
Özgüven Eksikliği Nasıl Giderilir? Sağlam Yollar
Özgüven eksikliği nasıl giderilir? Kendini kandırmadan, küçük kanıtlar üreterek, korkuyla ilişkiyi değiştirerek daha sağlam durmayı öğrenin. Mümkün.
Bir toplantıda söyleyecek sözü olduğu halde susan, başvuru formunu defalarca açıp kapatan ya da iyi yaptığı bir işi bile küçümseyen kişi çoğu zaman kendine “Yeterince özgüvenli değilim” der. Peki özgüven eksikliği nasıl giderilir? Cevap, aynaya bakıp kendine büyük sözler vermekten daha az gösterişli ama daha gerçektir: İnsan, kendisi hakkında düşünerek değil, kendine güvenebileceği kanıtlar biriktirerek özgüven kazanır.
Bu ayrım önemlidir. Çünkü özgüven sorunu yaşayan birçok insan, sorunun cesaret eksikliği olduğunu sanır. Oysa çoğu zaman mesele cesaretsizlik değil, kendi sözüne ne kadar itimat edebildiğidir. “Yarın başlayacağım” deyip başlamadığında, “Bu işi bitireceğim” deyip yarım bıraktığında veya sırf rahatsızlık vermemek için sınırını ihlal ettirdiğinde, zihni bunu kaydeder. İçeride sessiz bir muhasebe tutulur.
Özgüven eksikliği nasıl giderilir: Önce sorunu doğru adlandır
Özgüven, her konuda iyi olduğuna inanmak değildir. Böyle bir inanç zaten ilk ciddi eleştiride dağılır. Sağlıklı özgüven, bilmediğin yerde “bilmiyorum”, hata yaptığında “yanıldım”, zor bir iş karşısında da “öğrenebilirim” diyebilmektir. Kendini olduğundan büyük görmeyi değil, kendi kapasitenle dürüst bir ilişki kurmayı gerektirir.
Bu yüzden özgüven eksikliği bazen gerçekten bir beceri eksikliğinin üstünü örter. Yeni bir yönetici ilk geri bildirim görüşmesinde zorlanabilir. Bir öğrenci sunum yaparken sesi titreyebilir. İş kurmak isteyen biri satış konuşması yapmaktan kaçınabilir. Burada “Sen harikasın” cümlesi kısa süreli rahatlatır; ama kişiyi görüşmeyi yönetmeye, sunum yapmaya veya müşteriyi anlamaya hazırlamaz.
Kendine şu soruyu sor: Ben yetersiz olduğum için mi geri çekiliyorum, yoksa yeterince pratik yapmadığım bir alanda acemi görünmekten mi kaçıyorum? İkincisi daha yaygındır. Acemilik, değersizlik değildir. Sadece henüz tekrar edilmemiş bir beceridir.
Özgüven ile özdeğeri birbirine karıştırma
Özdeğer, başarısız olduğunda da insanlık değerinin yerinde kalmasıdır. Özgüven ise belirli bir işi yapabilme inancıdır. Bir projede hata yapmak, kötü bir çalışan ya da yetersiz bir insan olduğun anlamına gelmez. Ama zihin bu iki alanı kolayca birbirine bağlar: “Sunumum kötü geçti, demek ki ben başarısızım.”
Bu cümle hem ağır hem de yanıltıcıdır. Daha doğru cümle şudur: “Bu sunum istediğim gibi geçmedi. Hazırlıkta, anlatımda veya heyecan yönetiminde eksiklerim olabilir.” İlk cümle kimliğine saldırır. İkinci cümle davranışa bakar. Davranış değişebilir; kimliğine açılmış davalar ise insanı hareket edemez hale getirir.
Kendine güven, verdiğin küçük sözlerde oluşur
Büyük hedefler bazen özgüveni artırmaz, tersine borçlandırır. Bir anda bambaşka biri olmaya çalışmak, birkaç gün sonra vazgeçildiğinde “Bak, yine yapamadın” anlatısını güçlendirir. Bu nedenle başlanacak yer iddialı bir dönüşüm planı değil, ölçülü bir taahhüttür.
Örneğin her sabah iki saat spor yapacağına söz vermek yerine, haftada üç gün yirmi dakika yürümeyi seçebilirsin. Hiç konuşmadığın toplantılarda kusursuz bir konuşma yapmayı hedeflemek yerine, bir soru sormayı deneyebilirsin. İş arıyorsan bir günde elli başvuru yapma baskısı kurmak yerine, başvurunu iyileştirip iki nitelikli başvuru gönderebilirsin.
Küçük hedeflerin mütevazı görünmesi seni yanıltmasın. Mesele hedefin alkış alması değildir. Mesele, zihnine şu veriyi vermektir: “Kendime verdiğim sözü tutabiliyorum.” Güven biraz da böyle oluşur. Tek seferlik coşkulardan değil, tekrar eden tutarlılıktan.
Burada ince bir denge var. Hedefi gereksiz küçük tutup hiç zorlanmamak da gelişim sağlamaz. Yapılacak iş, seni hafifçe geren ama felç etmeyen bir düzeyde olmalı. Korku tamamen yoksa, muhtemelen kendini yeni bir şeyin eşiğine getirmiyorsundur. Korku seni durduruyorsa, adımı küçültmek gerekir.
Kaçınma davranışı özgüveni neden azaltır?
İnsan zihni kısa vadeli rahatlamayı sever. Aramayı yapmazsın, ret ihtimali ortadan kalkar. Fikrini söylemezsin, eleştirilme riskinden kurtulursun. Başvuruyu göndermezsin, olumsuz cevap almazsın. O an rahatlama gelir.
