#hayaller

Başarısızlıktan Korkanlar Değil, Ondan Öğrenenler Kazanır

“Başarısızlık seni durdurmaz; vazgeçmek durdurur.”

İki arkadaş aynı gün bir kafe açtı.

İlk ay ikisinin de işleri kötü gitti.

Birisi bunu, “Ben bu iş için uygun değilmişim.” diye yorumladı ve dükkânını kapattı.

Diğeri ise her gün müşterilere tek bir soru sordu:

“Burada neyi eksik buldunuz?”

Duvarların rengi değişti.

Menü değişti.

Servis şekli değişti.

Altı ay sonra o küçük kafe, mahallede insanların sıra beklediği bir yere dönüştü.

İlk başarısızlık ikisini de ziyaret etmişti.

Ama yalnızca biri onu öğretmen olarak kabul etmişti.

Beynimiz hata yapmayı bir tehdit olarak algılar. Bu yüzden başarısız olduğumuzda çoğu zaman kendimizi değil, geleceğimizi yargılarız.

Oysa girişimcilikte başarısızlık çoğu zaman karakterin değil, yöntemin başarısız olmasıdır.

Yöntem değiştirilebilir.

Deneyim ise yalnızca yaşayarak kazanılır.

Başarılı girişimciler, hatalarını kişiliklerinin bir parçası olarak görmez; onları geliştirilmesi gereken süreçler olarak değerlendirir.

Başarısızlık, yolun sonu değildir.

Yalnızca yanlış yolda olduğunu gösteren bir tabeladır.

Tabelaya bakıp geri dönenler de vardır.

Yönünü değiştirip yoluna devam edenler de…

Bugüne kadar seni en çok geliştiren olay, gerçekten bir başarı mıydı; yoksa ilk bakışta başarısızlık gibi görünen bir deneyim miydi?

Başarılı Girişimcileri Ayıran Özellik Fikirleri Değil, Attıkları İlk Adımdır

“Başarılı insanlar en iyi fikirlere sahip oldukları için değil, ilk adımı atmaktan korkmadıkları için başarılı olurlar.”

İki arkadaş aynı kafede oturuyordu.

İkisi de yıllardır kendi işini kurmaktan bahsediyordu.

Birisi sürekli araştırıyor, eğitimlere katılıyor, yeni fikirler üretiyor ve “Biraz daha hazır olayım.” diyordu.

Diğeri ise küçük bir internet sitesi açtı.

İlk ayında yalnızca üç kişi ziyaret etti.

İkinci ayında kimse gelmedi.

Üçüncü ayında ilk satışını yaptı.

Beş yıl sonra biri hâlâ hayal kuruyordu.

Diğeri ise onlarca insana istihdam sağlayan bir şirket yönetiyordu.

Aralarındaki fark zekâ değildi.

Biri başlamayı seçmişti.

İnsan beyni belirsizlikten kaçınır. Bu yüzden büyük hedefleri sürekli erteler ve daha fazla hazırlık yapması gerektiğine inanır.

Oysa bilimsel araştırmalar, harekete geçen insanların motivasyonlarının zamanla arttığını gösteriyor. Motivasyon çoğu zaman başlamanın ödülüdür; başlangıcın şartı değildir.

Mükemmeli beklemek, çoğu zaman korkunun kılık değiştirmiş hâlidir.

Hiçbir başarılı girişim, ilk gün mükemmel değildi.

Küçük başlayan işler, kararlılıkla büyür.

En önemli adım, atılan ilk adımdır.

Bugün sadece yarım saat ayırarak hayalini kurduğun iş için hangi ilk adımı atabilirsin?

Erteledikçe Kaybediyorsun: Paulo Coelho’nun Bu Sözü Seni Harekete Zorlayacak

“Bir şeyi gerçekten istersen, onu gerçekleştirmen için bütün evren iş birliği yapar.”
– Paulo Coelho

Bir genç düşün…

Yıllardır bir hayali var.
Ama hep erteliyor.

“Daha zamanı var…”
“Biraz daha hazır olayım…”

Derken yıllar geçiyor…

Bir gün fark ediyor:
Zaman geçmemiş…
Aslında o durmuş.

Ve o gün ilk adımı atıyor.

İşte o an, her şey değişmeye başlıyor.

Psikolojide buna eylem gecikmesi (action delay) denir.

İnsanlar çoğu zaman korkudan değil,
belirsizlikten dolayı harekete geçmez.

Ama hareket başladığında,
beyin “tehlike yok” sinyali verir ve süreç kolaylaşır.

Hayaller bekledikçe büyümez…

Uzaklaşır.

Doğru zaman diye bir şey yoktur.
Doğru zaman, başladığın andır.

Bugüne kadar ertelediğin ama aslında hemen başlayıp başarabileceğin şey ne?