izleyelim

Ördeklerin Göçü, Migration

Ördeklerin Göçü, Migration animasyon film fragmanı:

Ördeklerin Göçü, Migration Animasyon Filmi;

Konfor alanızdasınız,

Güvenli bir yerdesiniz,

Ve yakınlarınızın bu alandan çıkmasına müsaade etmiyorsunuz,

Diğer yerler tekinsiz,

Dünyanın her yeri çeşit çeşit tehlikeler ile dolu,

Sahip olduğumuzu korumalıyız

Evet ama bulunduğumuz yere ilerde tehdit gelmeyeceğini,

Bulunduğumuz yerin güvenliğinin ortadan kalkmayacağını nereden bileceğiz?

Böyle bir durumda, tecrübeli olmak hayatımızı devam ettirmemizi sağlamaz mı?

Tecrübe ise konfor ve güvenlik alanının dışına çıkılarak sağlanmaz mı?

Hiç yaşamadığımız bir olaya nasıl müdahale edebiliriz?

Daha iyi bir hayat yaşamak istiyorsak,

Gelişmek istiyorsak,

Kontrollü bir şekilde konfor alanının dışına çıkmalıyız nasihatini çocuklarında anlayabileceği bir dille anlatıyor!

Başlıca Ördeklerin Göçü, Migration animasyon filmi karakterleri:

[foogallery id=”6998″]

Maymunlar Cehennemi Yeni Krallık, Kingdom of the Planet of the Apes

Maymunlar Cehennemi Yeni Krallık, Kingdom of the Planet of the Apes filminde,

Akıllanan maymunlar ile zeka geriliği yaşayan insanların mücadelesi aynı anda konu edilerek bir ironi oluşturuluyor.

Nedir bu ironi?

Akıllanan maymunlardan güçlü,

Hitabet sanatı iyi olanı,

Kendisinden önce maymun birliğini kurarak, maymunların hayatlarını daha iyi olmasını sağlamak için tecrübeler ile oluşturulmuş, her maymunun uyması gerekli olan ama sadece sözlü olan din gibi kuralları kendi hedefleri doğrultusunda kullanarak kendisini kral ilan eder,

Kendisine biat edenler ile birlikte bir krallık oluşturur.

Kendi dışındakileri hizmetkar, köle olarak kullanmaya,

Güçlendikçe daha da saldırganlaşmaya, kendisine biat etmeyenleri yok etmeye, kimse karşı koyamasın diye silahlanmaya, silahlarını daha da ölümcül yapmaya başlar…

Yani Kuranı Kerimde de yazdığı gibi;

Güçlenen ve güç yüzünden kibre kapılanlar için ne olduysa buna adım atar.

İşte bu film; Kuranı Kerim’de, İncil’de, Tevrat’ta bir sürü kez azgınlığa ulaşan insanoğlunun başına gelen durum maymun insan ironisi ile anlatılıyor.

Hatta, zeka geriliği yaşamayan bir insanın, zeka geriliği yaşayan insanların hallerini görmesine ve kendisinin hayatta kalmasını sağlayanın maymunlar olmasına rağmen, yine güç ile insanlar dışındakileri ilk fırsatta ortadan kaldırmaya çalışacağını söylemesi de bu ironiye adeta tuzla biber oluyor.

Maymunlar Cehennemi Yeni Krallık, Kingdom of the Planet of the Apes film fragmanı:

Maymunlar Cehennemi Yeni Krallık, Kingdom of the Planet of the Apes filmi için;

Benim Puanım: 7 / 10

IMDB Puanı: 7,1 / 10

  • Cennet için de Cehennem için de öbür dünyayı neden bekliyoruz? Dünya iyiler için cennet, kötüler için cehennem olmalıdır. Bunu sağlayacak olan da adalet ile yine insanoğlunun kendisidir!

