Doğan Cüceloğlu

Geliştiren Anne Baba, Doğan Cüceloğlu

Çocuğumuzun gelecekte her alanda başarılı olabilmesi için eşimle birlikte elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Kendi gelişimimiz için eskiden kitaplarını okuduğumuz Doğan Cüceloğlu’nun şimdi de çocuk gelişimi ya da  daha doğru ifade ile bir ebeveynin iyi anne, iyi baba olabilmesi için yazdığı kitapları da okuyoruz.

Biliyoruz ki çocuğun iyi gelişimi için öncelikle anne babanın da kendini geliştiren olması gerekmektedir. Jenerasyon farkı diyorlar ya o yüzden. Bizi büyüten anne babamızın eski zamanı ile bizim çocuk büyüttüğümüz şimdiki zaman arasında her bakımdan büyük farklar var…

Doğan Cüceloğlu’nun Geliştiren Anne Baba kitabını okurken aklımda şampiyonluğu hedefleyen bir futbol takım canlandı. Şampiyonluğu hedefleyen bir takım; yani top toplayıcısından teknik direktörüne, kalecisinden forvetine kadar her şeyi ile bütün içinde olan bir takım.

Sezon başlarında, sezon aralarında hep şahit olmuşuzdur takımın aksayan hangi bölgesi ise oraya transferler yapılır; gol mü atamıyor golcü alır, gol mü yiyor kaleci alır, oyun mu kuramıyor orta saha alır… Ama alınan futbolcular dünyanın en iyisi de olsa takıma katılan futbolcular, bir futbol takımı 11 kişiden oluşmaktadır. Eski takımın yeni oyunculara yeni oyuncularında eski takıma adaptasyonu ile ancak takım takım olur. Düzenli antrenman yaparak, kondisyonunu sürekli zirvede tutarak, hazırlık maçları yaparak birlikte oynamayı öğrenirler ve böylece şampiyonluğa giden yoldaki maçları kazanarak kupayı havaya kaldırabilirler…

Düşünün ki kalede en iyi kaleci var ve defans buna güvenerek gelen forvete müdahale etmek için nefes tüketmiyor gol mü yenmez?

Düşünün ki ileride dünyanın en iyi forveti var ona pas atamayınca gol mü atılabilir?

Çocuk bizim aile takımımıza katılan yeni bir takım oyuncumuzdur. Ailemizin mutlaka bir hedefi vardır, ailemize dahil ettiğimiz yeni takım arkadaşımızı ailemize adapte ederek birlikte oynamayı öğreneceğiz. Biz profesyonel o paf takımdan… O bizi örnek alacak! Biz onu o yapacağız.

…

Ben Doğan Cüceloğlu’nun tarzını çok seviyorum çünkü; başkaları gibi bilgiyi bu benim ülkeme uyar mı uymaz mı diye düşünmeden olduğu gibi ithal etmiyor; anlatılarını bu ülkede yaşayan herkes için geçerli kılıyor.

Anneyseniz alın okuyun.

Babaysanız alın okuyun.

Anneyseniz anneliğinizi sorgulayacaksınız.

Babaysanız babalığınızı sorgulayacaksınız.

Anneliğinizdeki hataları doğruya çevirerek doğru anne olacaksınız.

Babalığınızdaki hataları doğruya çevirerek doğru baba olacaksınız.

Birlikte doğru bir aile olacaksınız.

Teşekkür ederim Doğan Cüceloğlu.

Başarıya Götüren Aile, Doğan Cüceloğlu

Ben, Doğan Cüceloğlu’nu seviyorum ve bütün kitaplarını da severek okuyorum çünkü bu adam diğer psikologlar gibi değil. Bu adam bulunduğu coğrafyanın insanlarına yol göstermeye çalışan, mesleğini layıkıyla icra eden, tam olması gerektiği gibi tutum sergileyen psikolog gibi psikolog.

Bu adam, Doğan Cüceloğlu, anlatılarında EGO’sunu bir tarafa bırakarak anlatıyor. Şimdi diyeceksiniz ki nereden biliyorsun EGO’su olmadığını? EGOsu olup olmadığını bilmiyorum zaten anlatılarında diyorum DİKKAT! Jedi şövalyeleri dışında herkeste birazda olsa EGO vardır. Doğan Cüceloğlu gibi bir seviyeye erişen başka psikologlar anlatılarında mesleki terimlerle doldururlar. Onları sadece kendi meslektaşları anlayabilir. Başkalarına ise bir faydaları yoktur. Böyle yapmalarındaki amaç, karşısındaki insana “Vay be, adama bak” dedirtmektir.

Başkaları yabancı dilden kitap çevirir, kitaptaki bir karakteri alır çevresindeki insanlara ve şartlara uymasa dahi örnek olarak anlatır…

Ama Doğan Cüceloğlu senden, benden, bizden bahsediyor. Bizim yaşadığımız olaylardan bahsediyor, bizden bahsediyor.

Bu adamın kitaplarında Türk insanı var.

Hani eskiden Ufuk Ercan ikilisinin bir şarkısında olduğu gibi; “koçum benim be ne milletiz!” bize para etmez Jargon biz anlarız bizim kendi dilimizden.

Biz, bize yol gösterecek birisine ihtiyaç duyduğumuza göre cahil sayılırız. Biz yol gösteren kişinin seviyesine erişecek halimiz olmadığına göre erişmiş kişinin bizim seviyemize inmesi gerek değil mi! İşte Doğan Cüceloğlu bizim seviyemize ölçüsünde inen biri.

Allah’a şükürler olsun bir evladım var.

