kişisel gelişim

Ördeklerin Göçü, Migration

Ördeklerin Göçü, Migration animasyon film fragmanı:

Ördeklerin Göçü, Migration Animasyon Filmi;

Konfor alanızdasınız,

Güvenli bir yerdesiniz,

Ve yakınlarınızın bu alandan çıkmasına müsaade etmiyorsunuz,

Diğer yerler tekinsiz,

Dünyanın her yeri çeşit çeşit tehlikeler ile dolu,

Sahip olduğumuzu korumalıyız

Evet ama bulunduğumuz yere ilerde tehdit gelmeyeceğini,

Bulunduğumuz yerin güvenliğinin ortadan kalkmayacağını nereden bileceğiz?

Böyle bir durumda, tecrübeli olmak hayatımızı devam ettirmemizi sağlamaz mı?

Tecrübe ise konfor ve güvenlik alanının dışına çıkılarak sağlanmaz mı?

Hiç yaşamadığımız bir olaya nasıl müdahale edebiliriz?

Daha iyi bir hayat yaşamak istiyorsak,

Gelişmek istiyorsak,

Kontrollü bir şekilde konfor alanının dışına çıkmalıyız nasihatini çocuklarında anlayabileceği bir dille anlatıyor!

Başlıca Ördeklerin Göçü, Migration animasyon filmi karakterleri:

[foogallery id=”6998″]

Bilinçaltının Gücü, Joseph Murphy

Joseph Murphy, Bilinçaltının Gücü kitabında;

Düşüncenizi değiştirirseniz, kaderinizi de değiştirirsiniz demektedir

Yani;

Bilinçaltınızı ne ile beslerseniz, o olursunuz;

Nasıl mı?

İlk olarak dini inancı olan birisini ele alalım,

Her gün sosyal medyada bir sürü dua paylaşılıyor; bilmem kimin kaç kere söyledikten sonra Allah’ın istediğini verdiği duaymış… Arapçada olsa, içesinde ne yazdığından zerre bilgisi olmasa da ediyor…

Gördüğü rüyayı, kahvesini içtikten sonra geride kalan telvenin oluşturduğu şekilleri, avuç içini, Tarot kartlarını kararak kartların açılış sırasındaki tarot kartlarındaki şekilleri yorumlatarak veya doğduğu güne göre belirlenmiş burcunun günlük yorumunu okuyarak, günlerini, oralarda belirtilen doğruymuş gibi etkilenerek geçiriyor…

Neden?

Çünkü bilinçaltı şartlanıyor ve şartlandığı şekilde, beyni yönetmeye başlıyor.

Ya tereddüt varsa ne oluyor?

İşte o zaman olmuyor!

Nasıl yani geleceğimiz bizim kendi bilinçaltımızda mı şekilleniyor?

Evet!

Ben bizzat yaşadım;

Ne zaman istediğim bir şeyin olduğunu düşündüm, oldu!

Ne zaman ki basit bir şey için tereddüt ettim, olmadı!

….

Benim anlatmam ile olmaz,

Benim size bunu anlatmam için kitabı size okumam lazım,

Siz de en iyisi, Joseph Murphy, Bilinçaltının Gücü kitabını okuyun!

Yaşadım Demek İçin Ne Yapmalı, Hayatı Güzelleştirme Yolları, Muazzez İlmiye Çığ

1914 yılında, yani 1. Dünya Savaşı sırasında dünyaya gelen, dünyanın güç dengesinin bir kaç kere değiştiğine bizzat şahit olan, teknolojisiz dönem ile teknolojinin olmazsa olmaz dönemlerini yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti gibi yeni kurulan bir devlette, eski önemli uygarlıklardan Sümerler konusunda dünyanın sayılı bilim adamlarından Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ anlatmayacak da kim anlatacak değil mi; yaşadım demek için ne yapmalı ve hayatı güzelleştirme yollarını!

Muazzez İlmiye Çığ, Yaşadım Demek İçin Ne Yapmalı, Hayatı Güzelleştirme Yolları kitabında 100+ yıldır hayat süren biri olarak nasihatler veriyor.
Muazzez İlmiye Çığ’ın “Yaşadım Demek İçin Ne Yapmalı, Hayatı Güzelleştirme Yolları” kitabını okurken benim düşüncemde canlananlar;

İnsanlar, başkalarının hayatını anlamlandırmaya çalışarak kendi hayatlarına anlam kazandırırlar.

