değerlendirme

Rezonans Kanunu, Pierre Franckh

Rezonans Kanunu kitabı ne anlatıyor?

Uğur Koşar, Allah de Ötesini Bırak 1 ve Allah de Ötesini Bırak 2 adındaki popüler kitaplarında, başarılı bir şekilde tevekkül ve Allah’a tam teslimiyetten bahsediyordu…

Sosyal medyada, muhakkak denk gelmişsinizdir; “neye sahip olmak istiyorsan, 1.000kere, hem de anlamadığın dil olan Arapça olarak hem de bilmediğin kelimeler olduğundan doğru telaffuz edip etmediğini de bilmeden şu duayı okuyun ve/veya dua zincirini kurun” gibi paylaşımlar yapılmaktadır…

Tevekkülün ve duaların mantığında yatan gerçek; Rezonans Kanunu kitabının temelini oluşturmaktadır;

Bir şeyi ne kadar çok istersen,

O şeyi de her şeyi yaratan olan Allah’tan istersen isteğine o kadar çok inanırsın,

Gerçekleşmesi için evrene pozitif enerji gönderirsin,

İnancın sonucunda, isteğini gerçekleştirmek için daha fazla gayret gösterirsin,

Bu gayret sonucunda da isteğinin sahibi olursun!

Rezonans Kanunu kitabı, “Dereyi görmeden paçaları sıvama” atasözünün negatiflemesini hayatınızdan çıkarıp “Bir şeyi 40 kere söylersen olur” atasözündeki gibi olumlu yaklaşımı hayatınıza kazandırmaya çalışmaktadır.

Rezonans Kanunu kitabı;

Pozitif düşünürsen pozitif düşünceyi bulursun, çevren pozitif düşüncelerle dolar, pozitif bir hayatın olur!

Negatif düşünürsen negatif düşünceyi bulursun, çevren negatif düşüncelerle dolar, negatif bir hayatın olur!

Güdülemesini fizik bilimini kullanarak ispatlamaktadır.

Rezonans Kanunu kitabını okumanızı ve kitapta yazanları uygulamanızı tavsiye ederim; hayatınızdaki pozitif anlamda gerçekleşenleri gördükçe bir tarafınız iyi ki şimdi bu kitabı okudum diye düşünecek ve kendinizi şanslı hissedeceksiniz!

Kalbin Anahtarı, Aşkım Kapışmak

Geçmişe takılıp bugünü yaşayamıyoruz, gelecek için hayaller kuruyoruz ama bugünü boş vererek geçiştiriyoruz.

Gelecekte ne olacağımız ya da hayallerimizi gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğimiz bizim kendi içimizde saklı, öncelikle cevap vermemiz gereken soru; biz kimiz?

Eğer kim olduğumuzu bilirsek, Allah’ın bizi yaratma amacına da bir nebze yaklaşmış oluruz ve bu durumda:

Geçmişte yaşadıklarımız bizim için tecrübe olur,

Gelecek için ise gerçekçi gerçekleşebilecek hayaller kurarız.

Bunlar kısaca kitaptan benim çıkarımlarımdır. Şimdide size Aşkım KAPIŞMAK’ın Kalbin Anahtarı adlı bu kitabını daha keyifli okumak için tüyo vereyim;

Önce kitabın sol tarafındaki konu kısmını okuyun, sağ tarafta Aşkım KAPIŞMAK’ın yorumuna bakmadan kendi yorumunuzu yapın ve daha sonra Aşkım KAPIŞMAK’ın  yorumunu okuyarak kendinizle karşılaştırın.

kalbin anahtarı, aşkım kapışmak

İlk Aşk, John Green

Aşkı formülize edemezsiniz;

Çevrenizde bir arkadaşınız ile karşılaşırsınız; tanıştırayım der “bu benim aşkım” diye tanıştırır sizi.

Aynı arkadaşınızı birkaç zaman sonra başkası ile görürsünüz; tanıştırayım der “bu benim aşkım” diye tanıştırır yine…

Ama aşk bu değil ki; daldan dala atlamak, çeşit çeşit çiçeklere konmak değildir ki aşk!

Aşk bir tanedir, aşk bir tanesinedir, aşk diğer tek kişi ile yaşanılan kuvvetli bir sevgi bağıdır.