Bodrumdaki Kız, Girl in the Basement

Bodrumdaki Kız, Girl in the Basement filmi, 24 yıl boyunca, babası tarafından evin bodrumuna hapsedilen, tecavüz edilen, tecavüz sonrası çocuklar sahibi olan Elizabeth Fritzl’in gerçek hayat hikayesine dayanmaktadır.

Elizabeth Fritzl’in gerçek hayat hikayesi.

Elizabeth Fritzl, 1977 yılında babası tarafından taciz edilmeye başladığında yalnızca 11 yaşındaydı.

Elizabeth 15 yaşına geldiğinde garson olmak için bir kursa başladı.

28 Ocak 1983 tarihinde bir arkadaşıyla birlikte babasından kaçarak Viyana’nın 20. Bölgesinde saklandı.

Üç hafta içinde polis kızı bularak ebeveynlerine geri verdi. Elizabeth’in dönüşüyle beraber babasının cinsel saldırıları devam etti. Bu durum bir buçuk yıl sürdü. Garsonluk kursunun bitişiyle Elizabeth, Linz şehrinde işe başladı. 29 Ağustos 1984’te babası tarafından evlerinin bodrumuna hapsedildi.

Fritz’lerin evi 1890 yapımı eski bir binadır. Fritz bu binayı evliliğinin ardından satın almıştır ve daha sonra binaya eklentiler yapmıştır (1977 ile 1983 arası).

Elizabeth’in kayboluşunun ardından annesi kayıp kişiler formunu doldurdu. Eylül 1984’te Elizabeth’in kendi el yazısıyla yazılmış bir mektup ortaya çıktı. Mektupta ailesinin kendisini aramaması, bir arkadaşıyla beraber yaşadığı, eğer kendisini aramaya devam ederlerse ülkeyi terk edeceği yazılıydı. 1993’e kadar Fritzl, Elizabeth’e üç günde bir uğruyordu. Elizabeth ardından çocukları bodrumda doğurmaya başladı. Aralık 1994’te Monika doğdu. Monika biraz büyüyünce üst kata çıkarıldı. Elizabeth Rosemarie’ye telefon etti ve Monika’yı üst kata bıraktığını söyledi. Rosemarie telefon numaralarının değişmesine ve telefon rehberinde yer almamasına karşın numaralarını nasıl bulduğunu anlayamadığını belirtmiştir. Elizabeth’in ebeveynleri Lisa ve Monika’nın (Elizabeth’in çocukları) ebeveynleri haline geldiler. Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.

1996 yılı Mayısında Elizabeth ikiz çocuklarını bodrumda doğurdu. İkizlerden biri üç günlükken öldü. Ölen çocuk Josef Fritzl tarafından yakıldı. Diğer çocuk yine Elizabeth tarafından yazılmış bir notla birlikte üst kata bırakılmıştı. 2003 yılında oğlu Felix’i doğuran Elizabeth diğer çocukları Kerstin ve Stefan ile bodrumda hapis hayatı sürdü. Rosemarie’nin yeni bir çocuğa bakamayacağından dolayı Josef Fritz,Felix’i üst kata bıraktırmadığını polisteki sorgusunda söylemiştir.

Elizabeth ve çocuklarının kaldığı bodrum, 1993’te eklenen bir odayla beraber iki oda ve iki yataktan oluşmaktaydı. Esir kaldıkları bodrumda TV, video kaydedicisi ve yemekleri ısıtmak için küçük bir ocak bulunmaktaydı. Çizim için boya, kâğıt ve kıyafetler bulunmaktaydı. Elizabeth çocuklara konuşmayı öğretti.

Rosemarie’nin kardeşi, Josef Fritzl’nin Rosemarie (Josef Fritzl’in karısı)’ye bodruma makine çizimleri yapmak için indiğini söylediğini ve karısının kendisine kahve getirmek için bile bodruma inmesine izin vermediğini Avusturya’daki bir gazeteye açıkladı.

