bilim kurgu

Kübra 2

Kübra dizisinin 1 sezonunda KÜBRA‘nın ne anlama geldiğini öğrendik.
Kübra 2;

Hedefi gerçekleştirmek için; “ikna edilmişlerle değil inanmışlarla yola çıkılması gerektiğini” vurgulamaktadır.

İkna edilmiş olan; kafasında zaten soru işareti olan kişidir ve en ufak bir tereddütte ya ortadan kaybolacaktır ya da köstek olacaktır.

İnanmış olan ise; hedefe giden yolda, ne olursa olsun kendi görevini yapmaktan imtina etmeyecektir.

Bu diziyi izlerken, bir taraftan da  okumaya devam ettiğim, Celal Şengör’ün “Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor” kitabındaki, bilgisi ve yetkinliği olmayan geniş halk kitlelerinin desteğini alan popülist siyasetçilerin devlet yönetiminde mutlak güç elde etmesiyle oluşan bir yönetim tabiri olan Oklokrasi aklıma geldi ve şunu düşündüm.

Çok kişinin desteklemesi demek, destekleyenlerin kim olduğu açık seçik bilinmediğinden, o kişinin doğru olduğu anlamına gelmiyor. Ya destekleyenler, başkalarını değil de sadece kendi çıkarları için destekliyorsa!

Kübra 2 dizisi, bir taraftan;

Düzen yozlaşmışsa,

Vatandaşın seçtikleri, vatandaşın güvenliğini ve refahını sağlamak yerine kendi ve çevresinin güvenliğini ve refahını sağlama gayretindeyse,

Birileri daha ayrıcalıklı ise,

Birilerinin masasında kuş sütü bile varken birileri yatağa aç giriyorsa,

Birilerinin büyük suçları örtbas edilip elini kolunu sağlayarak dışarıda gezerken birileri sudan sebeplerle hapse atılıyorsa…

Vatandaşın üzerine düşen bu şartlara isyan edip sesini duyurmaktır,

İsyan çıkarsa ama sonuna kadardır,

İsyanın önderleri bu durumlarda iftiraya maruz kalacaklardır;

Kendisine inananların, liderlerine inanmışlarsa ve yaptığı da herkes için iyiyse, liderlerine ne derlerse desinler, lidere ne olursa olsun haklı isyanını sürdürmeleri gerekir…

Diyerek ezilenleri devlete karşı isyana teşvik etmekte iken;

Diğer taraftan;

Devletin elinde bulunan imkanlar sayesinde, devlete isyan etmenin nafile bir uğraşı olduğunu ispatlamaya çalışmaktadır.

Ama ben bu iki düşünceyi bir araya getirerek, Kübra 2 dizisinin vurgulamak istediği noktayı;

İster oylarla seçilen ister atanan yönetici ol,

İster yöneticinin dudağı arasında kariyeri olan bir memur ol,

İstersen de sade bir vatandaş ol…

Eğer görevini, ne olur halim diye değil de herkesi eşit görerek yaparsan;

Bu toprakların nimeti herkese yeter, aksi durumda çatışma kaçınılmazdır.

Kübra 2 dizisini https://www.netflix.com/title/81681294 adresinden izleyebilirsiniz.

Kübra

Çağatay Ulusoy’un canlandırdığı Gökhan karakteri Mesih,

Gökhan’ın akıllı telefonundaki SoulTouch uygulamasındaki Kübra isimli kullanıcı Cebrail rolünde.

Kübra, Gökhan’a, SEN FARKLISIN diye başladığı sohbette Kuranı Kerim’den ayetler ile Allah’ın emirlerini hatırlatıyor…

Bir insan, aslında hiç olmadığı bir karakter olduğuna nasıl inandırılır?

Olmadığı ama inandırıldığı karakter gibi nasıl hareket ettirilir?

Bu hareketin sürekliliği nasıl sağlanır?

İnsan algıları nasıl manipüle edilir?

İnsanlar nasıl düşünmeden biat ettirilir?

Uçurumdan birisi atladı diye diğerleri de nasıl atlar?

Diye düşünenlerdenseniz bu diziyi izleyin; en yakınınızdakilerde dahil, günümüz insanlarının düşüncelerinin nasıl değiştirildiğinin idrakına varacaksınız ve sorunların kökenini keşfedeceksiniz.

Cahillik en büyük hastalıktır!

Dini cahillik ise pandemik bir salgındır!

Knowledge Unit Based Reasonig Automaton’ı çözerseniz filmi anladınız demektir.

Kübra dizisini https://www.netflix.com/title/81681294 adresinden izleyebilirsiniz.

Benim Puanım: 10 / 10

IMDB Puanı: 6,4 / 10

Yönetmen: Durul Taylan, Yağmur Taylan

Senaryo: Afşin Kum, Rana Mamatlıoğlu, Bekir Baran Sıtkı

Ülke: Türkiye

Tür: Dram, Gerilim, Dini, Bilim Kurgu, Psikolojik

Vizyon Tarihi: 18 Ocak 2024

Dil: Türkçe

Müzik: Hedonutopia

Oyuncular: Çağatay Ulusoy, Aslıhan Malbora, Ahsen Eroğlu, Nazan Kırılmış, Cihan Talay, Aytek Sayan, Ahmet Mümtaz Taylan, Ferit Kaya, Murat Garibagaoglu

Aeden, Akilah, Azra Kohen

İnsan görünümlü olarak doğuyoruz.

Bir amacımız var.

Yaradan boşuna yaratmaz.