Şu huyun hoşuma gitmiyor, bu işi böyle böyle yapma, şu hareketin var ya sana yakışmıyor vb. gibi tabirlerden uzaktır aşk.

Karşındakini her şeyi kabullenmek yok ise aşkta ortalıklarda yoktur.

Saçı şöyle bu renk olsun, boyu bu kadar olsun, ten rengi böyle olsun, işi olsun, şu işler elinden gelsin, birazda… işte böyle birisi çıkarsa aşık olurum diyor birileri!

Ama bu pazardan kurbanlık seçmekten farksız ki; aşk kalıplara sığdırılamaz ki!

Hem aşkı görebileceğin şeylerde algılayamazsın; aşk kalbin içerisindedir.

Aşk; biyolojik olarak farklı olsalar da, iki kişinin diğerinde de hayatta kalabilmesidir,

Aşk; bir araya gelen iki kişinin güzel bir amaç uğruna girdikleri kimyasal bir tepkimedir.

Aşk bir tanedir.

Aşk beklenmesi gerekir.

Aşk bir kere söylenir.

Aşk büsbütün hissedilene kadar aşkla ilgili hiçbir şey söylenmez.

…

Kendin gibi, hiçbir şey değiştirmek zorunda kalmadan; rahatça yaşayabileceğin birisini bulduğunda söyle aşkını, o senin birin olsun, yeganen olsun… dünyalar senin olsun.

Aman dikkat et; bir sürü insanın yaptığı gibi aşkın adına leke sürme.

ilk aşk, arka kapak

Dolce Vita, Bu Senin Hayatın, Aşkım Kapışmak

…Son birkaç senedir iyice popüler hale geldi.

Belki de kapitalizmin neredeyse rakipsiz kaldığı zamanımızda, para kazanma hırsının en önemli bir etkisi olarak…

Zaman kavramı yok, çünkü ne beyin dinlenebiliyor ne de vücut dinlenebiliyor şöyle adam akıllı bu tempoda.

İşe geliyorsun parmak basıyorsun, parmak basıyorsun işten çıkıyorsun, mesai saatleri içerisinde ise hani bir inekten daha fazla süt almak için makinelerle süzüyorlar ya ineği! işte aynen öyle son damlana kadar süzüyorlar insanın özünü şirket sahipleri.

Neye karşılık olarak peki?

Tabi ki; kendilerinin aylık çerez parası bile olmayan maaş adı altında verdikleri paranın karşılığı olarak.

Baş ağrısı, gelecek kaygısı, depresyon, sürekli düşünceler, uykuda rüyalarda bile insan artık gündüzüyle çarpışma halinde. Depresyon!

Sonra birileri çıkıyor senin karşına ve seni daha tam tanımadan sana diyor ki arkadaşım sen hayatını yaşamıyorsun, arkadaşım sen mutlu değilsin, arkadaşım sen yaşadığını düşünüyorsun ama ölüden farkın yok…

Ya da senin patronuna gidiyorlar senin bu adamlarını gözlemledim şu şu kusurları var ve bu kusurlar senin işinin önünde engel hem de para kazanmana fren yaptırmış…

Bunlar için, sizin için elimde harika bir tedavi yöntemi var, ilaç falan da kullandırmıyorum. Bu tedaviyi ben öğreteceğim siz kendi kendinize uygulayacaksınız.

Tedavinin sonunda siz dünyaya yeni gelmiş bir bebek gibi olacaksınız ve kendi kendinize, ne zaman bu, yani tedaviden önceki haliniz ile karşı karşıya gelirsiniz yine uygulayacaksınız ve hooooppp bir yeni siz daha!

Ama bunun için tek şartım var; ya şu yazdığım kitabı paranız ile satın alacaksınız, ya da benim paralı eğitimlerime birkaç günlüğüne katılacaksınız…

Karşısındakinin kafasında, paradan söz açılınca, derin düşüncelerle dolu sorular oluştuğunu anlayınca da; yaw arkadaşım ben sana hayatın sırrını veriyorum. Ve bu gizem için bir seferliğine ödeme yapacaksın. Bu cüzi paranın önemi ne kadar olabilir ki? Hem o istediğim para da para değil ki sırf yüce güç tarafından bana verilmiş olan yeteneği sizinle de paylaşmak istiyorum hepsi bu.

