gelişim

İnsanların Kıyafetini Değil, Karakterini Konuştuğumuz Gün Gelişeceğiz

Geçtiğimiz günlerde Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli’nin

spor yaparken tayt giyerek bisiklet sürmesi kamuoyunda tartışma konusu oldu.

CHP Kars Milletvekili ve aynı zamanda kendisi bir Avukat olan İnan Akgün Alp, bu görüntüleri eleştirerek devlet makamının ağırlığıyla bağdaşmadığını ifade etti. Tartışmaların ardından vali, Cumhurbaşkanı’nın takdiriyle görevden alındı.

Bu olayın siyasi boyutunu bir kenara bırakalım.

Çünkü bu tartışma bana çok daha önemli bir gerçeği hatırlattı.

İnsanlar çoğu zaman birinin ürettiği değeri konuşmak yerine, görünüşünü konuşmayı tercih ediyor.

Çünkü görünüşü eleştirmek kolaydır.

Bir insanın yaptığı işi değerlendirmek bilgi ister.

Karakterini değerlendirmek zaman ister.

Ülkesine kattığı değeri değerlendirmek araştırma ister.

Ama kıyafetini eleştirmek…

Bunun için ne emek gerekir ne de bilgi.

Oysa başarılı insanlar enerjilerini insanların dış görünüşüne değil; fikirlerine, çalışmalarına ve ortaya koydukları sonuçlara harcar.

Mustafa Kemal Atatürk’ün kürek çekerken çekilmiş fotoğrafına bakıyorum.

Bir devlet adamı…

Ama aynı zamanda spor yapan, üreten, kendini geliştiren, hayatın içinde olan bir insan.

Bugün onun kıyafetini değil; kurduğu Cumhuriyet’i konuşuyoruz.

Çünkü zaman, görünüşü değil; eserleri hatırlıyor.

Hayatta da böyledir.

İnsanlar bir süre nasıl giyindiğinizi konuşabilir.

Ama yıllar sonra sizi hatırlatacak olan; karakteriniz, ürettikleriniz ve geride bıraktığınız iz olacaktır.

Kişisel gelişim bazen yeni bir kitap okumakla, film izlemekle, eğitim almakla başlamaz.

Bazen de başkalarını yargılamayı bırakıp kendimize şu soruyu sormakla başlar:

“Bugün başkasının hayatını konuşmak için harcadığım zamanı, kendimi geliştirmek için kullansaydım; yarın nerede olurdum?”

Çünkü insanın hayatını değiştiren şey, başkalarının kıyafeti değil; kendi zihniyetidir.

Hiçbir Şey Olmuyor Sandığın Zamanlarda Aslında Büyüyor Olabilirsin

“Bambu ağacı beş yıl boyunca büyümez gibi görünür. Ama sonra birkaç haftada metrelerce yükselir. Çünkü önce kök salar.”

Bir çiftçi bambu tohumu ekti.

Her gün suladı.

Toprağını temizledi.

Güneş almasını sağladı.

Bir yıl geçti.

Hiçbir şey olmadı.

İkinci yıl geçti.

Toprak hâlâ boş görünüyordu.

Komşuları gülmeye başladı.

“Boşuna uğraşıyorsun.”

“Orada hiçbir şey yok.”

Ama çiftçi devam etti.

Çünkü biliyordu:

Görünmeyen şey, var olmayan şey değildir.

Beşinci yıldan sonra toprak çatladı.

Küçük bir filiz çıktı.

Ve kısa sürede gökyüzüne doğru yükseldi.

İnsanlar şaşırdı:

“Bir anda büyüdü.”

Çiftçi gülümsedi:

“Hayır.”

“Beş yıldır büyüyordu.”

“Siz sadece bugün gördünüz.”

Hayatta en büyük yanılgılardan biri sonuçları anlık sanmaktır.

Başarılı insanları görürüz:

  • kazandığı günü,
  • alkışlandığı anı,
  • zirveye çıktığı zamanı…

Ama görmeyiz:

  • reddedildiği günleri,
  • yalnız çalıştığı geceleri,
  • kimsenin inanmadığı zamanları.

Oysa her büyük başarı önce görünmeyen köklerde başlar.

Kök salmadan yükselmeye çalışan her şey kolay devrilir.

Bugün görünmeyen emeğin,

yarının gücü olabilir.

Bugün sonucunu göremediğin için vazgeçmek üzere olduğun hangi emeğin, aslında kök salıyor olabilir?