Toprağın Uyanışı, Jose Saramago

Serbest piyasaymış!

Ürünün değeri, serbest piyasada belirlensinmiş!

Peki;

Ürünün değerini belirlerken,

Kitabımızın adı “Toprağın Uyanışı”, konusu “Toprak İşçilerinin Hak Alma Mücadelesi” olunca toprak mahsulleri için konuşalım; toprağa ektiği, diktiği mahsule gözü gibi bakan çiftçinin emeğinin değeri serbest piyasada nasıl belirlenir?

Sen ek veya dik, 24 saat aklın topraktaki üründe olsun, hava durumlarını hiç kaçırmadan izle, gübrele, çapala, sula, büyüt, topla…

Sonra bir tane aracı gelsin yok pahasına senin ürününü alsın, o aracılar bir birleri ile koordineli olduğundan, akaryakıt fiyatları, nakliye gideri, mahsulün çürümesi falan diye bahaneler üzerinden ağız birliği yaparlar…

Fiyatlar aracıların kendi aralarında anlaştığının üzerine hiç çıkmaz, yok pahasına alırlar…

Devleti yönetenler, kendi havuzlarına para akıtanları unutmadıklarından, bu olayı bilmezden gelirler…

Para babalarının işlettiği marketler, üzerinde üreticisinin alın terinin kokusunun olduğu ürünü, üretici zarar etmesine – iflas etmesine rağmen, aldığının 2-3 katına satarak paralarına başkasının emeği üzerinden para katarlar…

Bu düzene kim dur diyecektir!

Mustafa Kemal Atatürk; “köylü milletin efendisidir” demiştir!

Köylü olmadan, köylü bizi beslemeden ülke aç kalır…

Kalmaz mı diyorsunuz;

Yurtdışından ithal edilebilmesine mi güveniyorsunuz?

Allah korusun bir savaş anında, bir ambargoda görürüz göreceğimizi!

Savaş olmaz mı?

Rusya, Ukrayna ile evcilik mi oynuyor?

Patronlar çok kazansın diye herkes, siyasi düşünesini bir tarafa bırakarak bir olduktan sonra, bakın bakalım asıl işi yapanın değeri serbest piyasada nasıl belirleniyor.

Bazen tuhaf olaylar her ülkede, bir birinin kopyasıymış gibi yaşanmış ve yaşanmakta;

Hakkını isteyene karşı, herkesi korumakla yükümlü kolluk kuvvetleri her nedense, sistemi yönetenleri korumaya girişiyorlar.

Be mübarek, o ezilen kişinin haksızlık karşısında elde edeceği hak, senin de hakkın olacak!

Birlikten kuvvet doğar.

Siyasi düşüncesini bir tarafa bırakarak her çiftçinin, her köylünün, her ezilenin bir araya gelerek, hakkını araması şarttır…

Dünya herkese yeter!

Köylü – çiftçi ülkeyi besler, köylünün hakkını alamadığında, ülke beslenemez, ülke açlığa sefalete sürüklenir…

Eyy köylü arkadaş, uyan, hakkını ara, hakkını al!

Buzlar Çözülmeden, Cevat Fehmi Başkut

1965 yılında Cevat Fehmi Başkut tarafından kaleme alınan, Buzlar Çözülmeden adlı tiyatro eserinde;

Serbest piyasa,

Fahiş fiyat,

Stokçuluk,

Tekelcilik,

Karaborsa,

Ürünü ederinin çok çok üzerinde vatandaşa satma,

Yüksek faiz ile vatandaşı borçlandırma, malına toprağına el koyma ve buna da risk ortaklığı deme,

Vatandaşın değil parası olanın hakkını koruyan kanun savunucuları, siyasetçiler,

Parası olanın vatandaşın üzerine mafya ile korku salması,

Vatandaş için kullanılmayan paranın, sermayedarların işini gören mafya babası ve adamlarına yedirilmesi,

Bozuk düzene karşı ses çıkartanların terörist diye yaftalanmaları,

Her cümlesine Allah, Bismillah diye başlayanların, Müslümanlığı işine nasıl geliyorsa öyle yorumlayarak el birliğiyle vatandaşı sömürmeleri,

Kendilerinin burun kıvırdıklarını vatandaşa reva gören kapitalistler…

Gibi karakterlerin ve olayların, tiyatro eserinin yazıldığı günden 57 yıl geçmiş ama Türkiye’mizde bir şey değişmemiş diye okuru güldürürken sinir eden harika bir hiciv.