Asıl Sizi mutlu ettiğimde benim alacağım mutluluk benim kazancım olacak.

Ferrarisini satanını mı ararsınız, sufi öğretilerle karşısındakinin gönlüne kadercilik aşılayanını mı ararsınız, Amerika’ya özgü isimler bulunan kitapları Türkçe isimler ile değiştirerek kendininmiş gibi sunan kopyacılarını mı ararsınız, ölüp beyaz bir ışık görüp yaşamın gayesinin kendisine söylendiğini mi ararsınız… Böylelerinin arasında bunların hepsi var oğlu var…

İşte bu kitapta onlardan biri!

Ama hepsi neredeyse aynı; geçmiş geçti bırak, gelecekte gelmedi düşünme, sana an verildi anı yaşa.

…

Bu kadar dokundurdum ama okumadan da edemiyorum: bazen “aaaaaaaaaaa bu adamda benimle aynıymış, benimle ayı şeyleri yaşamış lan bu da, ama ben bunu biliyorum!” dedirtecek cinsten ve  insanın beyninde şimşekler çaktıracak tarzda kitaplar, bu kişisel gelişim kitapları…

Bu kitabı ilk gördüğümde anlayamadım; yazar kim ve kitabın ismi ne? Dolce Vita mı yoksa Aşkım Kapışmak mı? Kitap bir aşk kitabı gibi geldi Aşkım için kapışırım falan tarzında ilgi çekmek için uydurulmuş bir başlık olarak düşündüm fakat arkasını okuyunca anladım ki yazarın adıymış Aşkım Kapışmak ve Dolce Vita ( yani; bu senin hayatın)mış kitabın adı da!

Aşkım Kapışmak; büyük ihtimalle vermiş olduğu seminerlerdeki konuşmalarını, seminerlerinde kullandığı Power Point sunumlarındaki madde madde hatırlatıcıları bu kitapta kullanarak, sözlü anlatımı size yapamayacağına göre bu sefer kitabın sayfalarına dökmüş. Başarılı da olmuş!

Dolce Vita arka kapak resmi

Kendini Bilen RABbini Bilir

Daha öncesinde Allah de ötesini bırak, bana Allah yeter ve yüzleşme kitaplarını okuduğum Uğur Koşar bu kitabında kendisine sorulan sorulardan seçtiği sorulara cevap vermiş.

Türkiye insanının neleri merak ettiklerini, canlı yayınlarda, gazete köşelerinde sordukları saçma, cevabını öğrenseler dahi hayatlarında bir şeye yaramayacak sorulardan az çok biliyoruz.

Kitap “benim diğer herkes gibi olmamam, benim ben olmam lazım, benim kendimi bulmam, benim kendime gelmem lazım, benim bir kere yaşadığım hayatım sona erdiğinde adı sanı üzerinde yazı yazmasa kim olduğu bilinmeyecek mezarlardakinden farklı olması lazım” düşüncesini bayağı bayağı kafanıza çakıyor.

Fakat diğer kitaplara nazaran bu kitapta Uğur Koşar egosu yüksek bir insan gibi yazmış kitabı.

Evet, soruların bazısı gerçekten aptalca, içi boş ama o sorulara Uğur Koşar’ın verdiği “ben düşünmüyorum, ben düşünmem, ben çocuk gibiyim, ben anı yaşarım, ben sorulara düşünmeden cevap yazıyorum, hayat beni nereye akıtırsa oraya gidiyorum…” şeklinde vermiş olduğu cevaplar sorunun mantıksızlığına çok sinirlendiğini gösterirken kendi BENlik düşüncesini ön plana çıkarmış.

Uğur Koşar hadi olduğu hali ile yazıyor kitaplarını diyeyim, eyvallah fakat düşünmeden nasıl kitapların ismini buluyor anlamadım. O zamanda şunu diyecektir bir sabah uyandım beynimde bir şimşek kitabın ismi ve bende kitabın ismine göre yazdım kitabı ya da kitabı bitirdim uykuya geçtim bir anda gözlerim açıldı şlak işte kitabın ismi.

