Kişisel Gelişim

Başarmanın Yarısı İnanmak Theodore Roosevelt’in Bu Sözü Hayatını Değiştirebilir

“Yapabileceğine inanırsan, yarısını başarmışsın demektir.”
– Theodore Roosevelt

Bir öğrenci düşün…
Sınava hazırlanıyor ama sürekli kendi kendine şöyle diyor:
“Ben zaten yapamam.”

Kitap açılıyor ama odak yok.
Çalışma var ama inanç yok.

Aynı sınıfta başka biri var…
O da zorlanıyor ama kendine şunu söylüyor:
“Zor ama yapabilirim.”

Sınav günü geliyor…

Bilgileri benzer olsa da sonuçları farklı oluyor.
Çünkü biri baştan kaybetmişti, diğeri başlamadan kazanmıştı.

Psikolojide buna öz-yeterlilik inancı (self-efficacy) denir.

İnsan bir şeyi yapabileceğine inanıyorsa:

  • daha çok dener
  • daha az pes eder
  • daha uzun süre dayanır

Ama inanmazsa, potansiyeli olsa bile kullanamaz.

Başarı sadece yetenekle ilgili değildir.

  • Önce zihninde kazanırsın, sonra hayatta.

İnanç olmadan yapılan çaba, yarım kalır.
Ama inanç varsa, zor olan bile mümkün hale gelir.

Bugün yapmak istediğin ama kendine inanmadığın bir şey var mı?

Kontrol Edemediklerin Seni Yönetmesin: Marcus Aurelius’un 2000 Yıllık Güçlü Tavsiyesi

“Zihnin üzerinde gücün var, dış olaylar üzerinde değil.”
– Marcus Aurelius

Sabah işe giderken trafikte sıkıştığını düşün.
Korna sesleri, acele eden insanlar, stres…

Aynı trafikte iki kişi var.

Biri sinirleniyor, gününün berbat olduğunu düşünüyor.
Diğeri ise camdan dışarı bakıp sakin kalmayı seçiyor.

Trafik aynı.
Ama yaşadıkları gün tamamen farklı.

Psikolojide buna algı yönetimi (cognitive reframing) denir.

Olaylar değil, olaylara verdiğimiz anlam bizi etkiler.

Kontrol edemediğimiz şeylere odaklandığımızda stres artar.
Ama kontrol edebildiğimiz tek şey olan zihnimizi yönettiğimizde, güç kazanırız.

Hayat her zaman istediğin gibi gitmeyecek.

Ama her zaman şu senin elinde olacak:
Nasıl tepki verdiğin.

Gerçek güç, dış dünyayı kontrol etmekte değil,
kendi zihnini yönetebilmektedir.

Bugün seni zorlayan bir durumda, gerçekten kontrol edebildiğin şey neydi?

Başarı Tesadüf Değil: Her Gün Tekrarlanan Küçük Alışkanlıkların Gücünü Biliyor musun?

“Başarı, her gün tekrarlanan küçük çabaların toplamıdır.” diyor Robert Collier

İki kişi düşün…
Biri büyük hedefler koyuyor ama sürekli erteliyor.
Diğeri ise küçük adımlar atıyor.

Her gün sadece 30 dakika çalışıyor.
Abartmıyor. Yorulmuyor. Ama bırakmıyor.

Aylar geçiyor…

Büyük hedefler koyan hâlâ başlamamışken,
küçük adımlar atan kişi bambaşka bir seviyeye gelmiş oluyor.

Psikolojide buna alışkanlık döngüsü (habit loop) denir.

İnsan beyni büyük değişimlerden korkar.
Ama küçük tekrarları fark etmeden kabul eder.

Bu yüzden başarı, büyük patlamalarla değil,
küçük ama sürekli tekrarlarla oluşur.

 

Hayat Dersi

Bugün yaptığın küçük şeyler önemsiz gibi görünebilir.

Ama unutma:
Geleceğin, bugün tekrar ettiğin alışkanlıkların toplamıdır.

Bugün seni ileriye götürecek küçük ama sürekli yapabileceğin bir alışkanlığın var mı?

Albert Einstein’ın Bu Sözü Başarıyı Yeniden Tanımlıyor: Hayal Gücü Neden Bilgiden Daha Önemli?

“Hayal gücü bilgiden daha önemlidir.”