Okuyun, okutturun,

İzleyin, izlettirin…

Sanatçıları susan bir ülke, ölüm uykusuna yatmıştır!

1986 sinema uyarlamasını aşağıda izleyebilirsiniz.

https://youtu.be/zRGKIhBg-Rk

Hayvan Çiftliği, George Orwell

Her şey çok güzel başlamıştı, uzun yıllar boyunca, ataları da dahil karın tokluğuna köle gibi çalıştırılan maraba sınıfı, karınlarına gireni bile kısarak kendi yaşam kalitesini daha fazla artıran, kendilerini sefalete sürükleyen efendilerine karşı ortak hareket etme kararı almışlardı.

Kendilerine bir de lider belirlemişlerdi.

Kendi haklarını belirtir kati yasalarını hep birlikte belirlemişler, hep birlikte ezberlemişlerdi, herkese de ezberletmişlerdi.

Kim dost? Kim düşman? ayrımını yapmışlar, maraba sınıfındaki küçüklü büyüklü herkesin okuma yazma öğrenmesini sağlayarak uyanık olup oyuna gelmemelerini, her şeyden haberdar olmalarını sağlamayı amaç edinmişlerdi.

Efendileri bu işi nasıl yapıyordu? Bu işi bizzat yapan bireyler olarak mevcutta yaptıkları işlerini yapmaya hem kendileri de bu kazancın ortağı olacakları için, devam ettikleri takdirde başarılı şekilde kazançlarını arttırarak her şeyin üstesinden gelebileceklerine inançları tamdı.

Her şey güzel gidiyordu.

Taaaaa ki lider olarak belirledikleri yoldaşları, efendileri gibi olmaya özenerek kendisinin ve yardakçılarının çıkarlarını ön plana çıkarana kadar.

Kendisini koltuktan kimse kolay kolay indiremesin diye kolluk kuvvetleri teşkilatını kurdu. Kendisine rakip olarak gördüklerini sınırlarının dışına uzaklaştırdı.

Daha fazlasını elde edebilmek için eskiden köleliğini yaptığı efendileri ile anlaşma masasına oturdu, anlaşmalar imzaladı.

Bu yola birlikte çıktığı maraba yoldaşlarını, bu sefer kendisini onların efendisi rolüne girerek, kendisi ve kendi mahiyetindeki ekibini şatafat içerisinde yaşatmak için, eskisinden pekte farklı olmayan köle düzenlerinde çalıştırmaya başladı.

Lider ve yardakçısı beyin takımı, tüm yoldaşların birlikte belirledikleri yasaları kendi çıkarları doğrultusunda değiştiriyor, minareyi çalan kılıfını hazırlar misali her yaptıklarına kılıf uyduruyorlardı artık.

Uygulamalara karşı çıkanlar ise kolluk kuvvetleri tarafından tehdit edilerek ya da ibreti âlem cezalar ile susturuluyorlardı.

Teknolojinin tüm nimetlerinden sonuna kadar faydalanarak, artık birlikte ve özgürlük amacı ile çıktıkları arkadaşlarını birer yoldaş olarak değil, eskiden olduğu gibi yine maraba sınıfı olarak görüyor ve bu tebaa üzerinde büyük korku unsuru oluşturuyorlardı.

Eskisinden hiçbir farkları kalmamıştı.