Sayın Uğur Koşar senin de bir Osho, Gandhi, Robin Sharma gibi kişisel yön verme alanında dünyanın önde gelen isimlerinden birisi olmanı isterim fakat karşındaki insana ben şöyle yapıyorum ben böyle yapıyorum ben… diyerek egosunu tatmin etmeye çalışan birisi havasını veriyorsun. Öğretilerin ile bu kitapta bu yaptığın tam zıt herkesin kendi hayatı var herkes sen gibi olamaz.

Bırakın uyumayı kendinizi dinlenmiş farz edin, bırakın giyinmeyi süslü görünmeyi deriniz var zaten olduğunuz gibi görünün, bırakın işe gitmeyi para size koşa koşa gelsin, bırakın her şeyi nasıl olsa sende mezara gireceksin bende niye dünyalık bir şey ile cebelleşelim kiJ

Daha kendisini tanıyamamış kendini bilmez, Allah’ın kendisine bahşettiğinden ne kadar haberdar olacak, yaratıcısını ne kadar bilecekte anacakta yaşayacak. (Bu sözüm Uğur Koşar’a değil)

Böyle kendini sadece aynada görmüş fakat ne olduğunu tanıyamamış kendisini yüce bir gücün yarattığını ve özel olduğunu farkındalığına varamamış bir insan yaşadığından ne kendisini, ne de çevresindekileri mutlu edebilir.

kendini bilen rabbini bilir, Uğur Koşar, kendini bilen rabbini bilir Uğur Koşar, Uğur Koşar kendini bilen rabbini bilir, Uğur Koşar’ın kendini bilen rabbini bilir kitabı, değerlendirme, eleştiri, yorum, kendini bilen rabbini bilir değerlendirme, kendini bilen rabbini bilir eleştiri, kendini bilen rabbini bilir yorum, kendini bilen rabbini bilir kitabı değerlendirmesi, kendini bilen rabbini bilir kitabı eleştirisi, kendini bilen rabbini bilir kitabı yorum

değerlendirme, eleştiri, kitap, uğur koşar, yorum, kendini bilen rabbini bilir

kendini bilen rabbini bilir arka kapak

Alaska’nın Peşinde

Tek düze giden hayatının öyle gitmesi gerektiğini, hayatın senin için öyle olduğunu düşündüğün bir anda biri/birileri çıkar karşına ve o karşına çıkan/çıkanlar sana,

“senin yaşamakta olduğun hayat aslında senin kendi istediğin, sana mutluluk getiren hayat değil; başkalarının senin yaşamanı istediği hayat” diye senin yüzüne tüm gerçekliği ile ve senin kalbin kırılacakmış kırılmayacakmış umursamadan acımasızca bir tokat gibi çarparlar.

Onun/Onların hayatlarının içine biraz dâhil olduğunda haklı olduklarını anladığın andan sonra Ona/Onlara ayak uydurursun ve bu yeni hayatının hem ruhuna ve hem de tüm vücuduna, geçmişte yaşayamadığın günlerinde acısını çıkartmaya çalışan senin için doyumsuz bir haz verdiğini hissedersin.

Ömrünüz boyunca hayatınızın akışına doğru yönü verenleriniz eksik olmasın.

Alaskanın Peşinde arka kapak

Yüzleşme, Uğur KOŞAR

Bu kitapta bir evlat olarak sen varsın, bu kitapta baban var annen var, bu kitapta anne veya baba isen sen varsın, bu kitapta evladın var, bu kitapta kardeş olarak sen varsın, bu kitapta kardeşin var, bu kitapta arkadaş olarak sen varsın, bu kitapta arkadaşların var, bu kitapta bir çalışan olarak sen varsın, bu kitapta amirin var, bu kitapta patron olarak sen varsın, bu kitapta çalışanların var, bu kitapta en mucize varlık olan sen varsın, bu kitapta farkına varamadığın SENin hayat hikâyesi var.

Bu kitap tam da sana hitap ediyor, bu kitap tüm insanlara hitap ediyor, bu kitap senin gerçekle yüzleşmeni sağlıyor, bu kitap sana süslenerek aktarılan doğru bildiğin gerçeklerin yalan olduğunu ispatlıyor.

Bu kitabı bir evlat olarak oku, bu kitabı anne baba isen oku evladına/evlatlarına okut, bu kitabı kardeş olarak oku, kardeşine/kardeşlerine okut, bu kitabı arkadaş olarak oku arkadaşına/arkadaşlarına okut, bu kitabı bir çalışan olarak oku, bu kitabı bir patron olarak oku, bu kitabı herkes okusun!

