çiftçi

Papatya Bile İthal Olursa! Tarımda Ne Kadar Güçlüyüz?

Marketten Doğadan markasına ait bir papatya çayı satın aldım. Ürünün arka yüzünü çevirdiğimde ise dikkatimi çeken bir ifadeyle karşılaştım:

“İthal ürünler kullanılarak Türkiye’de paketlenmiştir.”

Bu ifadeyi görünce ister istemez düşündüm.

Türkiye, dünyanın en verimli tarım ülkelerinden biri olarak kabul edilirken; geniş coğrafyasında doğal olarak yetişen papatya gibi bir bitkinin dahi ithal edilmesi sorgulanması gereken bir durum değil mi?

Elbette ülkemizde yetişmeyen veya iklim koşulları nedeniyle üretilemeyen ürünlerde ithalat kaçınılmazdır. Ancak papatya gibi Anadolu’nun birçok bölgesinde yetişebilen bir tarım ürününde dışa bağımlı olunması, üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor.

Üstelik yalnızca papatya çayında değil, farklı bitki çaylarında da benzer ifadelerle karşılaşmak mümkün.

Tarım yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir; aynı zamanda gıda güvenliği, kırsal kalkınma, istihdam ve stratejik bağımsızlık meselesidir. Yerli üretimin desteklenmesi, çiftçimizin emeğinin değer görmesi ve katma değerin ülkemizde kalması uzun vadede hepimizin ortak kazancı olacaktır.

Küçük görünen her ithalat kalemi, zamanla büyük bir ekonomik etkiye dönüşür. Damlalar birleşerek nasıl denizi oluşturuyorsa, sürekli ithalat da ülkemizin kaynaklarının yurt dışına aktarılmasına neden olur.

Temennim; tarım ürünlerinde ve bu ürünlerden üretilen katma değerli gıda ürünlerinde ithalata bağımlı bir ülke olmak yerine, üretimi artıran ve ihracatı önceleyen bir politika anlayışının güçlenmesidir.

Bu bereketli toprakların potansiyeline inanıyorum. Üreten çiftçimizin desteklendiği, yerli üretimin teşvik edildiği ve Türkiye’nin tarımda yeniden güçlü bir ihracat ülkesi olduğu günleri görmek dileğiyle.

“Bu yazı bir markayı eleştirmekten çok, ülkemizin üretim potansiyelini daha güçlü kullanması gerektiğine dair bir temennidir. Çünkü güçlü ekonomi, güçlü üretimle mümkündür.”

Toprağın Uyanışı, Jose Saramago

Serbest piyasaymış!

Ürünün değeri, serbest piyasada belirlensinmiş!

Peki;

Ürünün değerini belirlerken,

Kitabımızın adı “Toprağın Uyanışı”, konusu “Toprak İşçilerinin Hak Alma Mücadelesi” olunca toprak mahsulleri için konuşalım; toprağa ektiği, diktiği mahsule gözü gibi bakan çiftçinin emeğinin değeri serbest piyasada nasıl belirlenir?

Sen ek veya dik, 24 saat aklın topraktaki üründe olsun, hava durumlarını hiç kaçırmadan izle, gübrele, çapala, sula, büyüt, topla…

Sonra bir tane aracı gelsin yok pahasına senin ürününü alsın, o aracılar bir birleri ile koordineli olduğundan, akaryakıt fiyatları, nakliye gideri, mahsulün çürümesi falan diye bahaneler üzerinden ağız birliği yaparlar…

Fiyatlar aracıların kendi aralarında anlaştığının üzerine hiç çıkmaz, yok pahasına alırlar…

Devleti yönetenler, kendi havuzlarına para akıtanları unutmadıklarından, bu olayı bilmezden gelirler…

Para babalarının işlettiği marketler, üzerinde üreticisinin alın terinin kokusunun olduğu ürünü, üretici zarar etmesine – iflas etmesine rağmen, aldığının 2-3 katına satarak paralarına başkasının emeği üzerinden para katarlar…

Bu düzene kim dur diyecektir!

Mustafa Kemal Atatürk; “köylü milletin efendisidir” demiştir!

Köylü olmadan, köylü bizi beslemeden ülke aç kalır…

Kalmaz mı diyorsunuz;

Yurtdışından ithal edilebilmesine mi güveniyorsunuz?

Allah korusun bir savaş anında, bir ambargoda görürüz göreceğimizi!

Savaş olmaz mı?

Rusya, Ukrayna ile evcilik mi oynuyor?

Patronlar çok kazansın diye herkes, siyasi düşünesini bir tarafa bırakarak bir olduktan sonra, bakın bakalım asıl işi yapanın değeri serbest piyasada nasıl belirleniyor.

Bazen tuhaf olaylar her ülkede, bir birinin kopyasıymış gibi yaşanmış ve yaşanmakta;

Hakkını isteyene karşı, herkesi korumakla yükümlü kolluk kuvvetleri her nedense, sistemi yönetenleri korumaya girişiyorlar.

Be mübarek, o ezilen kişinin haksızlık karşısında elde edeceği hak, senin de hakkın olacak!

Birlikten kuvvet doğar.

Siyasi düşüncesini bir tarafa bırakarak her çiftçinin, her köylünün, her ezilenin bir araya gelerek, hakkını araması şarttır…

Dünya herkese yeter!

Köylü – çiftçi ülkeyi besler, köylünün hakkını alamadığında, ülke beslenemez, ülke açlığa sefalete sürüklenir…

Eyy köylü arkadaş, uyan, hakkını ara, hakkını al!