Fakat kaçınma, zihne görünmez bir mesaj verir: “Bu durum gerçekten tehlikeliydi, iyi ki kaçtık.” Bir sonraki sefer aynı durum daha büyük görünür. Böylece özgüven eksikliği, yalnızca olumsuz düşüncelerden değil, korunmaya çalışılan hayatın giderek daralmasından da beslenir.
Bunun panzehiri kendini ateşe atmak değildir. Sosyal kaygısı olan birinden kalabalık bir salonda doğaçlama konuşma beklemek akıllıca olmaz. Daha gerçekçi olan, kaçındığın durumun merdivenini çıkarmaktır. Önce bir arkadaşınla fikrini paylaşmak, sonra küçük bir ekipte söz almak, ardından kısa bir sunum yapmak gibi.
Her adımın sonunda yalnızca sonucu değil, ne yaptığını da kaydet. Sesin titremiş olabilir ama konuşmuşsundur. Müşteri “hayır” demiş olabilir ama teklifi sunmuşsundur. Özgüvenin yakıtı her zaman başarı değildir; bazen sonucu kontrol edemediğin halde eylemi gerçekleştirmektir.
İç sesini susturmaya değil, sorgulamaya çalış
“Beceremeyeceksin”, “rezil olacaksın”, “herkes senden daha iyi” diyen iç sesle savaşmak yorucudur. Çünkü o sesi tamamen susturmak çoğu insan için gerçekçi değildir. Daha işe yarar olan, sesin söylediklerini mahkeme kararı gibi kabul etmemektir.
Örneğin “Herkes benden daha yetkin” düşüncesi geldiğinde kanıt iste. Kim herkes? Hangi konuda? Onların görünmeyen hazırlıkları, hataları ve belirsizlikleri hakkında ne biliyorsun? İnsanlar başkalarının vitriniyle kendi mutfaklarını kıyaslamaya eğilimlidir. Bu kıyasın adil bir tarafı yoktur.
Bir başka tuzak da tek bir olayı karakter hükmüne çevirmektir. Bir iş görüşmesinde iyi performans gösterememek, görüşme becerinin gelişmesi gerektiğini gösterebilir. “Ben görüşmelerde berbattım” hükmü ise hem fazla kesin hem de çözüm üretmeyen bir etikettir. Etiketler kişiyi tanımlar gibi görünür, ama çoğu zaman kişiyi sabitler.
Kendine daha yumuşak davranmak, kendini mazeretlerle korumak demek değildir. Dürüstlük burada da gerekir. Hatan varsa gör. Eksik hazırlığını kabul et. Fakat bunu kendini ezmek için değil, daha iyi hazırlanmak için yap. Şefkat ve sorumluluk birbirinin karşıtı değildir.
Yetkinlik üretmeden özgüven beklemek adil değil
Özgüvenin bir kısmı psikolojiktir, ama tamamı değildir. Bir tasarımcı tasarım yaparak, bir yönetici zor konuşmaları yaparak, bir girişimci müşteriyle konuşarak, bir öğrenci çalışarak güçlenir. Bilgi, pratik ve geri bildirim olmadan sırf iyi hissetmeye çalışmak, boş depoyla uzun yola çıkmaya benzer.
Bu nedenle kendine “Neden özgüvenim yok?” diye sormanın yanına şunu ekle: “Hangi konuda güvene ihtiyacım var ve bu güveni hak edecek hangi pratiği yapıyorum?” Bu soru sert gelebilir. Ama suçlayıcı değildir. Kontrol alanını gösterir.
Geri bildirim de bu sürecin parçasıdır. Sadece seni öven insanlara yakın durmak rahatlatıcıdır, fakat geliştirici değildir. Güvendiğin birine “Bunu daha etkili yapmak için tek bir şeyi değiştirecek olsam ne olurdu?” diye sorabilirsin. Tek bir somut öneri, “Daha özgüvenli ol” gibi havada kalan tavsiyelerden çok daha değerlidir.
Ne zaman destek almak gerekir?
Özgüven eksikliği bazen çocukluktan gelen yoğun eleştiriler, zorbalık, travmatik deneyimler, depresyon, sosyal kaygı veya tükenmişlikle iç içe olabilir. Bu durumda mesele sadece yeni alışkanlıklar kurmak değildir. İnsan, kendisini korumak için geliştirdiği bir davranışın nedenini tek başına çözmekte zorlanabilir.
Eğer kaçınma işini, ilişkilerini, eğitimini veya günlük yaşamını belirgin biçimde daraltıyorsa; kendine yönelik düşüncelerin sürekli aşağılayıcı hale geldiyse; yoğun kaygı ya da umutsuzluk eşlik ediyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak güçlü bir adımdır. Yardım istemek, özgüven eksikliğinin kanıtı değil, hayatının sorumluluğunu ciddiye aldığının işaretidir.
Bugün kendine büyük bir karakter değişimi borçlu değilsin. Sadece ertelediğin, seni biraz korkutan ama yapabileceğin tek bir adımı seçebilirsin. O adımın sonucu istediğin gibi olmayabilir. Yine de kendine yeni bir kanıt bırakır: Korku varken de hareket edebiliyorsun.
Asıl soru şu: Başkalarının seni yeterli görmesini beklemek yerine, bu hafta kendi güvenini kazanmak için hangi sözü tutacaksın?
Özgüven, kendine hayran olmak değil; zor zamanda bile kendi yanında kalabilmektir.





No Comment! Be the first one.