kitap değerlendirme

Korku, Stefan Zweig

Bir suç mu işledin?

Bir kabahatin mi var?

İçin içini kemirip duruyor mu?

Sol taraftaki meleğin yazdıklarından omzuna ağırlık mı çöktü?

Birilerinin daha yaptıklarından haberdar olduğunu mu seziyorsun?

Günah sırlarının açığa çıkmasından korkar mı oldun?

Ama korkunun ecele faydası yok.

Eteğindekilerin dökülmesini sadece erteleyebilirsin ama mani olmazsın!

En iyisi gerçeği özgür bırak.

Rahatla…

Stefan Zweig tarafından; günah, sır, suçluluk, korku, itiraf kelimelerinin bir araya getirilerek “gerçek seni özgür bırakır” nasihati verilen harika bir kitap.

Uçurtma Avcısı, Khaled Hosseini

Farklı ülkelerin yazarlarına ait kitapları okumak, yazarın ülkesi hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlar…

Bu kitabı alıp okumaya başlayana kadar hep bir çocuk kitabı, çocukların okuyacağı tarzda bir kitap düşünmüştüm. Şöyle okuyunca beni sürükleyecek, elimden düşüremeyeceğim bir kitap arıyordum. Kaç haftalardır D&R’ın En Çok Satanlar bölümündeydi. Aldım…

Bir çocuk kitabı değilde çocukların bakış açısı ile bir yetişkin eğitme kitabı olduğunu bir kaç sayfa okuyunca anladım ve son sayfasına kadar acaba ne olacak soruları ve tahminleri ile kitabı bitirdim.

Neden insanları ırkları, dinleri, mezhepleri… gibi sınıflara ayırma mecburiyetindeyiz. İnsanlar arasındaki ayrımı ilk kim yaptı? Kimler karşı çıkmadılar?

Keşke çocukların temiz düşünceleri gibi davransalar büyükler…

Büyükler keşke hiç çocukluklarını kaybetmeseler…

Keşke insanların hepsi karşılarında bulunanlara verdikleri nasihatleri kendileri de uygulayabilselerdi…

Kitabı okurken Hasan gibi biri olmak ya da çocuğunuzun Hasan gibi olmasını isteyeceksiniz…

Emir’i tanıdıkça Emir’den veya Emir’den bir parça görürseniz kendinizden nefret edeceksiniz…

Müslümanlığın nasıl yanlış anlaşıldığına olayları siz yaşıyormuş gibi şahit olacaksınız…

Amak-ı Hayal, Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi

Hayat zıtlıklar üzerine var edilmiştir.

Cennet <> cehennem

Yaşam <> Ölüm

İyi <> kötü

Güzel <> çirkin

Sevgi <> nefret

Sıcak <> soğuk

Pozitif <> negatif

Gerçek <> yalan

Sevap <> günah

…

Hiç bir şey göründüğü gibi olmayabilir!

Her karanlığın içinde bir aydınlık her karanlığın içinde de bir aydınlık vardır.

Gece oldu diye güneş, gündüz oldu diye yıldızlar yok mu olur?

Düştün diye hep yerde mi kalırsın, zıpladığında her zaman havada asılı mı kalırsın?

Bir kere ağlamaya başlayan bir daha hiç gülemez mi, bir kere gülmeye başlayan bir daha hiç ağlayamaz mı?

Bir günah işlediğinde cennetin, bir sevap işlediğinde cehennemin kapıları sonsuza dek mi kapanır?

Hayat bu bir bahis var Allah ile Şeytan arasında… Şeytan kıyamete kadar yaratılanlara kötülük yapmalarını fısıldayacak.

Varım diyorsun? Acaba; yok olabilir misin gerçekte!

Bir görev düşüyor bu durumda insana; kendisine kendisinden ruh veren Allah’ın ne demek istediğini anlamak, anlatmak.