19 Nisan 2008’de Elizabeth’in oğlu Kerstin rahatsızlandı. Durumu çok ağırdı ve ölebilirdi. Josef Fritzl Kerstin’ı hastaneye götürmeye karar verdi. Onu dışarı taşırken Elizabeth Josef’e yardım etti ve böylece yıllar sonra ilk defa bodrumdan dışarı çıktı. Ardından yeniden son haftasını geçirmek üzere bodruma döndü. Kerstin bir ambulans ile hastaneye kaldırıldı. Elizabeth Kerstin’in cebine kendine yardım edilmesini isteyen bir kâğıt yazıp koymuştu. Bu kâğıt Avusturya polisine verildi ve yıllar önce kapanan Elizabeth’in araştırması tekrar açıldı. Polis ve medya kayıp annenin durumunu araştırmaya yeniden başladı.

25 Mart 2008’de Josef Fritzl, Elizabeth ve çocuklarının bodrumdan çıkıp yukarıya dönmesine izin verdi. Fritzl karısına kızlarının 24 yıllık yokluğunun ardından geri dönmeye karar verdiğini açıkladı. Elizabeth ve babası oğullarının hastanedeki ziyaretinde polis tarafından alındı ve karakola götürüldü. Elizabeth babası çıkarılıp kendisini güvende hissettiğinde polise yaşadıklarını anlatmaya başladı. Fritzl cinsel yönden kötü muamele şüphesiyle tutuklandı. Ertesi gün Elizabeth ve çocukları bakıma alındı.

Josef Fritzl, 28 Nisan 2008 tarihinde 7 çocuğun kendinden olduğunu ve 24 yıl penceresiz bodrumda hapsettiğini itiraf etti. Bodrumun kapısının gizli, anahtarsız kilit sistemiyle açıldığını söyledi. Elizabeth ve çocuklarından alınan bilgiye göre Josef Fritzl onlara beton kapının tellerle bağlı olduğu patlatılınca zehirli gazın içeriye gireceğini ve bunun güvenlik sisteminde yer aldığının belirtti. Fritzl’in karısı Rosemarie Elizabeth’in durumunda habersizdi ve mektuplara inanarak kızının dini tarikata katıldığını sandığını belirtti.

29 Nisan 2008’de DNA testiyle çocukların ve Elizabeth’in Josef Fritz’in çocukları olduğu doğrulandı. Avusturya polisinin 1 Mayıs 2008’de yaptığı günlük basın toplantısında, mektupların Elizabeth’e Josef Fritz tarafından zorla yazdırıldığı açıklandı. Soruşturmanın birkaç ay daha süreceği ve binada 20 yıldır oturan yüzü aşkın kişiyle görüşmeler yapılacağı söylendi. Araştırmacılar bodrumda yaptıkları araştırmada oksijen eksikliğinden yalnızca bir saat çalışabildiler.

Bodrumdaki Kız, Girl in the Basement film fragmanı:

Bodrumdaki Kız, Girl in the Basement filmi için;

Benim Puanım: 7 / 10

IMDB Puanı: 6,3 / 10

3096 Gün, 3096 Tage, Natascha Kampusch Kaçırılma Olayı

3096 Gün, 3096 Tage, Natascha Kampusch Kaçırılma Olayı filmi gerçek bir olayı, 10 yaşındaki Natascha Kampusch’un kaçırılma, esaret ve kurtulma olaylarını ekrana taşımaktadır.

1998 yılında, Natascha Kampusch, Avusturya Viyana’da yaşayan 10 yaşında bir çocuktur.

Sabah evden çıkmadan önce annesi ile kavga edip, ağlayarak, dikkati dağınık bir şekilde okula giderken, bir kişi tarafından zorla minibüse bindirilerek kaçırılmış ve kendisini kaçıran kişinin, kendi evinde özel olarak yaptığı bölümde 3096 gün boyunca yani 8,5 yıl rehin tutulmuştur.

