Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Okul kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Okul kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Çocuk kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Spor kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Temizlik kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Kitap kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Sanat kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Hayvan Sevgisi kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Sofra kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Yılmaz Özdil’in kaleminden Mustafa Kemal Atatürk ve Annesi kitabını benim seslendirmem ile dinleyebilirsiniz…
Bildiğimiz tarihte bir şeyler eksik.
Taşlar yerine oturmuyor,
Aralar dolmuyor,
İnsan yapımı aletler, mağara resimleri… ulaşılan ilk insan iskeletinden daha eski,
Ya yaşlandırmayı ortaya çıkartan karbon 14 testi hatalı ya da toprağın bir kaç kat altında daha nice ulaşamadığımız atalarımızın iskeletleri var.
Bazı insan yapımı buluntular açıklanamıyor ama zamanımızdan daha gelişmiş bir teknolojiyi işaret ettiği konusunda işinin ehilleri hemfikir.
İlk insan kaç sene önce dünyaya kovuldu?
2 milyon diyen var,
10 bin diyen var.
2 milyon yıldır var isek son 300 yılda olanlara bakınca gelişimimiz çoooook uzun sürmedi mi,
10.000 ise Allah katında bu zaman sonsuzun yanında çoooook kısa değil mi!
Belli zamanlarda küçük kıyametler kopmuş ve ve sağ kalan seçilmişler, üreyerek sürekli yeni topluluklar oluşturdular.
Kutsal kitaplar hep Ortadoğu ekseninde dönerken, aynı zamanda şimdiki bildiğimiz isimleri ile Amerika, Rusya, Çin, Hindistan, Kuzey Kutbu, Antartika taraflarında insanlardan bahsedilmiyor, oralarda hiç mi insan yoktu?
…
Bazı insanlar adeta suç makinesi; yaşamayı hak etmiyorlar,
Ama bir bakmışsınız bir sürü olaydan sabıkaları olmasına rağmen ellerini kollarını sallayarak dışarıda geziyorlar,
Uslanmazlar kendilerine yeni kurban/lar arıyorlar.
Bazı insanlara da bakıyorsunuz sadece karşıt görüşten ve sadece düşünüyorlar,
Ama bir bakmışsınız ömürlerini müebbet içeride geçiriyorlar,
Ya da idama mahkum edilmişler…
Ömrü bir insanın elinde son bulacak bir mahkum neler hissediyordur?
Hepimiz bir idam mahkumu olduğumuzun ne kadar farkındayız!
Okuldan mezun olanların büyük çoğunluğu ise geçimini sağlamak için, aldıkları eğitim ve/veya yeteneklerinin dışında işlerde çalışmaktadırlar.
Tarikatlar ile inanç sistemine müdahale edilmektedir. Şükür ile günah ile Allah’ı seven değil Allah’tan korkan bir toplum oluşturulmaktadır.
Hastalıklar ile mücadele için olduğu öne sürülen fakat içeriğini bilmediğimiz ilaçlar, organik kendiliğinden değilde içerisine çeşitli hormonlar verilerek üretimi sağlanan sebze meyve, hayvansal gıdalar ile biyolojik sistemimize müdahale edilmektedir.
Para denen araç ile insanların alım güçlerine müdahale edilmektedir.
Parası az olan günlük yasamını idare ettirecek şekilde kazandırılırken diğer imkanlardan daha az faydalandırılmakta ve ailesi ile birlikte gelecekte de köle olarak kalması sağlanmaktadır.
Dikkat edin; patronların çoğu maaşlar konusunda ortak hareket etmektedirler.
Dünyanın en zenginlerinin sahip olduğu servete bakın; kişisel servetleri çoğu ülkenin insanlarının toplam servetinden daha fazladır.
Pareto ilkesi zaten demektedir ki; dünya gelirinin %80 ini dünya nüfusunun %20si kontrol etmektedir. Kanıtlanmıştır.
Kendilerini seçilmiş ilan edenler vasıfsız ise, yani birileri tarafından o koltuğa oturtulmuş ise, bütün ülkelerde aynı mantıkla hareket etmektedirler; kendi adamlarını çeşitli oyunlarla en üst makamlara getirerek, diğer herkesi yönetecek her türlü imkanı da onlara sağlamaktadır.
…
Yani gidişat gittikçe her türlü özgürlüğe sahip efendi ile – kendini özgür zanneden ama ipi birilerinin elinde olan köle düzenine doğrudur.
Kitap bu yazı ve daha fazlasını güzel bir kurgu ile okurlarına aktarmaktadır.
Hatırlatmak isterim ki 1900erde yazılmış ve geleceği öngördüğü için başyapıt niteliği kazanmıştır.