Tesla, Vladimir Pistalo

Özellikle karanlıkta, kesik olan elektrikler geldiğinde yanan ampul ile birlikte “Allah razı olsun şu Edison’dan” diyordum. Bu kitabı okuyunca Edison’dan nefret ettim. Eminim para kazanma hırsı yüzünden başkalarına, başkalarının çalışmalarına başkaları bir şey nasiplenmeden sahip olmak için ancak Tilki’nin aklına gelecek yöntemler deneyen Edison’dan siz de nefret edeceksiniz.

Allah senden razı olsun Nikola Tesla!

Nikola Tesla (1856 – 1943) sanki yaşadığı döneme gelecekten yolculuk yaparak gelmiş bir Bilim Adamı. Doğayı gözlemleyerek; neden insanoğlu da bu doğa olayını kendi yaşamında gerçekleştiremesin diye sorgulayan bir bilim adamı…

Bilimin insanlığın hizmetine sunulmasının ücretsiz olmasını savunan, kurumsallaşmanın, şirketleşmenin karşısına dikilen, kendisine yapılan, bünyelerinde astronomik ücretlerle çalışma tekliflerini elinin tersi ile hiç düşünmeden çeviren, emir altında olmanın düşünmesinin önüne engel olacağını düşünen bir bilim adamı…

Beş parasız bir biçimde ölümünün üzerinden neredeyse bir asır geçecek olmasına rağmen kablosuz elektrik iletimini yapamıyoruz oysa ki o yapmış…

Ha bu arada Alternatif Akımın mucidi bu adam; yani evlerimizde çalışan her türlü cihaza elektrik iletimini sağlayan teknolojinin mucidi bu adam. Biraz zengin bir ailede gelmiş olsaydı belki dünya şimdikinden bir kaç asır daha ileride olacaktı kim bilir?

Fazla söz söylemeye gerek yok o elektrik tarihine ismini altın harflerle kazıyan Nikola Tesla.

Nikola Tesla sorunlara çözüm bulan gerçek bir Mühendis gibi Mühendis!

Kitap, benim kanaatimce çok ağır ilerliyor… Nikola Tesla’nın gözünden çevresi ve dönemi olayları gösterilmeye çalışılmış fakat alakasız derinliklere inilmiş ki; bu okuyucuya bazen ne alaka dedirtiyor. Söylediğim gibi bu benim düşüncem siz kitaptan tat alabilirsiniz.

İyi okumalar…

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali

Kitaptan benim çıkardığım dersler;

  • Çevrende “iki eli kanda olsa yardım eder” deyimini doğrulayıcı nitelikte; zor zamanlarda güvenebileceğin dostların olsun ama kendi ayakları üzerinde durmayı da öğren,
  • Bir meslek sahibi ol; zanaat altın bileziktir,
  • Para kazanabilmek için yaptığın işini ihmal etme, işin için aileni de,
  • Şüphelerin varsa gerçeklere yürü,
  • Yaşadığı zamanın Anadolusu’nu yazan Sabahattin Ali’den bu zamana değişen tek şey takvim yapraklarındaki göstergeler,
  • Kamunun dirlik ve düzeni kamu yöneticilerinin nasıl biri olduğu ile alakalıdır; kamu yöneticisi ahlaksız ise kamu gün geçtikçe ahlaksızlığa yol alır,
  • Para, eğlence yarım bir insanın en zayıf noktalarıdır,
  • Sabahattin Ali biraz daha yaşasaydı Nobel edebiyat ödülü alması işten bile değildi.

Geliştiren Anne Baba, Doğan Cüceloğlu

Çocuğumuzun gelecekte her alanda başarılı olabilmesi için eşimle birlikte elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Kendi gelişimimiz için eskiden kitaplarını okuduğumuz Doğan Cüceloğlu’nun şimdi de çocuk gelişimi ya da  daha doğru ifade ile bir ebeveynin iyi anne, iyi baba olabilmesi için yazdığı kitapları da okuyoruz.