Genç bir mühendis düşünün.
Elinde onlarca teknik bilgi var. Formülleri biliyor, hesap yapabiliyor, sistem kurabiliyor.

Ama bir sorun var…
Yeni bir şey üretemiyor.

Aynı ortamda başka biri var. Bilgisi daha az. Ama sürekli düşünüyor:
“Bunu daha farklı nasıl yapabilirim?”

Aylar sonra…

Bilgili olan aynı yerde kalırken,
hayal kuran kişi yepyeni bir çözümle herkesin önüne geçiyor.

Psikolojide buna yaratıcı düşünme (creative thinking) denir.

İnsan beyni iki şekilde çalışır:

  • Analitik zihin → bildiğini kullanır
  • Yaratıcı zihin → bilinmeyeni üretir

Bilgi sizi bir noktaya kadar götürür.
Ama hayal gücü, o sınırı aşmanızı sağlar.

Einstein’ın kastettiği şey tam olarak bu:

Geleceği inşa edenler, sadece bilenler değil, hayal edebilenlerdir.

Bilgi sizi işe aldırır.
Ama hayal gücü sizi farklı kılar.

Bugün herkes aynı bilgilere ulaşabiliyor.
Ama herkes aynı şeyi hayal edemiyor.

Farkı yaratan şey:
Ne bildiğiniz değil ne düşündüğünüzdür.

Bugün kendinize şu soruyu sorun:

Ben gerçekten düşünüyor muyum, yoksa sadece bildiklerimi mi tekrarlıyorum?

Bilinçaltının Gücü, Joseph Murphy

Joseph Murphy, Bilinçaltının Gücü kitabında;

Düşüncenizi değiştirirseniz, kaderinizi de değiştirirsiniz demektedir

Yani;

Bilinçaltınızı ne ile beslerseniz, o olursunuz;

Nasıl mı?

İlk olarak dini inancı olan birisini ele alalım,

Her gün sosyal medyada bir sürü dua paylaşılıyor; bilmem kimin kaç kere söyledikten sonra Allah’ın istediğini verdiği duaymış… Arapçada olsa, içesinde ne yazdığından zerre bilgisi olmasa da ediyor…

Gördüğü rüyayı, kahvesini içtikten sonra geride kalan telvenin oluşturduğu şekilleri, avuç içini, Tarot kartlarını kararak kartların açılış sırasındaki tarot kartlarındaki şekilleri yorumlatarak veya doğduğu güne göre belirlenmiş burcunun günlük yorumunu okuyarak, günlerini, oralarda belirtilen doğruymuş gibi etkilenerek geçiriyor…

Neden?

Çünkü bilinçaltı şartlanıyor ve şartlandığı şekilde, beyni yönetmeye başlıyor.

Ya tereddüt varsa ne oluyor?

İşte o zaman olmuyor!

Nasıl yani geleceğimiz bizim kendi bilinçaltımızda mı şekilleniyor?

Evet!

Ben bizzat yaşadım;

Ne zaman istediğim bir şeyin olduğunu düşündüm, oldu!

Ne zaman ki basit bir şey için tereddüt ettim, olmadı!

….

Benim anlatmam ile olmaz,

Benim size bunu anlatmam için kitabı size okumam lazım,

Siz de en iyisi, Joseph Murphy, Bilinçaltının Gücü kitabını okuyun!

Rezonans Kanunu, Pierre Franckh

Rezonans Kanunu kitabı ne anlatıyor?

Uğur Koşar, Allah de Ötesini Bırak 1 ve Allah de Ötesini Bırak 2 adındaki popüler kitaplarında, başarılı bir şekilde tevekkül ve Allah’a tam teslimiyetten bahsediyordu…

Sosyal medyada, muhakkak denk gelmişsinizdir; “neye sahip olmak istiyorsan, 1.000kere, hem de anlamadığın dil olan Arapça olarak hem de bilmediğin kelimeler olduğundan doğru telaffuz edip etmediğini de bilmeden şu duayı okuyun ve/veya dua zincirini kurun” gibi paylaşımlar yapılmaktadır…

Tevekkülün ve duaların mantığında yatan gerçek; Rezonans Kanunu kitabının temelini oluşturmaktadır;

Bir şeyi ne kadar çok istersen,

O şeyi de her şeyi yaratan olan Allah’tan istersen isteğine o kadar çok inanırsın,

Gerçekleşmesi için evrene pozitif enerji gönderirsin,

İnancın sonucunda, isteğini gerçekleştirmek için daha fazla gayret gösterirsin,

Bu gayret sonucunda da isteğinin sahibi olursun!