Sadece bende olan bilginin bir önemi yoktur. Bilgiyi paylaşmak gerekmektedir. Bilgi paylaşılmalıdır ki; o bilgiden ilham alan birileri daha ileri bilgilere ulaşabilsinler.

Çocuk sahibi olmak da bir şey yok; bakıyorsunuz ölüm korkusundan savaştan kaçan insanlar, kaçarken bile çiftleşmekten geri kalmayarak bu kaçtıkları ortama çocuk dünyaya getiriyorlar…

Her çocuk dünyaya bir anlam katmak için geliyor ama her çocuğun yaşam gayesinin anlamını kolayca bulabileceği bir ortam olmuyor her zaman.

Anlamını bulamadan yok olup giden bir sürü hayatı mezarlardan görebiliyoruz.

Binlerce insan aynı anda aynı şeyi düşünüyor ama sadece birisi o düşüncesini gerçekleştiriyor. Diğerleri bende düşünmüştüm dese de, imkansızlık gibi çeşitli sebeplerle geç hareket ettiklerinden bir başarı kazanmış sayılmıyorlar.

İşte burada, ülkeyi eşit şartlarda yönetmekle görevlendirilmiş devlet olgusunun devreye girmesi gerekiyor!

İnsanları, varoluş amacını bulabilmelerine yardımcı olması, onları yönlendirmesi için onlara yardımcı olacak bir sistem ile devletin işletilmesi gerekiyor.

Herkes birilerinin elinden tutup kendisini geçmesi için yardımcı olması gerekiyor. Boynuz kulağı geçmeden ülke diğer ülkeler ile rekabet edecek düzeye gelemez.

Bu kişi sporcu, bilim adamı, öğretmen, doktor, mühendis, teknisyen olabilir.

Bunların tespit edilip, iyi yönlendirme ile devletine iyi hizmetler eden ve dünyanın imrenerek izlediği kişiler olması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan kısa süre sonraki hamleleri ile bunları başarmıştı, Köy Enstitüleri ile bilginin ulaşmadığı köy kalmıyordu ama eğitimli kesimin varlığını tehdit olarak gören insanlar yüzünden işte yine eski cehalet dönemlerine geri döndük. Her köye yol götürüyoruz ama insanları nedense faydalı olacak şekilde eğitemiyoruz.

Ama ben ve benim düşünenler daha ölmedik.

Gelecek neslimizi, Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçekleştirmek istediği Türkiye Cumhuriyeti ideası için yetiştireceğiz.

Muazzez İlmiye Çığ gibi değerlerimizden öğreneceğimiz çok şey var.

Ve bu değerlerimizden öğrendiklerimizi uygulayacak gelecek nesilleri yetiştireceğiz.

Yeşil Tırtıl, Giovanna Mantegazza

Giovanna Mantegazza’nin Yeşil Tırtıl kitabı;

Bir çocuk kitabı ama büyükler içinde geçerli bir öğretiye sahip;

Yapamazsın, yapma! derler ama neden yapmaman gerektiğini, yapmaman gereken şeyin yerine neyi yapabileceğini söylemezler…

Küçüklükten beri söylenen yapamazsın, yapma! komutu insanın hayatını da etkiler;

Bir durum karşısında, “acaba yapmalı mıyım, yapmamalı mıyım?” diye, insanın en iyi bildiği şeyi bile yapıp yapmaması konusunda insanın düşüncelerini fare gibi kemirir durur.

Oysa;

Onu yapmazsın, yapma ama bunu yapabilirsin demek ise bu hikayede olduğu gibi bir sürüngen yeşil tırtılı harika uçan bir kelebeğe dönüştürüverir…

Rezonans Kanunu, Pierre Franckh

Rezonans Kanunu kitabı ne anlatıyor?