Ama hayat mücadelesinde, sadece aylık geçimini sağlayacak para için tüm gücü alınan, başka hiç bir şeye zaman ayıramayacak, sesini çıkaramayan, çünkü kovulunca yerini bir başkasının itiraz etmeden hemen dolduracağı, patronların kölesi işçilere dönüşüyor çoğumuz.

Çok azımız yaradılışına uygun cesurca hareket ediyor ama arkadan destek gelmeyince, bir de algı ile terörist ilan edilince, algısı kapalı kölelerde terörist deyince gürültüden ibaret kalıyor haklı haykırışlar…

Ama daha önceleri başarmıştık!

Şimdi neden başarmayalım?

Azra Kohen’den, okuyucusuna, ne için yaratıldığını, ama şimdi ne yaptığını sorgulatan,

Yeni dünya düzeninin kazananlarının nasıl kazandığını, kaybedenlerinin nasıl kaybettiğini çok güzel özetleyen,

Ufuk açıcı harika bir kitap.

Kitabın ilk sayfalarından sıkılabilirsiniz ama devam edin…

Kitaptan benim aldığın notlar:

  • Evrende tesadüf diye bir şey yoktur.
  • Bir canın acısından zevk alan birinin yaşama hakkı yoktur.
  • Bir şeyin en güçlü olduğu yer, merkez, aynı zamanda o şeyin en zayıf noktasıdır.
  • Korkunun olduğu yerde taraflar ancak var olabilir.
  • Verdiğiniz savaştan eminseniz pes etmeyin. Önce pes eden kaybeder.
  • Uyanışta olan bir organizmik bütünlükte ilk elenenler, uyanışı engellemek isteyenlerdir.
  • Bir varlığa seçenekleri olduğunu, hayatın olasılıklar içinde var olduğunu göstermek onu özgürleştirmektir.
  • Sahip olmanın ilk koşulu, kültürü ayrıştırmak ve ayrışımdan kaynaklanan o karmaşanın içinde halkın vergileriyle hayat verdikleri kurumların başkalarının eline geçmesiyle başlar…
  • Deneyimi engelleyen, dönüşüme itiraz eden, varoluşu hak edemez.
  • Kaderinin efendisi ol.
  • Olmaktan, doğmaktan, düşünmekten yoksunma.
  • Gerçeğin korunaklı katmanlarını aşabilenleri devrimler ve keşfedilmemiş fikirler bekler. O yüzden size dikte edilmeye çalışılan bilgilere mahkum olmayın. Bilginin hep daha fazlasını hep nedenini isteyin, sorgulayın.
  • Asla umudunu yitirme; isterse kış olsun; güneş var olduğu sürece, ışık var olmaya, en karanlık günde bile güneş doğmaya devam edecektir.
  • Bilincin ne kadarsa, anlayışın, fark edebildiklerin de ancak o kadardır.
  • Bir şeyi korumak için harekete geçmiş insanları susturmanın en iyi yolu, onların ruhlarına şüphe düşürmektir. Korumaya geçmiş birini, koruduğu konuda paranoyak hissettirebilmek, koruma kalkanında açılan ilk gedik gibidir.
  • Reverse Psychology: İnanılan şeyi beceriksiz bir şekilde savunarak kişiyi inandığı şeyin tam aksine inanmaya gizliden teşvik etmek.
  • Devletin planları ile halkın ihtiyaçları çelişmemelidir.
  • Hayatın yanında olabilmek için kendi hayatını feda etmeye hazır insanlara ya da hayatı umursamamayı önemsizleştirecek enginlikte, hayata hükmedebilen adamların emirlerine saygı göstermek? Doğrusu hangisidir? İşte bütün mesele bu!
  • Doğru teşhis, her karanlığın güneşidir.
  • İğrençliğin, toplumun normali olması engellenmelidir.
  • Yaptığı şey ne kadar düşüncesizce yapılmış olursa olsun doğru olanı yapan birine kızılmaz.
  • Doğru olanı yaptığın için özür dilenmez.
  • Egemenlik verilmez alınır.
  • Yetki, kayıtsız şartsız milletindir. Kimdir millet? İnsandır, halktır! Bankalar, markalar ve onların uşağı olmuş politikacılar değildir millet. Bu dünyada gördüğümüz pislikleri millet yapmıyor, sadece parçası olmak zorunda kalıyor. Müdahale edemediğimiz, çarklarından kurtulamadığımız bir mekanizma kurmuşlar, biz içine doğuyoruz ve bu mekanizmanın yakıtı gibi hepimiz harcanıyoruz. Mekanizmanın içinde tüm değerlerimiz ile birlikte yok oluyoruz. Nasıl insan olunur artık bilmiyoruz bile.
  • Birisi için ölmeyin. Hepimiz için yaşayın. Savaşımızda, ölümlere değil yaşatılmışlıklara ihtiyacımız var. Çünkü yaşamı destekleyebildiğimi kadar zafere yakın olacağız.
  • Korku, korkakların sopasıdır. Saygı cesaretin suyudur.
  • Gücün nedir? Etrafına saldığın korku mu? Etrafında uyandırdığın saygı mı?
  • Hayat hepimizden daha akıllıdır. Bize, sadece ihtiyaç duyduğumuz deneyimleri sunar. Deneyimin içinde kaybolabilir ya da ona sahip olabiliriz. Seçim bizim. Zamanı gelince.
  • Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığına emin olduğunda, hiçbir şeyin bilindiği gibi olmadığını keşfetmeye başlarsın.
  • Tuhaflıklarımız üstünlüğümüz olabilir. Kendimize emek vermeden bilemeyiz.
  • Deneyimin bekaretini bozmak, bir insana yapılacak en kötü şeydir. Hayatı başkasından dinlemek yerine herkes kendisi keşfetmelidir.