Rezonans Kanunu kitabı, “Dereyi görmeden paçaları sıvama” atasözünün negatiflemesini hayatınızdan çıkarıp “Bir şeyi 40 kere söylersen olur” atasözündeki gibi olumlu yaklaşımı hayatınıza kazandırmaya çalışmaktadır.

Rezonans Kanunu kitabı;

Pozitif düşünürsen pozitif düşünceyi bulursun, çevren pozitif düşüncelerle dolar, pozitif bir hayatın olur!

Negatif düşünürsen negatif düşünceyi bulursun, çevren negatif düşüncelerle dolar, negatif bir hayatın olur!

Güdülemesini fizik bilimini kullanarak ispatlamaktadır.

Rezonans Kanunu kitabını okumanızı ve kitapta yazanları uygulamanızı tavsiye ederim; hayatınızdaki pozitif anlamda gerçekleşenleri gördükçe bir tarafınız iyi ki şimdi bu kitabı okudum diye düşünecek ve kendinizi şanslı hissedeceksiniz!

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn animasyon filmini, akran zorbalığına karşı bir yapım olarak ailelerin, çocukları ile birlikte izlemesini tavsiye ediyorum.

Karşısındakinin kilosu, boyu, sesi, yüzündeki sivilcileri, kendi elinde olmayan fiziksel kusurları, sonradan meydana gelen sakatlıkları, annesinin babasının mesleği, giysilerinin markası gibi bir sürü şekilde karşıdaki ile alay ederek kendini gösteren akran zorbalığı denen bir kavram var ve maalesef gittikçe yaygınlaşıyor.

Buna dur diyecek olan en başta aile ve öğretmenler olacaktır.

Ailenin, başka birisinin kendi çocuğuna yapılmasına müsaade etmeyecekleri şeyleri, kendi çocuğunun da bir başkasına yapmasına “daha çocuk” kılıfına sokmadan, çocuğunun anlayacağı şekilde uyarması gerekmektedir.

Anne baba gibi kutsal olan öğretmenlerde, çocukların okula eğitilmeye geldiği ve kendilerinin bir eğitimci oldukları gerçeği ile sadece çocuklara ders anlatıp, sonrasında, aman canım annesi miyim babası mıyım, çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar şeklinde karışmazlık yapmamalı, çocukların toplum kurallarına uymalarını sağlamak için ne gerekiyorsa yapmalıdırlar.

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn filmi işte burada hem ailelere hem de öğretmenlere yardımcı olabilecek türden bir olarak ekranlarımızda izlenmek için sizleri bekliyor;

Müziğe karşı hem beste hem de söyleme olarak yetenekli bir Midilli olan Thelma, yaşadığı çiftlikte fiziksel görünüşünden dolayı pek ilgi çekmemektedir, alay edilmektedir, dışlanmaktadır…

Ama tesadüf sonucu alnına yapışan havuç ile tek boynuzlu gibi görünerek, şöhret basamaklarını hızlıca tırmanır…

Menajeri tarafından daha fazla şöhret için kendi dışında biriymiş gibi davranmaya zorlanması, kendi bestelerine önem verilmeyip; yapay zekanın, en çok ne dinleniyor-dinlenir? algoritmasına göre üretilen, sözleri anlam ifade etmeyen bestelerini söylemek zorunda bırakılması,

Kimlerle arkadaşlık yapacağına, kiminle sevgili olacağına, ne giyeceğine, nerede yemek yiyeceğine, hangi partilere katılacağına gibi özel hayatına bile müdahale edilmesi, Midilli Thelma’nın “benim istediğim hayat bu mu?” sorusunu kendisine sorarak, aslına dönüş yolculuğuna başlamasına sebep olur.

…

Unutmayın;

Yetenek ile dış görünüş bir biri ile uyumlu olmayabilir.

Önemli olan yeteneğin icra ediliyor olmasıdır.

İstiridye taş gibi görünse de içinde inciyi taşır değil mi?

Mozart, Beethoven, Van Gogh, Picasso gibi sanat dahilerini ünlendiren yaptıkları eserlerinin eşsizliğiydi, presentabıllıkları değil.

Ve sonunda Thelma, kendi orijinal hali ile yeteneğini gösterir ve herkes tarafından kabul görür.