Uğur Koşar, Allah de Ötesini Bırak 1 ve Allah de Ötesini Bırak 2 adındaki popüler kitaplarında, başarılı bir şekilde tevekkül ve Allah’a tam teslimiyetten bahsediyordu…

Sosyal medyada, muhakkak denk gelmişsinizdir; “neye sahip olmak istiyorsan, 1.000kere, hem de anlamadığın dil olan Arapça olarak hem de bilmediğin kelimeler olduğundan doğru telaffuz edip etmediğini de bilmeden şu duayı okuyun ve/veya dua zincirini kurun” gibi paylaşımlar yapılmaktadır…

Tevekkülün ve duaların mantığında yatan gerçek; Rezonans Kanunu kitabının temelini oluşturmaktadır;

Bir şeyi ne kadar çok istersen,

O şeyi de her şeyi yaratan olan Allah’tan istersen isteğine o kadar çok inanırsın,

Gerçekleşmesi için evrene pozitif enerji gönderirsin,

İnancın sonucunda, isteğini gerçekleştirmek için daha fazla gayret gösterirsin,

Bu gayret sonucunda da isteğinin sahibi olursun!

Rezonans Kanunu kitabı, “Dereyi görmeden paçaları sıvama” atasözünün negatiflemesini hayatınızdan çıkarıp “Bir şeyi 40 kere söylersen olur” atasözündeki gibi olumlu yaklaşımı hayatınıza kazandırmaya çalışmaktadır.

Rezonans Kanunu kitabı;

Pozitif düşünürsen pozitif düşünceyi bulursun, çevren pozitif düşüncelerle dolar, pozitif bir hayatın olur!

Negatif düşünürsen negatif düşünceyi bulursun, çevren negatif düşüncelerle dolar, negatif bir hayatın olur!

Güdülemesini fizik bilimini kullanarak ispatlamaktadır.

Rezonans Kanunu kitabını okumanızı ve kitapta yazanları uygulamanızı tavsiye ederim; hayatınızdaki pozitif anlamda gerçekleşenleri gördükçe bir tarafınız iyi ki şimdi bu kitabı okudum diye düşünecek ve kendinizi şanslı hissedeceksiniz!

Amerika Türkiye Voleybol Maçı Melissa Vargas Sayısı

Amerika Türkiye Voleybol Maçı Melissa Vargas Sayısı

2024 Uluslararası Voleybol Federasyonu (FIVB) Milletler Ligindeki,

Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye Voleybol Takımları arasındaki maçta,

Melissa Vargas’ın,

2 takım arkadaşının zor uğraşlar neticesinde çevirdiği topa,

Sadece 1 vuruş daha hakkı varken,

5 adım sahanın dışına doğru geri koşarak,

Topa yetişip,

Manşet ile çevirip,

Amerika Birleşik Devletleri Voleybol Takımı sahasına ulaştırıp,

Türkiye adına kazandırdığı sayı;

Hakem bitiş düdüğünü çalmadan hiç bir şey bitmez,

Siz mücadeleye devam edin,

Pes etmeyin,

Pes etmeyen mücadelesinin sonunda kazanacaktır örneği olarak hafızalardaki yerini almıştır.

Amerika Türkiye Voleybol maçının tamamını izlemenizi tavsiye ederim.

 

Tebrikler Türkiye Kadın Voleybol Takımımızın tüm oyuncuları.

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn animasyon filmini, akran zorbalığına karşı bir yapım olarak ailelerin, çocukları ile birlikte izlemesini tavsiye ediyorum.

Karşısındakinin kilosu, boyu, sesi, yüzündeki sivilcileri, kendi elinde olmayan fiziksel kusurları, sonradan meydana gelen sakatlıkları, annesinin babasının mesleği, giysilerinin markası gibi bir sürü şekilde karşıdaki ile alay ederek kendini gösteren akran zorbalığı denen bir kavram var ve maalesef gittikçe yaygınlaşıyor.

Buna dur diyecek olan en başta aile ve öğretmenler olacaktır.

Ailenin, başka birisinin kendi çocuğuna yapılmasına müsaade etmeyecekleri şeyleri, kendi çocuğunun da bir başkasına yapmasına “daha çocuk” kılıfına sokmadan, çocuğunun anlayacağı şekilde uyarması gerekmektedir.