Cesaretini toplayıp, kaçarak kurtulduğu 2006 yılına kadar defalarca fırsat yakalamasına rağmen, belki de “yakalanırsam bir daha böyle fırsattan daha iyi bir fırsat yakalayacakken artık imkan tanınmaz” veya “öldürülürüm” korkusu ile kaçmaz.

Kendisini kaçıran kişinin iyice güvenini kazanır.

2006 yılında ise kendisini kaçıran kişinin bir anlık dalgınlık ile yanından uzaklaşmasını ve kapının açık olması fırsatını yakalayarak, tabana kuvvet kaçar ve emniyetli gördüğü ilk eve sığınır, polisi aratır ve kurtulur.

3096 Gün, 3096 Tage filminde, Natascha Kampusch’u canlandıran Antonia Campbell-Hughes’un rolünün hakkını sonuna kadar verdiğini belirtmek isterim.

Rol öylesine canlı ki; 8,5 yıl içerisinde Natascha Kampusch’un içe düştüğü durumdaki tüm düşüncelerini adeta siz de yaşıyorsunuz.

…

Anneler, babalar sözlerime kulak veriniz;

Ufak tefek sorunları, çocuğunuzun dikkatinin dağılacağı ve bu dikkat dağınıklığının geleceğine mal olacağı ve sizlerin de derin üzüntü yaşayacağınız bir zamanda onların başına kakmayın.

Her şeyin bir zamanı ve yakışır bir anlatım tarzı vardır.

Çağımız kötü bir çağ.

Ortalık, kurbanının dikkatsizlik anını bekleyen sırtlanlarla kaynıyor.

3096 Gün, 3096 Tage, Natascha Kampusch Kaçırılma Olayı film fragmanı:

3096 Gün, 3096 Tage, Natascha Kampusch Kaçırılma Olayı filmi için;

Benim Puanım: 9 / 10

IMDB Puanı: 6,5 / 10

Arıcı: Ölüm Kovanı, The Beekeeper

Jason Statham’ın başrolünde oynadığı Arıcı: Ölüm Kovanı, The Beekeeper filmi gerçekte mesleği arıcılık olan birisinin başından geçenleri anlatmıyor.

Arıcı: Ölüm Kovanı, The Beekeeper filmi bir arı/arıcılık belgeseli de değil.

Arıcı: Ölüm Kovanı adı ile filmde, toplumun düzenini sağlamak için, zaman kavramı olmadan son nefeslerine kadar çalışan, topluluğunun huzuru ve devamı için kendi hayatını an tereddüt etmeden feda edebilen, yeri geldiğinde kusurlu yavrular dünyaya getirdiği için kraliçesini bile kusurlu görerek gözünü kırpmadan kimseden emir almayı gerek görmeyerek kendi inisiyatifi ile öldürebilen arıların yaşam biçimine göre hareket eden gizli bir örgüte atıfta bulunuluyor.

Telefon, internet dolandırıcılığı ile bir takım soysuzlar, vatanlarına sonuna kadar bağlı, devleti için var gücü ile çalışmış memurları, “adınız terör listesinde yer alıyor” gibi yalanlarla korkutarak birikimlerinin alındığı, “şu kadar TL kazandınız”, “şunu kazandınız” ama bize para yollamanız lazım diyerek insanların hayalleri için biriktirdiği paraların alındığı, bitkoin, forex, ponzi yöntemi ile insanların oturdukları koltuklarından kalkmadan daha çok kazanma arzularından faydalanılarak dolandırıldığı bir sürü olaya denk geldik, gelmeye de devam ediyoruz…

İşte burada benim aklıma takılan soru hep şu olmuştur; arayan numara belli, biz bir telefon hattı alırken her türlü bilgimizi e-devlet üzerinden veriyoruz, nasıl oluyor da o numaralar kimsenin olmuyor. Operatörlerin belli bir süre nereden arandığı bilgisi de dahil her türlü veriyi tutma zorunluluğu da var. Neden yakalanamıyor. Operatörden veya üst kademelerden dolayı dokunulmazlıkları mı var?