Aç, kemikleri sayılacak derecede açtı.

Tok, çatlayacak derecede toktu.

…

George Orwel’ın hayvanları doğadaki yaşam tarzlarına göre büyük bir itina ile insanlaştırdığı kitabı olan Animal Farm ( Hayvan Çiftliği )’ da bizim pekte yabancısı olmadığımız, hatta şimdiki zamanda bile yaşamakta olduğumuz siyasi düzeni okuyacaksınız.

Domuz domuzluğunu yapıyor, köpek köpekliğini, koyun koyunluğunu, eşek eşekliğini…

George Orwell’ın Hayvan Çiftliği büyükler için olduğu kadar çocuklar içinde hem eğlendirici ve hem de eğitici bir kitap.

Bülbülü Öldürmek, Harper Lee

Adalet mülkün temelidir.

Adalet önünde; rengi, ırkı, parasal durumu, siyasi görüşü, dünya görüşü, dili, dini ne olursa olsun herkes eşit olmalıdır.

Adaletin amacı; gerçek suçluyu, suçu nasıl ve neden işlediğini ortaya çıkarmak ve suçun karşılığı ceza ne ise o cezayı vermek olmalıdır.

Seni gerçeğin ortaya çıkarılması için takındığın tutum ve olduğun taraftan dolayı eleştirenler çıkacaktır; “unutma suçu ispat edilene kadar herkes suçsuzdur.” korkma, geri adım atma, gün gelecek seni tarih yazarken, diğerleri toprak altında çürüyecektir.

Hem de öyle ki bir daha benzer suçlar işlenmemesi için gerekli tüm önlemler alınmalı ve cezalar verilmelidir.

Ama adaletin tecelli etmesinde; suçlayan, suçlu, tanıklar, kanıtları hazırlayan bilirkişiler, hem suçlayanın hem suçlunun avukatları, savcı, jüri, hakim, basın… tek amaçları gerçek olmalıdır. Hatta bunlar, 12 öfkeli adan filmindeki gibi; dışarıdan izole bir ortamda beyin fırtınası ile sonuca ulaşmaya çalışmalıdırlar. Kendilerine menfaat sağlayacak tarafın hoşuna gidecek kararlar için çaba sarf edilmemeli, yönlendirme yapılmamalıdır. Gerçeğin farklı olduğunu bildiği halde gerçeğin üstünü örtende en üst seviyeden ceza almalı, hatta meslekten men edilmelidir çünkü gerçek çok farklı olduğunda, haksız yere ceza verilen kişinin tüm hayatı etkilenecektir.

Taraflı olarak suçsuz birisinin suçlu ilan edilerek ceza verilmesi, gerçek suçlunun elini kolunu sallaya sallaya ortada dolaşmasına ve yeni suçlar işlemesine ve bir sürü günahsız kişinin daha mağdur olmasına sebep olabilecektir. Böyle bir durumun ortaya çıkması durumunda hatalı karara imza atanların tamamı suçlu ilan edilerek günahsız birinin mağduriyetinde gerçek suçlu ile birlikte yargılanmalıdır.

Her insan ile, en azından yaratanın aynı olmasından dolayı sohbet et, herkesin bir hikayesi vardır; belki onların yaşadıklarından, sen yaşamadan tecrübe elde edebilirsin ve bir gün senin başın sıkıştığında bir kere bile selam vermediğin birisi tarafından kurtarıldığında utanmazsın, yüzün kızarmaz.

Adalet ile ilgili yazdığımız bu kadar şeyden sonra kitabın sonunda gerçekleşen olay sonucundaki takınılan tutum, sizin de kafanızda bir sürü soru işaretleri oluşturacağına eminim.

Bu harika ötesi bir kitaptan uyarlama harika bir de film var…

Aşağıdaki linki tıklayarak kitabın filminin yorumuna ulaşabilirsiniz

Bülbülü Öldürmek, To Kill A Mockingbird, Uğursuz Kuş