Kişisel Gelişim Kendini Tanımakla Başlar

Kişisel Gelişim Kendini Tanımakla Başlar
0

Bir insan aynı yıl içinde spor salonuna yazılabilir, üç çevrim içi eğitimi bitirebilir, daha çok kitap okuyabilir ve yine de hayatında gerçek bir değişim hissetmeyebilir. Çünkü kişisel gelişim bazen yapılacaklar listesine eklenen yeni bir görev gibi yaşanıyor: Daha erken kalk, daha çok üret, daha az oyalan, daha pozitif ol. Liste uzadıkça insanın kendisiyle ilişkisi de garipleşiyor.

Sorun gelişmek istemek değil. Sorun, gelişimi sürekli kendini düzeltme operasyonu sanmak. Sanki mevcut halin baştan aşağı kusurluymuş ve biraz daha disiplin, biraz daha irade, biraz daha doğru alışkanlıkla nihayet kabul edilebilir birine dönüşecekmişsin gibi.

Oysa insanın ihtiyacı her zaman daha iyi olmak değildir. Bazen neyi neden yaptığını, neden aynı yerde takıldığını ve hangi hedefin gerçekten kendisine ait olduğunu anlamaktır. İlerleme, çoğu zaman yeni bir şey eklemekle değil, yanlış yükleri fark etmekle başlar.

Kişisel gelişim neden yorucu bir işe dönüştü?

Kişisel gelişim içeriklerinin önemli bir bölümü ölçülebilir sonuç vaat eder. Beş alışkanlık, on adım, yirmi bir gün. Bunun anlaşılır bir tarafı var: Belirsizlik insanı huzursuz eder, yöntem ise kontrol hissi verir. Fakat hayat, bir uygulamanın görev ekranı kadar düzenli çalışmaz.

Örneğin erteleme meselesini ele alalım. Erteleyen birine çoğu zaman zaman yönetimi önerilir. Takvim yapması, işi parçalaması, telefonu uzaklaştırması söylenir. Bunların hepsi işe yarayabilir. Ama kişi o işi yapamadığında aslında başarısız görünmekten korkuyorsa, sorun takvimde değildir.

Bir girişimci yeni ürününü duyurmayı erteliyor olabilir. Çünkü ürününün eleştirilmesi, zihnindeki “yeterince iyi değilim” düşüncesini görünür kılacaktır. Bir öğrenci sınava çalışmıyor olabilir. Çünkü elinden geleni yapıp yine de istediği sonucu alamama ihtimali, hiç başlamamaktan daha ürkütücüdür. Bir çalışan terfi için konuşmuyordur; belki de reddedilmenin yanında, daha büyük sorumluluk almaktan çekiniyordur.

Davranış görünürdür, nedeni çoğu zaman değildir. Sadece davranışı düzeltmeye çalışmak, duvardaki nem lekesini boyayıp su sızıntısını görmezden gelmeye benzer. Bir süre idare eder. Sonra aynı iz yeniden belirir.

Gelişmek, her yönünü değiştirmek demek değildir

Kendini geliştirmek isteyen insanın sık düştüğü tuzaklardan biri, kişiliğini proje gibi yönetmeye başlamasıdır. Daha sosyal, daha cesur, daha sakin, daha üretken, daha etkileyici olmak ister. Bu isteklerin her biri makul görünebilir. Ancak hepsini aynı anda taşımaya çalıştığında, insan kendi hayatının yöneticisi değil, bitmeyen performans değerlendirmesinin çalışanı olur.

Burada rahatsız edici bir soru var: Değişmek istediğin şey gerçekten seni mi zorluyor, yoksa çevrenin senden beklediği kişiyle arandaki mesafeyi mi kapatmaya çalışıyorsun?

İçe dönük birinin toplantılarda daha çok konuşmak istemesi, bazen kendini ifade etme ihtiyacından gelir. Bazen de “sessiz olanın fikri yok sanılır” yargısından. İlk durumda iletişim becerisi geliştirmek özgürleştirici olabilir. İkinci durumda kişi, doğal ritmini inkâr ederek kabul görmeye çalışabilir. Aynı davranışın arkasında bambaşka niyetler bulunabilir.

Bu yüzden kişisel gelişim, herkese aynı karakteri öneren bir kalıp olmamalı. Herkes lider olmak zorunda değil. Herkes girişim kurmak zorunda değil. Herkes sosyal medyada görünür, sürekli enerjik ve her fırsata koşan biri olmak zorunda hiç değil. Hayatta değer üretmenin tek biçimi yoktur.

Asıl mesele şu: Güçlü yönlerin, değerlerin ve sınırlarınla daha tutarlı bir hayat kurabiliyor musun? Çünkü başarı, başkasının hayatına benzediğinde değil, bedelini bilerek seçtiğin bir hayata dönüştüğünde anlam kazanır.

Kendine dürüst bakmak neden zor?

İnsan kendisi hakkında iki uç hikâye anlatmaya meyillidir. Ya olduğundan daha iyi olduğunu düşünür ve sorumluluğu dış koşullara bırakır. Ya da kendini acımasızca eleştirir, her aksaklığı kişisel yetersizliğinin kanıtı sayar. İkisi de gerçeği çarpıtır.

Dürüstlük, kendini suçlamak değildir. “Bu işi beceremedim, demek ki beceriksizim” demek dürüstlük değil, aceleci bir hükümdür. Daha doğru soru şudur: “Bu işte neyi eksik yaptım, hangi koşulu yanlış okudum, hangi beceriye henüz sahip değilim?”