İşte kamu adına vatandaşının korumakla görevli kolluk kuvvetleri bir iş yapamıyorsa iş, silahlı veya silahsız savaşma sanatları eğitimini almış bizim ülkeden örnek verirsek Bordo Bereliler, SAT’lar, SAS’lar gibi askerlerimize, polislerimize kalıyor…

Arıcı: Ölüm Kovanı, The Beekeeper filmindeki gibi Dehayde görev başına.

İnsanların bir kaç kuruşunu çalarak borç batağına sürükleyen, dolandıran, uyuşturucu bağımlısı yapan, seks kölesi olarak çalıştıran, organ mafyasına satan soysuzlara, güvenlik kuvvetleri beceremiyorsa yada engelleniyorsa birilerinin Arıcı: Ölüm Kovanı, The Beekeeper filmindeki arıcı gibi hadlerini bildirmesi lazım.

Bu sırada da engel olmaya çalışan güvenlik kuvvetleri olursa, suçlu ile iş birliğinden hakkında soruşturma açılmalı.

Arıcı: Ölüm Kovanı, The Beekeeper film fragmanı:

Benim Puanım: 8 / 10

IMDB Puanı: 6,4 / 10

The 8 Show

The 8 Show dizisi fragmanı;

Hindistan’daki, insanları sınıflara ayıran kast sistemini hepimiz eleştiririz!

Ama yaşadığımız – vatan olarak benimsediğimiz, yüzde 99,9 gibi büyük bir kısmı Müslüman olan ülkemizde,

İçinde bulunduğumuz çevremizde,

Çalıştığımız iş yerinde bile,

Kendine has bir kast sisteminin uygulandığını göz ardı etmekteyiz çünkü bilinçaltımıza demokrasi ile yönetildiğimiz algısı hakimdir.

En tepelerde yer almıyorsan, silsileye göre, senin üstündekilerin sana biçtiği rolü yaşamakla mükellefsin!

Hayat kısa görünse de uzun da sayılır, ömrün boyunca belki bulunduğun konumdan daha üst bir mertebeye çıkman için bir fırsat eline geçer, işte burada geleceğin; senin vereceğin kararlar ve uygulayacağın eylemler ile şekillenir.

The 8 Show dizisi;

toplumsal sınıflandırmanın, insanların karşılarına çıkan fırsatlarda yaptıkları seçimler ve seçimlerinde kendilerine biçilen rolü yaşamaları ile ne kadar yakından ilintili olduğunu gözler önüne sererken aynı zamanda stratejinin insan hayatında ne kadar önemli bir yere sahip olduğuna da ayrıca vurgu yapıyor…

The 8 Show dizisi;

Bir insan,

Bir vatandaş,

Bir seçmen,

Emek veren bir çalışan olarak hayata farklı bir bakış açısı ile bakmanızı sağlayacaktır.

Benim Puanım: 8 / 10

IMDB Puanı: 6,9 / 10

The 8 Show dizisini https://www.netflix.com/watch/81721118 adresinden izleyebilirsiniz.

Murat Göğebakan, Biyografi, Kalbim Yaralı

Murat Göğebakan, Biyografi, Kalbim Yaralı filmi fragmanı:

Murat Göğebakan, Biyografi, Kalbim Yaralı posterinde yazıyor ki; “Kanseri yendim, ihaneti yenemedim”

Sevenlerinin sana hitabı ile “Ağabey”, kendinin kendine hitabı “Sevgi Adamı” olan Murat Göğebakan; ya senin, “seninle gurur duyuyorum” diyen bir çocuğa ve o çocuğunun, başkası tarafından istenirken sen istediğin için sana varan annesine ihanetine ne demeli!