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn animasyon film fragmanı:

Benim Puanım: 10 / 10
IMDB Puanı: 5,8 / 10
Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn animasyon filmini https://www.netflix.com/tr/title/81110501 adresinde izleyebilirsiniz.

Ferrari

Ferrari

Şu anda bir sürü kişinin bildiği bir marka haline gelen, özel sipariş üzerine tasarım ve üretim yapan, dünyada şanslı bir kaç kişinin sahibi olacağı kendi tasarımı ve üretimi özel arabalar çıkartan, bunun yanına seri üretim de yapan süper spor otomobil markası Ferrari’nin devam etme veya yok olma zamanını anlatan film Ferrari’nin kurucusu, komutan lakaplı Enzo Ferrari’ye odaklanıyor…

Bir yarışçı olan Enzo Ferrari için markasının yarışlarda yer alması, yarışı bitirmesi ve zafer kazanması çok önemlidir.

Ferrari reklamını yarışlarda yapmaktadır.

Aracın en dayanıklı, en hızlı olmasının yanında, Enzo Ferrari için aracı süren yarışçılarında en dayanıklı, en iyi ve kendi hayatlarını ortaya koyarak risk alabilen olmaları önemlidir.

Enzo Ferrari’nin, süper spor otomobillerini yarışta kullanırken meydana gelen kazalarda ölen yarışçılar için “meslek riski” tabiri acaba çok mu acımasız bir yaklaşımdır, yoksa başarı için başkalarının hayatına hissiz yaklaşmak mı gerekmektedir?

Belki de kendi hayatında, kendi yarıştığı dönemlerde en samimi arkadaşlarının ölümüne şahit olması veya yıllardır tedavisi için uğraştığı ama defnettiği canından bir parça oğlunun yerine kimseyi koyamaması Enzo Ferrari’yi bu acımasızlığa itmiştir?

Ya da rakiplerin her gün yeni bir başarı haberi geldikçe kendi yarattığı markanın geri düşebileceği korkusunun bir sonucu mudur?

Bir Enzo Ferrari olmadan bilemeyeceğimiz şeyler bunlar!

Eşi ile birlikte kurduğu aile hayatının yanında başka ilişkiler yaşamasaydı daha mı başarılı olurdu? Yoksa başarı arzusu mu Enzo Ferrari’yi başka ilişkilere itti tabi ki herkesin farklı cevaplayacağı sorular olarak kalacaktır?

Ama başarıyı yakalamak için bir şart vardır; aile hayatı, özel hayat, yapılan işler, duygusallık ve ciddiyet bir birlerine karıştırılmadan yürütülmelidir.

Ferrari filmi fragmanı:

Benim Puanım: 7 / 10

IMDB Puanı: 6,4 / 10

Ferrari filmini https://www.primevideo.com/-/tr/detail/0H019Y5KDBG59L0DKFCOSI0GUP/ref=atv_dp_share_cu_r adresinden izleyebilirsiniz.

Ferrari filmi kadrosu:

Yönetmen: Michael Mann

Senaryo: Troy Kennedy-Martin, Michael Mann, Brock Yates

Ülke: ABD, İngiltere, İtalya, Çin

Tür: Biyografi, Dram, Tarihi

Vizyon Tarihi: 22 Aralık 2023 (Türkiye)

Dil: İngilizce

Müzik: Daniel Pemberton

Oyuncular: Shailene Woodley, Adam Driver, Penélope Cruz, Sarah Gadon, Jack O’Connell

Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı, Ahmet Şerif İzgören

Türkiye Cumhuriyeti’nde dünyaya gelen insanlar olarak çok şanslıyız,

Tarihe damga vurmuş, çağ açıp çağ kapatmış, adalette nam salmış ve daha bir çok övünç dolu işler yapmış olan atalarımız var…

Göktürklerden beri, bir daha aynı hatayı gelecek nesillerimiz yapmasın diyen, nasihat dolu  yazıtlarımız var,

Herkesin bitti dediği anda, kendisi görmese bile sevdiklerinin özgürlüğü için canını hiçe sayarak, imkansızlar içerisinde bizi zafere ulaştıran kahramanlarımız var…

…

Ahmet Şerif İzgören “Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı” kitabında John’dan, George’dan, Michael’den falan hiç bahsetmiyor,

Türkiye de yaşamış bizim içimizden insanlardan bahsediyor;

İsimleri çok bilindik Ahmet, Mehmet, Ali, Osman, Fatma, Ayşe, Elif veya sizin adınız…

İmkansızlıkları imkana çeviren isimsiz Türk kahramanlarından,

Aynı zamanda imkanını eline geçirince bir başkasına faydası olmayıp kendi çıkarı için şerefsizlik yapanlardan bahsediyor…

Bu kitap şerefsizlerin hiç hoşuna gitmeyecek!