Annem de babam da; “anne baba olun; o zaman anlarsınız bizi” derlerdi, oldum ve şimdi onları daha iyi anlıyorum. Annem ve babamın tecrübeleri ile ben kendi zamanıma göre diğer arkadaşlarıma göre daha iyi eğitim aldım ve şimdi evladıma tecrübelerim ile yol gösterme sırası bende.

Tabi ki her şeyi tecrübe edecek zamanım yok. (Kimin var ki?) İnsan her şeyi tecrübe etmeye kalksa dünya zamanı buna az gelir. Hem öyle zaman geliyor ki; edindiğim bazı tecrübeleri de nasıl kullanacağımı bilemediğim oluyor. İşte burada usta birine danışmak gerekiyor…

D&R’da eşim ile gezerken gördük bu kitabı.

Biraz kurcaladık dedik ki bir birimize “anne babayız ve bu kitaba sahip olmalıyız.” Aldık. İnsan gelişimi konusunda baş ucu kaynağınız olacak ufkunuzu açan bir kitap.

Kitabı okuduğumda, kendi yetiştirilişimdeki doğrularla ve yanlışlarla karşı karşıya kaldım. Bazen kitabı dayadım göğsüme ve o an okuduğum bir cümle veya paragraf ile gözümde canlanan anıyı bir kez daha yaşadım. İçimden dedim ki evladıma dönüp; “Hiç korkma yavrum, geleceğin Allah’ın izni ile emin ellerde”.

Anneyseniz alın okuyun.

Babaysanız alın okuyun.

Çocuğunuza alın okutun.

Anneyseniz anneliğinizi sorgulayacaksınız.

Babaysanız babalığınızı sorgulayacaksınız.

Çocuğunuz çocukluğunu sorgulayacak.

Anneliğinizdeki hataları doğruya çevirerek doğru anne olacaksınız.

Babalığınızdaki hataları doğruya çevirerek doğru baba olacaksınız.

Çocuğunuz hatalarını doğruya çevirerek doğru çocuk olacak.

Birlikte doğru bir aile olacaksınız.

Doğan Cücelolu’nun Başarıya Götüren Aile kitabı ailenizin ufkunu genişletecek.

Gerçek Özgürlük, Doğan CÜCELOĞLU

Kendi hayatımızı mı yoksa, başkalarının bize reva gördüğü hayatı mı yaşıyoruz?

Annem;

İlkokulu başarı ile bitirmiş bir ev hanımı. Ama ilkokuldaki derslerinde elde etmiş olduğu başarıya rağmen yobaz düşünceler içerisinde okutulmamış bir Türkiye gerçeği.

Rahmetli dedemin annesi şehre inmiş takvim yaprakları 19 mayısı gösteriyormuş: Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı günü. Bayram için okul öğrencilerinin çeşitli çeşitli gösteri etkinlikleri düzenleniyormuş. Kadına farklılık olsun, eğlence olsun diye gösterinin yapıldığı alana götürmüşler.

Orada etekleri dizlerinin, penyeleri göğüslerinin çatalının hemen üzerinde olan kızları görmüş. Kızları erkeklerle birlikte el ele tutuşup dans ederken, çeşitli oyunlar oynarken görmüş, konuşurlarken izlemiş…

O zaman rahmetli dedeme annem, okula devam etmek istediğini söylemiş. Dedem düşünüyor taşınıyor… Çevresindekilerle paylaşıyor. Dedemin annesi karşı çıkıyor; “Vay efendin şehirde okula göndereceksin de kızı orospu mu yapacaksın” … bir de arkasından “eğer gönderirsen sütümü sana helal etmem” lafı. Annemi eğitim hayatından alıkoyuyor.

Dedem sonradan “bu kızı okutamadığıma çok pişmanım” dese de iş işten çoktan geçmiş.

Babam: İlkokul mezunu.

Daha sütteyken annesi rahmetli olmuş.

Babası da daha karısının kırkı çıkmadan başka bir kadınla evlenmiş.

Babam olmuş üvey evlat.

Daha küçük yaşta öz dayısının yanında, dayısının her türlü işini yapmaya çalışan, ne yaparsa yapsın bir türlü hoşnutluk görmeyen bir çocuk. Bir gün, daha küçükken neredeyse dayısı kendisini öldürüyormuş da başkaları zor kurtarmış.

Öz babası şehirden bir şeyler getirirmiş, üvey annesi babamı suya gönderirmiş dönünce bakarmış ki; hiç bir şey kalmamış. Üvey anne her şeyi kendi karnından çıkanlara yedirmiş.

Sordum babama; niye okumadın? diye. Cevabı gözlerimi yaşartmıştı.

“Okula kaydettirdiler” dedi ama; “kimse ne defter aldı, ne kalem, ne kitap… ne ile nasıl okuyacaktım?”

İkisinin yolu karşılaşmış ve BEN!

Annem kendi istediği, hayalini kurduğu gibi mi bu yaşına geldi? HAYIR

Babam kendi istediği, hayalini kurduğu gibi mi bu yaşına geldi? HAYIR

Nereden mi biliyorum?

Bize imkan tanımadılar, bari sizin geleceğiniz sizin istediğiniz gibi olsun şeklindeki arzularından. Bize sürekli ettikleri nasihatten…

Doğan CÜCELOĞLU’nun Gerçek Özgürlük kitabı, zaman daha çok geçmeden anne, baba, çocuk… herkesin okunması gereken bir kitap.

Çünkü bu kitap, hiç farkına varmadığınız halde size takılan ve/veya karşınızdakine taktığını prangalarınız olduğunun farkına varmanızı sağlıyor.