Etme bulma dünyası!

Ama her insan hayatı bir başkaları için dersler taşımaktadır!

Anadolu’nun bağrından kopup, yeteneklerini sergileyerek şan, şöhret, para kazanmaya gelenler için İstanbul tam bir kurtlar sofrasıdır.

Gelecek vadeden erkekler kadınların,

Gelecek vadeden kadınlarda erkeklerin radarındadır.

Aman Dikkat!

Anadolu insanının kalbi hassas olur,

Bir de “gözden uzak olan gönülden de uzak olur” atasözünde de olduğu gibi, sevdiklerinden de uzak ise, batılılar için normal olan hareketler, sözler, küçük fazla bir ilgi, onlar için “işte beni gerçekten seven biri” hissine kaptırarak, kendi hissettiğini de sevgi olarak yorumlatıp, karşıdakine karşı kalkanlarının inmesini sağlar.

Bu andan sonrasında, o kişi artık nereden geldiğini unutan ve kendisine yeni bir gelecek çizen bambaşka bir kişidir.

Size, sadece siz olduğunuz için değer veren çok az insan vardır.

Ya da daha doğru tabir ile insan gibi insan bulmak zordur.

İmzaladığınız kağıtlara dikkat edin, o kağıtlarda yazanlar size ait olması gereken serveti bir başkasına kazandırırken, sizi modern bir köle hale getirebilir.

Ne yazık değil mi, oysa Hz. Muhammed (Allah’ın selamı O’nun üzerine olsun), “çalışanın hakkını alnının teri kurumadan veriniz” diye nasihat ediyor…

Çoğu kişinin sizinle birlikte olmak istemesinin, sizinle birlikte zaman geçirmek istemesinin amacı, size hissettiği sevgi değil; sizin sahip olacağınız varlıktan nasiplenme, sizinle birlikte katılacağı ortamlarda çevre edinmedir.

Amacına ulaşınca da size şut.

Peki şu açıdan da bakalım; Murat Göğebakan, sevip, sevdiğine ihanet edip, sevgili zannettiğinin ihanetine uğramasaydı böyle sevgi dolu sözler yazıp, bu sözlere böyle besteler yapabilir miydi?

Orasını Allah bilir!

Murat Göğebakan, Kalbim Yaralı filmini https://www.primevideo.com/region/eu/dp/amzn1.dv.gti.352ce07e-7969-4cd7-a6ec-f4d620cc8367/ref=atv_nb_lcl_tr_TR?autoplay=0 adresinden izleyebilirsiniz.

Benim Puanım: 7 / 10

IMDB Puanı: 6,1 / 10

Kübra 2

Kübra dizisinin 1 sezonunda KÜBRA‘nın ne anlama geldiğini öğrendik.
Kübra 2;

Hedefi gerçekleştirmek için; “ikna edilmişlerle değil inanmışlarla yola çıkılması gerektiğini” vurgulamaktadır.

İkna edilmiş olan; kafasında zaten soru işareti olan kişidir ve en ufak bir tereddütte ya ortadan kaybolacaktır ya da köstek olacaktır.

İnanmış olan ise; hedefe giden yolda, ne olursa olsun kendi görevini yapmaktan imtina etmeyecektir.

Bu diziyi izlerken, bir taraftan da  okumaya devam ettiğim, Celal Şengör’ün “Senin Cahilliğin Benim Yaşamımı Etkiliyor” kitabındaki, bilgisi ve yetkinliği olmayan geniş halk kitlelerinin desteğini alan popülist siyasetçilerin devlet yönetiminde mutlak güç elde etmesiyle oluşan bir yönetim tabiri olan Oklokrasi aklıma geldi ve şunu düşündüm.

Çok kişinin desteklemesi demek, destekleyenlerin kim olduğu açık seçik bilinmediğinden, o kişinin doğru olduğu anlamına gelmiyor. Ya destekleyenler, başkalarını değil de sadece kendi çıkarları için destekliyorsa!