Anne baba gibi kutsal olan öğretmenlerde, çocukların okula eğitilmeye geldiği ve kendilerinin bir eğitimci oldukları gerçeği ile sadece çocuklara ders anlatıp, sonrasında, aman canım annesi miyim babası mıyım, çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar şeklinde karışmazlık yapmamalı, çocukların toplum kurallarına uymalarını sağlamak için ne gerekiyorsa yapmalıdırlar.

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn filmi işte burada hem ailelere hem de öğretmenlere yardımcı olabilecek türden bir olarak ekranlarımızda izlenmek için sizleri bekliyor;

Müziğe karşı hem beste hem de söyleme olarak yetenekli bir Midilli olan Thelma, yaşadığı çiftlikte fiziksel görünüşünden dolayı pek ilgi çekmemektedir, alay edilmektedir, dışlanmaktadır…

Ama tesadüf sonucu alnına yapışan havuç ile tek boynuzlu gibi görünerek, şöhret basamaklarını hızlıca tırmanır…

Menajeri tarafından daha fazla şöhret için kendi dışında biriymiş gibi davranmaya zorlanması, kendi bestelerine önem verilmeyip; yapay zekanın, en çok ne dinleniyor-dinlenir? algoritmasına göre üretilen, sözleri anlam ifade etmeyen bestelerini söylemek zorunda bırakılması,

Kimlerle arkadaşlık yapacağına, kiminle sevgili olacağına, ne giyeceğine, nerede yemek yiyeceğine, hangi partilere katılacağına gibi özel hayatına bile müdahale edilmesi, Midilli Thelma’nın “benim istediğim hayat bu mu?” sorusunu kendisine sorarak, aslına dönüş yolculuğuna başlamasına sebep olur.

…

Unutmayın;

Yetenek ile dış görünüş bir biri ile uyumlu olmayabilir.

Önemli olan yeteneğin icra ediliyor olmasıdır.

İstiridye taş gibi görünse de içinde inciyi taşır değil mi?

Mozart, Beethoven, Van Gogh, Picasso gibi sanat dahilerini ünlendiren yaptıkları eserlerinin eşsizliğiydi, presentabıllıkları değil.

Ve sonunda Thelma, kendi orijinal hali ile yeteneğini gösterir ve herkes tarafından kabul görür.

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn animasyon film fragmanı:

Benim Puanım: 10 / 10
IMDB Puanı: 5,8 / 10
Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn animasyon filmini https://www.netflix.com/tr/title/81110501 adresinde izleyebilirsiniz.

Sınırsız, Laura Gassner Otting

Bütün sınır kendinizsiniz

Kendinize engel koymayın

Kafanız da sıkıntılar mı çok

Gidin gönüllü yardım faaliyetlerine katılın!

Bu işler Türkiye gibi ülkelerde böyle yürümez!

Herkesin bir birini yok etmeye çalıştığı ve yasal zeminden dolayı da maalesef çok iyi projelerin daha başlamadan yok edildiği ülkedeyiz.

Facebook, Twitter gibi değerli projeleri kimse düşünmedi mi

Bu platformların destekçilerine bakın

Ülkelerindeki devlet yönetimi bile destekçi

Bizim gibi 3. dünya ülkelerinde ise desteği bırakın köstek olan çok

Gölge etmesinler yeter oysaki.

Olmaz, ne olacak ki, kim kullanacak, ile yaramaz

Bu şekilde bir projemizi anlatayım

Ucuz listem diye bir proje düşündük

Alan adı hakkı hala bizde bu arada.

Marketleri ürün bazlı değil, sepet bazlı karşılaştırmasını yapacaktık,

Ben siteyi oluşturdum,

Denemeyi canlı verilerle yapalım dedim, demo hazırlayıp sunacaktık.

Bir ortak daha baştan su koyuverdi,

Ben kontrol ettim 3 marketi, sepet 3 aşağı 5 yukarı aynı dedi.

Marketler de zaten veriyi vermedi

Ama devlet destek olsa

Ürün fiyatlarını hangi market kaça satıyor günlük olarak neydi ne oldu tespit edebilmek için güzel olurdu.

Benim maddi gücüm yoktu, başka işte de çalıştığımdan dolayı zamanım da olmadı, ortaklarda vaz geçince rafa kalkan bir proje oldu.