Sözlü Dövüş Sanatı, Tongue Fu, Sam Horn

Günlük hayatın içerisinde, bazen sudan sebeplerle, Allah vergisi düşünme yeteneğimiz olmasına rağmen biz insanlar, farkında olarak ya da olmayarak karşımızdaki insanı kırabiliyoruz ya da karşımızdaki bizi kırabiliyor…

Bir işi yaptırabilmek için emrediyoruz, ya da emrolunuyoruz; rica varken…

Bir başarısızlıktan dolayı yerin dibine sokuyoruz ya da sokuluyoruz; doğru yolu göstermek varken…

…

“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” diyen atalarımızın sözünü kulak ardı ederek…

Bu kitap ile Sam Horn, yukarıda yazdığım konularda farkındalık yaratmayı amaç edinmiş…

Ve bence başarmış

Tavsiye ederim…

Çok geç olmadan…

Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı, Mark Manson

Bu kitabı civcivlerimizi otlatmaya çıkardığımda okumaya başladım. Bir kitabın ismine baktım… Bir de civcivlerin ne yaptıklarına… Ottan ota koşuyorlardı… toprağı eşeliyorlardı… buldukları her ne ise, hoşlandıkları bir yiyecekti demek ki, gagalıyorlardı! Sudan gagaları ile suyu alıp, başlarını gökyüzüne kaldırıp yutuyorlardı… Yani bir bakıma, Nazım Hikmet’in “Yaşamak” adlı şiirindeki gibi; yaşamanın dışında ve ötesinde bir şey yapmıyorlardı.

İnsan olarak yaratılan bizler ne yapıyoruz?

CEVAP verin… Bekliyorum… Hadi…

Bu kitabın ismi, hayatımızdaki her şeye boş verin gibi anlaşılabilir? Ama değil!

Hayatımızda başımıza gelen her şey, anlık dahi olsa, bizim için bir sınav niteliğindedir. Bu sınavı geçersek dersimizi başarıyla almışız demektir. Örneğin; cinayetlerin büyük bir çoğunluğu anlık öfke ile gerçekleşmektedir. “Sert sirke küpüne zarar verir”, “öfke ile kalkan zarar ile oturur” gibi bizim uzun tecrübelerini ifade eden atalarımızın sözlerinde de bu kitabın bazı kısımları saklıdır. Öfke bir kasırgadır. Öfkeni yen ve gök kuşağından mahrum kalma. O an ne kadar kötü geçiyor olursa olsun sen daha kötü olacak hareketlerden kaçın. Gerekirse bulunduğun ortamdan kaç. Erkek misin lan gibi laflar edeceklerdir. Kafana takma!

Mesela karşındaki senin yaptığın bir şeye, sen haklı olsan ve işini yapıyor olsan da sinirlenmiş ve anana, avradına, sülalene küfrediyor… Ne yaparsın? Haddini bildirirsin değil mi? Ama öyle yapma, bırak rahatlasın! Neden mi? Onun yaptığı sadece cahilliğini gözler önüne sermek, seni korkutmaya çalışmak, seni yaptığın şeyden geri adım attırmaya çalışmak… boş ver kendi cehaletinde boğulsun. Bir kulağından girsin diğerinden çıksın. Havlayan köpek ısırmaz unutma! Kafana takma!

Veya gerçekleştirmeyi çok istediğin bir iş olsun; zaman akıyor… bir işin de var… başarısız olmaktan da korkuyorsun… bu korkuyu yenemedikten sonra başaramazsın. Başarısızlığı kafana takma!

…

Nasıl ki bir gün öleceğin halde, ölmeyi kafana takmıyorsun da öyle yaşıyorsun ya! Aynen öyle. Kötü olabilecek hiç bir şeyi kafana takma.

Gibi gibi gibi….

İnsana, aslında bildiği şeyleri bir kez daha anlatarak, farkındalık oluşturmayı hedefleyen bir kitap.

Tavsiye eder miyim?

Tabi ki EVET!