Kübra 2 dizisi, bir taraftan;

Düzen yozlaşmışsa,

Vatandaşın seçtikleri, vatandaşın güvenliğini ve refahını sağlamak yerine kendi ve çevresinin güvenliğini ve refahını sağlama gayretindeyse,

Birileri daha ayrıcalıklı ise,

Birilerinin masasında kuş sütü bile varken birileri yatağa aç giriyorsa,

Birilerinin büyük suçları örtbas edilip elini kolunu sağlayarak dışarıda gezerken birileri sudan sebeplerle hapse atılıyorsa…

Vatandaşın üzerine düşen bu şartlara isyan edip sesini duyurmaktır,

İsyan çıkarsa ama sonuna kadardır,

İsyanın önderleri bu durumlarda iftiraya maruz kalacaklardır;

Kendisine inananların, liderlerine inanmışlarsa ve yaptığı da herkes için iyiyse, liderlerine ne derlerse desinler, lidere ne olursa olsun haklı isyanını sürdürmeleri gerekir…

Diyerek ezilenleri devlete karşı isyana teşvik etmekte iken;

Diğer taraftan;

Devletin elinde bulunan imkanlar sayesinde, devlete isyan etmenin nafile bir uğraşı olduğunu ispatlamaya çalışmaktadır.

Ama ben bu iki düşünceyi bir araya getirerek, Kübra 2 dizisinin vurgulamak istediği noktayı;

İster oylarla seçilen ister atanan yönetici ol,

İster yöneticinin dudağı arasında kariyeri olan bir memur ol,

İstersen de sade bir vatandaş ol…

Eğer görevini, ne olur halim diye değil de herkesi eşit görerek yaparsan;

Bu toprakların nimeti herkese yeter, aksi durumda çatışma kaçınılmazdır.

Kübra 2 dizisini https://www.netflix.com/title/81681294 adresinden izleyebilirsiniz.

Fallout

Dünya nüfusunda; sadece insanlar 8 milyarın üzerinde sayıya sahip ve üreme devam ediyor…

İnsanlığın devamı için tabi ki üreme lazım ama yeni dünyaya gelenler iyi bir ortamda yaşamayı hak etmiyorlar mı?

Bu sebeple öncelikle yaşanacak ortamın iyileştirilmesi gerekmez mi?

Diğer türlü, geleceği düşünmeden üremenin sonucunda meydana gelecek topluluğun durumu, amacı sadece yaşamak olan çekirgelerin saldırdıkları yerdeki ne var ne yok yemelerine benzemiyor mu?

İşte birilerine göre insanların fütursuzca üremesinin sonucu ortaya çıkan kalabalık çekirge sürüleri ile eş tutularak,

Dünya kaynaklarının da sınırlı olduğu gerçeği ile,

Nuh’un Gemisi olayından ilham alıp nüfusun ne kadar sayıda olması gerektiğinin matematiğini yaparak insan sayısının azalması gerektiğini düşünüyorlar.

İnsanoğlunun kaliteli olarak devam ettirilmesini sağlayacak olan seçilen kişiler sığınaklara çekilecek ve düğmeye basılacak…

Nükleer, kimyasal, biyolojik silahlar; seçilmiş olmayan, şansını yaratamamış kişilerin tamamının ortadan kaldırılmasını sağlamaya çalışacak.

Bu konu ile alakalı kitaplar, oyunlar, filmler, diziler artış göstermekte…

Amaç izleyeni felaket ve felaket sonrasına hazırlamak.

Kutsal kitaplarda kıyamet sonrası senaryoları gibi!

Ya işimizi en iyi yapanlardan olup insanlığın faydasına bir şeyler üretenlerden olup seçileceğiz,

Ya ölmüş olmamak için bağışıklığımızın gelişmiş olduğuna güveneceğiz,

Ya da yok olup gideceğiz!