Ama silikon vadisi bir birlerine rakip olan şirketlerin aynı zamanda birlerine destek olduklarını da biliyoruz, devleti yönetenlerinde ülke çıkarı gözeterek bu firmalara destek verdiklerini biliyoruz.

Sınırsız düşüneyim ama hangi maddi güçle, yaşamak için para gerekiyorken:(

Psikolojik İşkence Teknikleri, Haluk Tatar

İşkence Türk Dil Kurumuna ait sozluk.gov.tr’de aşağıdaki gibi tanımlanmaktadır.

1. isim Bir kimseye maddi veya manevi olarak yapılan aşırı eziyet.

2. isim Düşüncelerini öğrenmek amacıyla birine uygulanan eziyet:
“Ona, evimize niçin geldiğini sormak işkencesini de yaptım.” – Sait Faik Abasıyanık

3. isim Aşırı gerginlik, sıkıntılı durum, azap.

4. isim Vidalı bir tür sıkıştırma aracı.

Bu tanımlamalara baktığımızda, işkencenin hem bedene fiziksel zarar vererek hem de karşındakinin psikolojisine etki ederek yapıldığını anlayabiliyoruz.

Bu kitap, hayatımızda, farkında olmasak da, işkencelere maruz kaldığımızı ya da maruz bıraktığımızı gözler önüne seriyor…

Nasıl mı psikolojik işkencelere maruz kalıyoruz?

“Ne yani, yukarıda o kadar şey yazdım anlamadın mı?”

Demek bile psikolojik işkenceye girebiliyor mesela.

Reklamlarda geçen son şans, son 2 saat, az kaldı gibi ibarelerde psikolojik işkence oluyormuş!

Olabilir mi diye düşünürken tanıma baktığımızda, işkence, bir kişinin, karşıdaki kişiyi kendi çıkarı için sıkıştırma olarak gördüğümüzde vereceğimiz cevap EVET olacaktır.

Karşıdakinden bilgi koparmaya çalışan ajanların filmlerini izlemişsinizdir, bilgi almak için ne yaparlar?

Varsa eşi ve çocukları ile tehdit ederler, kişinin tırnaklarını çekerler, parmaklarını koparırlar… tek amaç nedir bilgi almak.

İşte öyle bir şey!

Bu kitabı oku ve işkenceye dur de!

Aeden, Akilah, Azra Kohen

İnsan görünümlü olarak doğuyoruz.

Bir amacımız var.

Yaradan boşuna yaratmaz.

Ama hayat mücadelesinde, sadece aylık geçimini sağlayacak para için tüm gücü alınan, başka hiç bir şeye zaman ayıramayacak, sesini çıkaramayan, çünkü kovulunca yerini bir başkasının itiraz etmeden hemen dolduracağı, patronların kölesi işçilere dönüşüyor çoğumuz.

Çok azımız yaradılışına uygun cesurca hareket ediyor ama arkadan destek gelmeyince, bir de algı ile terörist ilan edilince, algısı kapalı kölelerde terörist deyince gürültüden ibaret kalıyor haklı haykırışlar…

Ama daha önceleri başarmıştık!

Şimdi neden başarmayalım?

Azra Kohen’den, okuyucusuna, ne için yaratıldığını, ama şimdi ne yaptığını sorgulatan,

Yeni dünya düzeninin kazananlarının nasıl kazandığını, kaybedenlerinin nasıl kaybettiğini çok güzel özetleyen,

Ufuk açıcı harika bir kitap.

Kitabın ilk sayfalarından sıkılabilirsiniz ama devam edin…

Kitaptan benim aldığın notlar:

  • Evrende tesadüf diye bir şey yoktur.
  • Bir canın acısından zevk alan birinin yaşama hakkı yoktur.
  • Bir şeyin en güçlü olduğu yer, merkez, aynı zamanda o şeyin en zayıf noktasıdır.
  • Korkunun olduğu yerde taraflar ancak var olabilir.
  • Verdiğiniz savaştan eminseniz pes etmeyin. Önce pes eden kaybeder.
  • Uyanışta olan bir organizmik bütünlükte ilk elenenler, uyanışı engellemek isteyenlerdir.
  • Bir varlığa seçenekleri olduğunu, hayatın olasılıklar içinde var olduğunu göstermek onu özgürleştirmektir.
  • Sahip olmanın ilk koşulu, kültürü ayrıştırmak ve ayrışımdan kaynaklanan o karmaşanın içinde halkın vergileriyle hayat verdikleri kurumların başkalarının eline geçmesiyle başlar…
  • Deneyimi engelleyen, dönüşüme itiraz eden, varoluşu hak edemez.
  • Kaderinin efendisi ol.
  • Olmaktan, doğmaktan, düşünmekten yoksunma.
  • Gerçeğin korunaklı katmanlarını aşabilenleri devrimler ve keşfedilmemiş fikirler bekler. O yüzden size dikte edilmeye çalışılan bilgilere mahkum olmayın. Bilginin hep daha fazlasını hep nedenini isteyin, sorgulayın.
  • Asla umudunu yitirme; isterse kış olsun; güneş var olduğu sürece, ışık var olmaya, en karanlık günde bile güneş doğmaya devam edecektir.
  • Bilincin ne kadarsa, anlayışın, fark edebildiklerin de ancak o kadardır.
  • Bir şeyi korumak için harekete geçmiş insanları susturmanın en iyi yolu, onların ruhlarına şüphe düşürmektir. Korumaya geçmiş birini, koruduğu konuda paranoyak hissettirebilmek, koruma kalkanında açılan ilk gedik gibidir.
  • Reverse Psychology: İnanılan şeyi beceriksiz bir şekilde savunarak kişiyi inandığı şeyin tam aksine inanmaya gizliden teşvik etmek.
  • Devletin planları ile halkın ihtiyaçları çelişmemelidir.
  • Hayatın yanında olabilmek için kendi hayatını feda etmeye hazır insanlara ya da hayatı umursamamayı önemsizleştirecek enginlikte, hayata hükmedebilen adamların emirlerine saygı göstermek? Doğrusu hangisidir? İşte bütün mesele bu!
  • Doğru teşhis, her karanlığın güneşidir.
  • İğrençliğin, toplumun normali olması engellenmelidir.
  • Yaptığı şey ne kadar düşüncesizce yapılmış olursa olsun doğru olanı yapan birine kızılmaz.
  • Doğru olanı yaptığın için özür dilenmez.
  • Egemenlik verilmez alınır.
  • Yetki, kayıtsız şartsız milletindir. Kimdir millet? İnsandır, halktır! Bankalar, markalar ve onların uşağı olmuş politikacılar değildir millet. Bu dünyada gördüğümüz pislikleri millet yapmıyor, sadece parçası olmak zorunda kalıyor. Müdahale edemediğimiz, çarklarından kurtulamadığımız bir mekanizma kurmuşlar, biz içine doğuyoruz ve bu mekanizmanın yakıtı gibi hepimiz harcanıyoruz. Mekanizmanın içinde tüm değerlerimiz ile birlikte yok oluyoruz. Nasıl insan olunur artık bilmiyoruz bile.
  • Birisi için ölmeyin. Hepimiz için yaşayın. Savaşımızda, ölümlere değil yaşatılmışlıklara ihtiyacımız var. Çünkü yaşamı destekleyebildiğimi kadar zafere yakın olacağız.
  • Korku, korkakların sopasıdır. Saygı cesaretin suyudur.
  • Gücün nedir? Etrafına saldığın korku mu? Etrafında uyandırdığın saygı mı?
  • Hayat hepimizden daha akıllıdır. Bize, sadece ihtiyaç duyduğumuz deneyimleri sunar. Deneyimin içinde kaybolabilir ya da ona sahip olabiliriz. Seçim bizim. Zamanı gelince.
  • Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına emin olduğunda, hiçbir şeyin bilindiği gibi olmadığını keşfetmeye başlarsın.
  • Tuhaflıklarımız üstünlüğümüz olabilir. Kendimize emek vermeden bilemeyiz.
  • Deneyimin bekaretini bozmak, bir insana yapılacak en kötü şeydir. Hayatı başkasından dinlemek yerine herkes kendisi keşfetmelidir.