Biliyoruz ki çocuğun iyi gelişimi için öncelikle anne babanın da kendini geliştiren olması gerekmektedir. Jenerasyon farkı diyorlar ya o yüzden. Bizi büyüten anne babamızın eski zamanı ile bizim çocuk büyüttüğümüz şimdiki zaman arasında her bakımdan büyük farklar var…

Doğan Cüceloğlu’nun Geliştiren Anne Baba kitabını okurken aklımda şampiyonluğu hedefleyen bir futbol takım canlandı. Şampiyonluğu hedefleyen bir takım; yani top toplayıcısından teknik direktörüne, kalecisinden forvetine kadar her şeyi ile bütün içinde olan bir takım.

Sezon başlarında, sezon aralarında hep şahit olmuşuzdur takımın aksayan hangi bölgesi ise oraya transferler yapılır; gol mü atamıyor golcü alır, gol mü yiyor kaleci alır, oyun mu kuramıyor orta saha alır… Ama alınan futbolcular dünyanın en iyisi de olsa takıma katılan futbolcular, bir futbol takımı 11 kişiden oluşmaktadır. Eski takımın yeni oyunculara yeni oyuncularında eski takıma adaptasyonu ile ancak takım takım olur. Düzenli antrenman yaparak, kondisyonunu sürekli zirvede tutarak, hazırlık maçları yaparak birlikte oynamayı öğrenirler ve böylece şampiyonluğa giden yoldaki maçları kazanarak kupayı havaya kaldırabilirler…

Düşünün ki kalede en iyi kaleci var ve defans buna güvenerek gelen forvete müdahale etmek için nefes tüketmiyor gol mü yenmez?

Düşünün ki ileride dünyanın en iyi forveti var ona pas atamayınca gol mü atılabilir?

Çocuk bizim aile takımımıza katılan yeni bir takım oyuncumuzdur. Ailemizin mutlaka bir hedefi vardır, ailemize dahil ettiğimiz yeni takım arkadaşımızı ailemize adapte ederek birlikte oynamayı öğreneceğiz. Biz profesyonel o paf takımdan… O bizi örnek alacak! Biz onu o yapacağız.

…

Ben Doğan Cüceloğlu’nun tarzını çok seviyorum çünkü; başkaları gibi bilgiyi bu benim ülkeme uyar mı uymaz mı diye düşünmeden olduğu gibi ithal etmiyor; anlatılarını bu ülkede yaşayan herkes için geçerli kılıyor.

Anneyseniz alın okuyun.

Babaysanız alın okuyun.

Anneyseniz anneliğinizi sorgulayacaksınız.

Babaysanız babalığınızı sorgulayacaksınız.

Anneliğinizdeki hataları doğruya çevirerek doğru anne olacaksınız.

Babalığınızdaki hataları doğruya çevirerek doğru baba olacaksınız.

Birlikte doğru bir aile olacaksınız.

Teşekkür ederim Doğan Cüceloğlu.

Başarıya Götüren Aile, Doğan Cüceloğlu

Ben, Doğan Cüceloğlu’nu seviyorum ve bütün kitaplarını da severek okuyorum çünkü bu adam diğer psikologlar gibi değil. Bu adam bulunduğu coğrafyanın insanlarına yol göstermeye çalışan, mesleğini layıkıyla icra eden, tam olması gerektiği gibi tutum sergileyen psikolog gibi psikolog.

Bu adam, Doğan Cüceloğlu, anlatılarında EGO’sunu bir tarafa bırakarak anlatıyor. Şimdi diyeceksiniz ki nereden biliyorsun EGO’su olmadığını? EGOsu olup olmadığını bilmiyorum zaten anlatılarında diyorum DİKKAT! Jedi şövalyeleri dışında herkeste birazda olsa EGO vardır. Doğan Cüceloğlu gibi bir seviyeye erişen başka psikologlar anlatılarında mesleki terimlerle doldururlar. Onları sadece kendi meslektaşları anlayabilir. Başkalarına ise bir faydaları yoktur. Böyle yapmalarındaki amaç, karşısındaki insana “Vay be, adama bak” dedirtmektir.