Ama sadece okuma; kendinin farkına var.

Uğur KOŞAR’ın ya da bu kitabın reklamı değil bu yazdıklarım. Kendisi ile hiçbir alış verişim yok. Sadece o kadar beğendim mi kitabı ve kitapta kendimi öyle bir buldum ki onun için yazıyorum. Allah razı olsun Uğur KOŞAR’dan ve keşke daha önce bu kitap çıksaydı da daha önce okusaydım. Ama belki de hiçbir faydası olmazdı.

Neyse bu kitabı okuyana kadar zaten hayattan bir sürü tecrübe kazandım.

Şimdi tecrübeleri fırsata çevirme zamanı.

Kitaptan notlarıma aldığım bazı önemli vurgulamalar.

Mutsuz insan yoktu sadece mutlu olacağına inanmayan insan vardır.

Seni kendini köle hissettiğin sürece karşındaki her kimse kendini bir kral olarak görecektir.

Çaresiz kaldığın zamanlarda kendine çare bulabilirsin, bu insan olmanın bir özelliğidir.

Önemli olan yaşamın sana sundukları değil senin ona yüklediğin anlamdır.

yüzleşme arka kapak

İtikad Risalesi

“Elhamdülillah Müslümanım” diyordum bende diğer herkes gibi , elimden geldiğince ibadetimi yapmaya da çalışıyordum, arada bir namaz, oruç, Kelime-i Şahadet, kurban… ama Uğur KOŞAR’ın Allah de ötesini bırak isimli kitabı ile birlikte başladığım dini kitap serüvenim Uğur KOŞAR’ın diğer kitapları ile, daha öncesinden de okuduğum Kuran-ı Kerim’i sure sure iyice özümsemeye çalışarak okuma ile devam ediyor… şimdi de TV programlarından üslubu hoşuma giden Ahmet Mahmut ÜNLÜ namı diğer Cübbeli Ahmet HOCA’nın İtikad Risalesi kitabını bir arkadaşım sayesinde okudum. Tek cümle ile anlatmak gerekirse; TV programlarında nasıl bir üsluba sahipse Cübbeli Ahmet Hoca aynı üslup bu kitapta yazıya dökülmüş; karşısındaki ile konuşur tarzda söyledikleri kitaplaştırılmış. Ahmet Mahmut ÜNLÜ hocanın bu İtikad Risalesi kitabını okuyunca İslamiyete olan susuzluğum daha da arttı. İtikad Risalesi kitabını okurken size tavsiyem yanınızda internete bağlı bilgisayarınız açık olsun çünkü daha bir çok mevzuyu merak edip araştırmak isteyeceksiniz…

itikad risalesi

Bir Psikiyatristin Gizli Defteri

Arkadaşlarım üzerilerini kat kat ve kalın kalın giyinmişken yine de tir tir soğuktan titrerlerken, aynı havalarda ben o kadar da üstüne kat kat ve kalın giyinen bir insan değilimdir. Elime dokunurlar, yanağıma dokunurlar… buz gibisin donacaksın derler ama ben üşüdüğümü hissetmem; acaba sinir sistemim mi çalışmıyor? Hayır hayır sinir sistemim gayet iyi çalışıyor!

Ben arkadaşlara şunu söylerim;

Bir insan kışın soğuk bir ortamda bulunuyor olsun eğer düşüncesinde kendisini çöl sıcağı altında bulunduğuna inandırabilirse üşümez, yazın sıcak günlerinde ter basmışken kendisini kutup soğuğu altında bulunduğuna inandırabilirse terlemeyi bırakın titremeye bile başlarsınız!

Onlarda benimle yürü git oradan diye dalga geçerler.

Kendisi uzman bir psikiyatrist olan Gary Small tarafından mesleğe ilk adım attığı günlerden başlayarak karşılaştığı olaylardan en ilginç olanlarından seçerek yazmış olduğu “Bir Psikiyatristin Gizli Defteri” isimli kitabında, insan beyninin insana neler yaptırabileceğini okuyacaksınız; bir taraftan olaylara gülerken diğer yandan vay be ben kafatasımın içerisinde böyle ne taşıyorum diyeceğiniz düşündürücü sürükleyici bir kitap!