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören

Türkiye Cumhuriyeti’nde dünyaya gelen insanlar olarak çok şanslıyız,

Tarihe damga vurmuş, çağ açıp çağ kapatmış, adalette nam salmış ve daha bir çok övünç dolu işler yapmış olan atalarımız var…

Göktürklerden beri, bir daha aynı hatayı gelecek nesillerimiz yapmasın diyen, nasihat dolu  yazıtlarımız var,

Herkesin bitti dediği anda, kendisi görmese bile sevdiklerinin özgürlüğü için canını hiçe sayarak, imkansızlar içerisinde bizi zafere ulaştıran kahramanlarımız var…

…

Ahmet Şerif İzgören “Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı” kitabında John’dan, George’dan, Michael’den falan hiç bahsetmiyor,

Türkiye de yaşamış bizim içimizden insanlardan bahsediyor;

İsimleri çok bilindik Ahmet, Mehmet, Ali, Osman, Fatma, Ayşe, Elif veya sizin adınız…

İmkansızlıkları imkana çeviren isimsiz Türk kahramanlarından,

Aynı zamanda imkanını eline geçirince bir başkasına faydası olmayıp kendi çıkarı için şerefsizlik yapanlardan bahsediyor…

Bu kitap şerefsizlerin hiç hoşuna gitmeyecek!

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, Mark Manson

Bu kitabı civcivlerimizi otlatmaya çıkardığımda okumaya başladım. Bir kitabın ismine baktım… Bir de civcivlerin ne yaptıklarına… Ottan ota koşuyorlardı… toprağı eşeliyorlardı… buldukları her ne ise, hoşlandıkları bir yiyecekti demek ki, gagalıyorlardı! Sudan gagaları ile suyu alıp, başlarını gökyüzüne kaldırıp yutuyorlardı… Yani bir bakıma, Nazım Hikmet’in “Yaşamak” adlı şiirindeki gibi; yaşamanın dışında ve ötesinde bir şey yapmıyorlardı.

İnsan olarak yaratılan bizler ne yapıyoruz?

CEVAP verin… Bekliyorum… Hadi…

Bu kitabın ismi, hayatımızdaki her şeye boş verin gibi anlaşılabilir? Ama değil!

Hayatımızda başımıza gelen her şey, anlık dahi olsa, bizim için bir sınav niteliğindedir. Bu sınavı geçersek dersimizi başarıyla almışız demektir. Örneğin; cinayetlerin büyük bir çoğunluğu anlık öfke ile gerçekleşmektedir. “Sert sirke küpüne zarar verir”, “öfke ile kalkan zarar ile oturur” gibi bizim uzun tecrübelerini ifade eden atalarımızın sözlerinde de bu kitabın bazı kısımları saklıdır. Öfke bir kasırgadır. Öfkeni yen ve gök kuşağından mahrum kalma. O an ne kadar kötü geçiyor olursa olsun sen daha kötü olacak hareketlerden kaçın. Gerekirse bulunduğun ortamdan kaç. Erkek misin lan gibi laflar edeceklerdir. Kafana takma!

Mesela karşındaki senin yaptığın bir şeye, sen haklı olsan ve işini yapıyor olsan da sinirlenmiş ve anana, avradına, sülalene küfrediyor… Ne yaparsın? Haddini bildirirsin değil mi? Ama öyle yapma, bırak rahatlasın! Neden mi? Onun yaptığı sadece cahilliğini gözler önüne sermek, seni korkutmaya çalışmak, seni yaptığın şeyden geri adım attırmaya çalışmak… boş ver kendi cehaletinde boğulsun. Bir kulağından girsin diğerinden çıksın. Havlayan köpek ısırmaz unutma! Kafana takma!

Veya gerçekleştirmeyi çok istediğin bir iş olsun; zaman akıyor… bir işin de var… başarısız olmaktan da korkuyorsun… bu korkuyu yenemedikten sonra başaramazsın. Başarısızlığı kafana takma!

…

Nasıl ki bir gün öleceğin halde, ölmeyi kafana takmıyorsun da öyle yaşıyorsun ya! Aynen öyle. Kötü olabilecek hiç bir şeyi kafana takma.

Gibi gibi gibi….

İnsana, aslında bildiği şeyleri bir kez daha anlatarak, farkındalık oluşturmayı hedefleyen bir kitap.

Tavsiye eder miyim?

Tabi ki EVET!