Başkaları yabancı dilden kitap çevirir, kitaptaki bir karakteri alır çevresindeki insanlara ve şartlara uymasa dahi örnek olarak anlatır…

Ama Doğan Cüceloğlu senden, benden, bizden bahsediyor. Bizim yaşadığımız olaylardan bahsediyor, bizden bahsediyor.

Bu adamın kitaplarında Türk insanı var.

Hani eskiden Ufuk Ercan ikilisinin bir şarkısında olduğu gibi; “koçum benim be ne milletiz!” bize para etmez Jargon biz anlarız bizim kendi dilimizden.

Biz, bize yol gösterecek birisine ihtiyaç duyduğumuza göre cahil sayılırız. Biz yol gösteren kişinin seviyesine erişecek halimiz olmadığına göre erişmiş kişinin bizim seviyemize inmesi gerek değil mi! İşte Doğan Cüceloğlu bizim seviyemize ölçüsünde inen biri.

Allah’a şükürler olsun bir evladım var.

Annem de babam da; “anne baba olun; o zaman anlarsınız bizi” derlerdi, oldum ve şimdi onları daha iyi anlıyorum. Annem ve babamın tecrübeleri ile ben kendi zamanıma göre diğer arkadaşlarıma göre daha iyi eğitim aldım ve şimdi evladıma tecrübelerim ile yol gösterme sırası bende.

Tabi ki her şeyi tecrübe edecek zamanım yok. (Kimin var ki?) İnsan her şeyi tecrübe etmeye kalksa dünya zamanı buna az gelir. Hem öyle zaman geliyor ki; edindiğim bazı tecrübeleri de nasıl kullanacağımı bilemediğim oluyor. İşte burada usta birine danışmak gerekiyor…

D&R’da eşim ile gezerken gördük bu kitabı.

Biraz kurcaladık dedik ki bir birimize “anne babayız ve bu kitaba sahip olmalıyız.” Aldık. İnsan gelişimi konusunda baş ucu kaynağınız olacak ufkunuzu açan bir kitap.

Kitabı okuduğumda, kendi yetiştirilişimdeki doğrularla ve yanlışlarla karşı karşıya kaldım. Bazen kitabı dayadım göğsüme ve o an okuduğum bir cümle veya paragraf ile gözümde canlanan anıyı bir kez daha yaşadım. İçimden dedim ki evladıma dönüp; “Hiç korkma yavrum, geleceğin Allah’ın izni ile emin ellerde”.

Anneyseniz alın okuyun.

Babaysanız alın okuyun.

Çocuğunuza alın okutun.

Anneyseniz anneliğinizi sorgulayacaksınız.

Babaysanız babalığınızı sorgulayacaksınız.

Çocuğunuz çocukluğunu sorgulayacak.

Anneliğinizdeki hataları doğruya çevirerek doğru anne olacaksınız.

Babalığınızdaki hataları doğruya çevirerek doğru baba olacaksınız.

Çocuğunuz hatalarını doğruya çevirerek doğru çocuk olacak.

Birlikte doğru bir aile olacaksınız.

Doğan Cücelolu’nun Başarıya Götüren Aile kitabı ailenizin ufkunu genişletecek.

Gerçek Özgürlük, Doğan CÜCELOĞLU

Kendi hayatımızı mı yoksa, başkalarının bize reva gördüğü hayatı mı yaşıyoruz?

Annem;

İlkokulu başarı ile bitirmiş bir ev hanımı. Ama ilkokuldaki derslerinde elde etmiş olduğu başarıya rağmen yobaz düşünceler içerisinde okutulmamış bir Türkiye gerçeği.

Rahmetli dedemin annesi şehre inmiş takvim yaprakları 19 mayısı gösteriyormuş: Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı günü. Bayram için okul öğrencilerinin çeşitli çeşitli gösteri etkinlikleri düzenleniyormuş. Kadına farklılık olsun, eğlence olsun diye gösterinin yapıldığı alana götürmüşler.

