#stoacılık

Hayatın En Büyük İsrafı Nedir? Bu Söz Uzun Süre Aklından Çıkmayacak

“Yoksul olan, az şeye sahip olan değil; daha fazlasını isteyen kişidir.”

– Seneca

Bir tüccar vardı.

İki evi vardı.

Sonra üçüncüsünü istedi.

Üç evi oldu.

Dördüncüyü istedi.

Arabası vardı.

Daha yenisini istedi.

Onu da aldı.

Ama yine mutlu olamadı.

Bir gün köyde yaşayan yaşlı bir adama rastladı.

Adamın küçük bir evi vardı.

Akşam güneşi altında çayını içiyor, gülümsüyordu.

Tüccar dayanamadı:

“Bu kadar az şeyle nasıl mutlu olabiliyorsun?”

Yaşlı adam gülümseyerek cevap verdi:

“Çünkü ben sahip olduklarımla yaşıyorum.”

“Sen ise sahip olmadıklarınla.”

O gün tüccar ilk kez gerçekten sustu.

İnsan zihni sürekli eksik olana odaklanır.

Bu yüzden:

  • elde ettiklerini sıradanlaştırır,
  • sahip olduklarını küçümser,
  • mutluluğu hep ileri tarihe erteler.

Stoacılar ise şunu söyler:

Mutluluk, sahip olduklarının miktarında değil;

onlara bakış açındadır.

Daha fazlası her zaman daha iyi değildir.

Bazen insanın ihtiyacı olan şey:

yeni bir şey kazanmak değil,

zaten sahip olduklarının kıymetini fark etmektir.

Bugün sahip olduğun ama çoğu zaman değerini unuttuğun şey nedir?

Kontrol Edemediğin Şeyler İçin Ne Kadar Enerji Harcıyorsun?

“Bazı şeyler bizim kontrolümüzdedir, bazı şeyler değildir.”

– Epiktetos

Bir adam deniz kenarında yürüyordu.

Gökyüzü karardı.

Rüzgâr sertleşti.

Dalgalar büyümeye başladı.

Adam öfkelendi.

Gökyüzüne bağırdı:

“Yağmur yağmasın!”

Rüzgâra bağırdı:

“Dur artık!”

Denize bağırdı:

“Sakin ol!”

Ama hiçbir şey değişmedi.

Yanındaki yaşlı balıkçı gülümsedi.

“Denizi kontrol edemezsin.”

Adam sinirlendi.

“Peki neyi kontrol edeceğim?”

Yaşlı adam şapkasını düzeltti ve cevap verdi:

“Tekneni.”

O gün adam hayatının en önemli derslerinden birini öğrendi.

Kaygının büyük kısmı,

kontrol edemediğimiz şeyleri kontrol etmeye çalışmaktan doğar.

İnsanlar:

  • havayı,
  • ekonomiyi,
  • başkalarının düşüncelerini,
  • geçmişi,
  • geleceği

kontrol etmeye çalışır.

Ama bilgelik şunu söyler:

Enerjini etki edebileceğin yere harca.

Rüzgârı durduramazsın.

Ama yelkenini ayarlayabilirsin.

Yağmuru engelleyemezsin.

Ama şemsiyeni açabilirsin.

Hayatın gücü,

olayları kontrol etmekte değil,

tepkilerini yönetmektedir.

Bugün seni en çok yoran şeylerden hangisi aslında kontrolünün dışında?

Bir Gün Öleceğini Bilmek Neden Daha İyi Yaşamanı Sağlar?

“Öleceğini unutma. Ama bu seni korkutmasın; yaşamaya teşvik etsin.”

– Marcus Aurelius

Yaşlı bir adamın yanına genç bir öğrenci gelir.

Ona sorar:

“Hayatın en büyük pişmanlığı nedir?”

Yaşlı adam uzun süre sessiz kalır.

Sonra pencerenin dışına bakıp şöyle der:

“Çoğu insan öleceğini biliyor.

Ama bunu gerçekten kabul etmiyor.”

Genç adam şaşırır.

“Nasıl yani?”

Yaşlı adam gülümser.

“Bir gün başlayacağım dedikleri şeyleri hiç yapmıyorlar.

Bir gün söyleyeceğim dedikleri sözleri söylemiyorlar.

Bir gün yaşayacağım dedikleri hayatı yaşamıyorlar.”

Sonra ekler:

“İnsan öleceğini gerçekten kabul ettiğinde,
hayatı ertelemeyi bırakır.”

Stoacı filozoflar ölüm üzerine düşünmeyi karamsarlık olarak görmezdi.

Tam tersine…

Ölümü hatırlamak, zamanı değerli kılar.

Çünkü sonsuz olduğunu düşündüğümüz şeylerin kıymetini bilemeyiz.

Hayatın değeri,
bir gün sona erecek olmasından gelir.

Her sabah aslında görünmez bir hediye alıyoruz:

Yeni bir gün.

Ama çoğumuz onu sıradan sanıyoruz.

Belki de hayatı değiştiren soru şudur:

“Eğer bugün son günüm olsaydı,
bunu yine yapar mıydım?”

Bugün son günün olsaydı,
yapmayı bırakacağın ilk şey ne olurdu?