Fallout Dizisi Fragmanı:

Fallot dizisini https://www.primevideo.com/-/tr/detail/0HAQAA7JM43QWX0H6GUD3IOF70/ref=atv_dp_share_cu_r adresinden izleyebilirsiniz.

Benim Puanım: 10 / 10

IMDB Puanı: 8,4 / 10

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn animasyon filmini, akran zorbalığına karşı bir yapım olarak ailelerin, çocukları ile birlikte izlemesini tavsiye ediyorum.

Karşısındakinin kilosu, boyu, sesi, yüzündeki sivilcileri, kendi elinde olmayan fiziksel kusurları, sonradan meydana gelen sakatlıkları, annesinin babasının mesleği, giysilerinin markası gibi bir sürü şekilde karşıdaki ile alay ederek kendini gösteren akran zorbalığı denen bir kavram var ve maalesef gittikçe yaygınlaşıyor.

Buna dur diyecek olan en başta aile ve öğretmenler olacaktır.

Ailenin, başka birisinin kendi çocuğuna yapılmasına müsaade etmeyecekleri şeyleri, kendi çocuğunun da bir başkasına yapmasına “daha çocuk” kılıfına sokmadan, çocuğunun anlayacağı şekilde uyarması gerekmektedir.

Anne baba gibi kutsal olan öğretmenlerde, çocukların okula eğitilmeye geldiği ve kendilerinin bir eğitimci oldukları gerçeği ile sadece çocuklara ders anlatıp, sonrasında, aman canım annesi miyim babası mıyım, çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar şeklinde karışmazlık yapmamalı, çocukların toplum kurallarına uymalarını sağlamak için ne gerekiyorsa yapmalıdırlar.

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn filmi işte burada hem ailelere hem de öğretmenlere yardımcı olabilecek türden bir olarak ekranlarımızda izlenmek için sizleri bekliyor;

Müziğe karşı hem beste hem de söyleme olarak yetenekli bir Midilli olan Thelma, yaşadığı çiftlikte fiziksel görünüşünden dolayı pek ilgi çekmemektedir, alay edilmektedir, dışlanmaktadır…

Ama tesadüf sonucu alnına yapışan havuç ile tek boynuzlu gibi görünerek, şöhret basamaklarını hızlıca tırmanır…

Menajeri tarafından daha fazla şöhret için kendi dışında biriymiş gibi davranmaya zorlanması, kendi bestelerine önem verilmeyip; yapay zekanın, en çok ne dinleniyor-dinlenir? algoritmasına göre üretilen, sözleri anlam ifade etmeyen bestelerini söylemek zorunda bırakılması,

Kimlerle arkadaşlık yapacağına, kiminle sevgili olacağına, ne giyeceğine, nerede yemek yiyeceğine, hangi partilere katılacağına gibi özel hayatına bile müdahale edilmesi, Midilli Thelma’nın “benim istediğim hayat bu mu?” sorusunu kendisine sorarak, aslına dönüş yolculuğuna başlamasına sebep olur.

…

Unutmayın;

Yetenek ile dış görünüş bir biri ile uyumlu olmayabilir.

Önemli olan yeteneğin icra ediliyor olmasıdır.

İstiridye taş gibi görünse de içinde inciyi taşır değil mi?

Mozart, Beethoven, Van Gogh, Picasso gibi sanat dahilerini ünlendiren yaptıkları eserlerinin eşsizliğiydi, presentabıllıkları değil.

Ve sonunda Thelma, kendi orijinal hali ile yeteneğini gösterir ve herkes tarafından kabul görür.

Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn animasyon film fragmanı:

Benim Puanım: 10 / 10
IMDB Puanı: 5,8 / 10
Yıldız Unicorn Thelma, Thelma the Unicorn animasyon filmini https://www.netflix.com/tr/title/81110501 adresinde izleyebilirsiniz.