Orada etekleri dizlerinin, penyeleri göğüslerinin çatalının hemen üzerinde olan kızları görmüş. Kızları erkeklerle birlikte el ele tutuşup dans ederken, çeşitli oyunlar oynarken görmüş, konuşurlarken izlemiş…

O zaman rahmetli dedeme annem, okula devam etmek istediğini söylemiş. Dedem düşünüyor taşınıyor… Çevresindekilerle paylaşıyor. Dedemin annesi karşı çıkıyor; “Vay efendin şehirde okula göndereceksin de kızı orospu mu yapacaksın” … bir de arkasından “eğer gönderirsen sütümü sana helal etmem” lafı. Annemi eğitim hayatından alıkoyuyor.

Dedem sonradan “bu kızı okutamadığıma çok pişmanım” dese de iş işten çoktan geçmiş.

Babam: İlkokul mezunu.

Daha sütteyken annesi rahmetli olmuş.

Babası da daha karısının kırkı çıkmadan başka bir kadınla evlenmiş.

Babam olmuş üvey evlat.

Daha küçük yaşta öz dayısının yanında, dayısının her türlü işini yapmaya çalışan, ne yaparsa yapsın bir türlü hoşnutluk görmeyen bir çocuk. Bir gün, daha küçükken neredeyse dayısı kendisini öldürüyormuş da başkaları zor kurtarmış.

Öz babası şehirden bir şeyler getirirmiş, üvey annesi babamı suya gönderirmiş dönünce bakarmış ki; hiç bir şey kalmamış. Üvey anne her şeyi kendi karnından çıkanlara yedirmiş.

Sordum babama; niye okumadın? diye. Cevabı gözlerimi yaşartmıştı.

“Okula kaydettirdiler” dedi ama; “kimse ne defter aldı, ne kalem, ne kitap… ne ile nasıl okuyacaktım?”

İkisinin yolu karşılaşmış ve BEN!

Annem kendi istediği, hayalini kurduğu gibi mi bu yaşına geldi? HAYIR

Babam kendi istediği, hayalini kurduğu gibi mi bu yaşına geldi? HAYIR

Nereden mi biliyorum?

Bize imkan tanımadılar, bari sizin geleceğiniz sizin istediğiniz gibi olsun şeklindeki arzularından. Bize sürekli ettikleri nasihatten…

Doğan CÜCELOĞLU’nun Gerçek Özgürlük kitabı, zaman daha çok geçmeden anne, baba, çocuk… herkesin okunması gereken bir kitap.

Çünkü bu kitap, hiç farkına varmadığınız halde size takılan ve/veya karşınızdakine taktığını prangalarınız olduğunun farkına varmanızı sağlıyor.

İtikad Risalesi

“Elhamdülillah Müslümanım” diyordum bende diğer herkes gibi , elimden geldiğince ibadetimi yapmaya da çalışıyordum, arada bir namaz, oruç, Kelime-i Şahadet, kurban… ama Uğur KOŞAR’ın Allah de ötesini bırak isimli kitabı ile birlikte başladığım dini kitap serüvenim Uğur KOŞAR’ın diğer kitapları ile, daha öncesinden de okuduğum Kuran-ı Kerim’i sure sure iyice özümsemeye çalışarak okuma ile devam ediyor… şimdi de TV programlarından üslubu hoşuma giden Ahmet Mahmut ÜNLÜ namı diğer Cübbeli Ahmet HOCA’nın İtikad Risalesi kitabını bir arkadaşım sayesinde okudum. Tek cümle ile anlatmak gerekirse; TV programlarında nasıl bir üsluba sahipse Cübbeli Ahmet Hoca aynı üslup bu kitapta yazıya dökülmüş; karşısındaki ile konuşur tarzda söyledikleri kitaplaştırılmış. Ahmet Mahmut ÜNLÜ hocanın bu İtikad Risalesi kitabını okuyunca İslamiyete olan susuzluğum daha da arttı. İtikad Risalesi kitabını okurken size tavsiyem yanınızda internete bağlı bilgisayarınız açık olsun çünkü daha bir çok mevzuyu merak edip araştırmak isteyeceksiniz…

itikad risalesi