu altında bulunduğuna inandırabilirse terlemeyi bırakın titremeye bile başlarsınız!

Onlarda benimle yürü git oradan diye dalga geçerler.

Kendisi uzman bir psikiyatrist olan Gary Small tarafından mesleğe ilk adım attığı günlerden başlayarak karşılaştığı olaylardan en ilginç olanlarından seçerek yazmış olduğu “Bir Psikiyatristin Gizli Defteri” isimli kitabında, insan beyninin insana neler yaptırabileceğini okuyacaksınız; bir taraftan olaylara gülerken diğer yandan vay be ben kafatasımın içerisinde böyle ne taşıyorum diyeceğiniz düşündürücü sürükleyici bir kitap!

Aynı Yıldızın Altında

Yorum: Kanuni Sultan Süleyman’ ın dediği gibi; “ Cihanın hiçbir yerinde, hiçbir zevkinde bir nefes sıhhatten daha önemli bir şey yoktur.”

Allah’ a şükür sağlıklıyım diyorsanız, düşündüğünüz birçok şeyi de yapma gücüne sahipsiniz, bir düşünün sağlığı yerinde olamayıp ta hayaller kuranlar, imkanları dahilinde bir şeyleri yapmak isteyenler, bunun için tabiri caizse ellerinden geldiğince emek sarf edenler… Eğer sizin sahip olduğunuz sağlık hazinesine sahip olsalardı, hazinenin tamamını bırakın, öyle sağlık sorunu olan insanlar var ki; hepsi değil ama şu organım sağlıklı olsaydı ahhhh ben bilirdim yapacağımı diyor, ben bilirdim yaşamayı, öğretirdim size de nasıl güzel yaşanacağını!

Eeeeee ne duruyorsunuz sağlığınız yerindeyken sonraya ertelemek niye; şimdi, yani bugünden, bu saatten, bu dakikadan, şimdiden, yani şimdi başlayın, ertelemeyin daha fazla yaşamayı, hazine sizin elinizde iken onu çarçur etmeyin.

aynı yıldızın altında

Hayatınızı 7 Günde Değiştirin

hayatınızı 7 günde değiştirinHayat ne çok uzun, ne de çok kısa ama bir gerçek var, sadece kendi tecrübelerin ile yol almaya kalkarsan bu hayatta, Hz. Adem’ den ve Hz. Havva’ dan bir farkın kalmaz ki onlar ilk insanlardı, ömürleri uzundu, ilahi bir güç tarafından korunuyorlardı ve Allah’ ın huzurundan kovduğu melekler başı şeytanında acemilik dönemiydi!

Sadece kendim tecrübe edeceğim ve ona göre yol alacağım dersen; zamanın yetmez, yorulursun, bıkarsın, keşkelerin çok olur, ölüp çekip gidersin bu diyardan rahat bir nefes dahi alamadan,

Başkalarının tecrübelerinden de ders aldığında; senin kendi yoluna çıkabilecek zorluklar ile daha öncesinden karşılaşmış göğüsleyebilmiş ya da başarısızlığa uğramış insanlardan da bir şeyler öğrenerek, kendi cesaretin ile harmanlayıp hareket ettiğinde ise akan zamanla birlikte hayat sana yaşama zevki verir, keşken olmaz, olsa bile az olur, o da önemsiz olur!

Hayatınız bir başkasının yazdığı kitap ile 7 günde değişmez, size sadece hayatını tadında yaşayabilmeniz için çeşitli tüyolar verir, fazla da yazan şeyi takıp da kendinizi kalıplara sokmaya da gerek yok; şunu unutmayın hayatınıza yön verebilecek sadece sizsiniz! 

hayatınızı 7 günde değiştirin

Kardeşimin Hikayesi

Kardeş, aynı karını paylaşan 2 ve/veya daha fazla sayıda insan, karındaş. Kardeş; adı anıldığında akan suların durduğu, yaşamaya başladığımız hayatın, hele ki ilk adımlarımızda, çoğu zamanını birlikte geçirdiğimiz, birlikte muziplikler yaptığımız, bir birimizin sırlarına ortak olduğumuz, el ele vererek anne ve babamızın karşısında bazen şakacıktan bazende harbiden yıkılmaz bir duvar olduğumuzu ispat ettiğimiz can parçamız…

Neler daha sayabiliriz değil mi kardeşimiz için?

Bir kardeşimi, onunla yaşayacagımız bir sürü şey varken, O’ nu daha 3 yaşında meleklere emanet edip kara toprak altında varlığını kaybettiğim için midir bilmem? bu kitabı hayatımdaki en beğendiğim kitapların arasına şimdiden yerini aldı bile!