Bu ayrım küçük görünür ama insanın hareket alanını değiştirir. Kimlik üzerinden kurulan yargılar insanı kilitler. Davranış ve koşul üzerinden yapılan değerlendirmeler ise seçenek yaratır. “Ben dağınık biriyim” dediğinde, dağınıklık karakterinin değişmez parçası olur. “İşimi görünür bir sisteme bağlamadığımda dağılıyorum” dediğinde ise çözüm aramaya başlarsın.

Başarısızlık karşısında da aynı fark geçerlidir. Bir işin kötü gitmesi, yanlış karar verdiğini gösterebilir. Bazen yeterince hazırlanmamışsındır. Bazen piyasa, ekip, zamanlama ya da şans aleyhine çalışmıştır. Bunları ayırmadan çıkarılan ders, ders değil cezadır.

Kendine dürüst bakmak, mazeret üretmekle kendini hırpalamak arasındaki dar yolda yürümeyi gerektirir. Kolay değildir. Ama kalıcı değişim çoğu zaman tam orada başlar.

Kişisel gelişim için önce doğru soruyu seç

İnsanlar çoğu zaman çözüm ararken soruyu yanlış kurar. “Nasıl daha disiplinli olurum?” yerine “Neden bu hedefe düzenli emek vermekte zorlanıyorum?” sorusu daha faydalı olabilir. Belki hedef sana ait değildir. Belki hedef doğru ama yöntem sürdürülemezdir. Belki de hayatındaki başka bir mesele bütün enerjini sessizce tüketiyordur.

Bunun için büyük bir hayat planına ihtiyacın yok. Birkaç hafta boyunca kendini gözlemlemek bile çok şey gösterebilir. Gün sonunda sadece şunları not etmek yeterlidir: Bugün beni ne canlandırdı? Neyi sürekli erteledim? Hangi anda gereğinden fazla savunmaya geçtim? Nerede kendi fikrimi söylemeyip ortamın beklentisine uyum sağladım?

Bu notlar hemen parlak cevaplar vermez. Zaten amaç da kendini üç günde çözmek değildir. Tekrarlayan örüntüleri görmektir. Belki sürekli yoğun olduğunu söylüyorsun ama günün en iyi saatlerini başkalarının acil işlerine veriyorsun. Belki özgüven eksikliği sandığın şey, yeterince hazırlık yapmadığın alanlarda ortaya çıkıyor. Belki de sürekli yeni başlangıçlar yapıp yarım bırakıyorsun; çünkü bitmiş bir işin gerçek dünyada değerlendirilmesi, hayal aşamasında kalmasından daha riskli geliyor.

Gözlem, değişimin pasif hali değildir. Aksine, rastgele çaba harcamayı bırakmanın yoludur.

Küçük deneyler, büyük vaatlerden daha değerlidir

Kendinle ilgili bir şeyi değiştirmek istiyorsan, bunu kişiliğine dair büyük bir karar gibi değil, sınanabilir küçük bir deney gibi ele al. “Artık çok disiplinli biri olacağım” cümlesi ağırdır. “Önümüzdeki on gün, sabah ilk yirmi dakikayı en zor işime ayıracağım” ise denenebilir.

Deneyin sonunda kendini yargılamak yerine veri topla. Hangi günler işe yaradı? Nerede koptun? Engel yorgunluk muydu, belirsizlik mi, çevrenin talebi mi? Bir yöntemin sana uymaması, sende bir eksik olduğu anlamına gelmez. Bazen yöntem kötüdür. Bazen zaman yanlıştır. Bazen de hedefin maliyeti, getirisinden yüksektir.

Bu yaklaşım özellikle iş hayatında değerlidir. Herkesin sabah beşte kalktığı, her toplantıda parladığı veya kesintisiz odaklandığı bir çalışma düzeni yoktur. İyi çalışan sistem, başkasında hayranlık uyandıran değil, senin gerçek hayatında sürdürülebilen sistemdir.

Gelişimin sessiz tarafı: Vazgeçebilmek

Kişisel gelişim denince genellikle eklemek düşünülür: Yeni beceri, yeni rutin, yeni çevre, yeni hedef. Oysa bazen gelişim, bir kimlik iddiasından vazgeçmektir. Her şeyi tek başına halleden kişi olma çabasından. Herkesi memnun etme görevinden. Artık anlamı kalmamış bir hedefi sürdürme inatçılığından.

Vazgeçmek her zaman pes etmek değildir. Bazen enerjini daha doğru yere taşıyacak olgunluktur. Bir iş fikrini kapatmak, bir ilişkiye mesafe koymak, sana uymayan bir kariyer planını yeniden düşünmek dışarıdan kayıp gibi görünebilir. Fakat sırf emek verdin diye yanlış yerde kalmak da bir seçimdir ve onun da bedeli vardır.

Hayatını geliştirmek istiyorsan, yalnızca “Ne yapmalıyım?” diye sorma. “Neyi sürdürmemin tek nedeni alışkanlık, korku veya başkalarının beklentisi?” sorusunu da sor.

Belki şu an ihtiyacın olan şey daha fazla hedef değildir. Belki daha net bir bakıştır. Kendine hangi hikâyeyi anlattığını fark ettiğinde, değişim zaten kapıyı çalmaya başlar.

Choose your Reaction!
Leave a Comment

Your email address will not be published.

Son Yazılar
Etkinlik Takvimi
Pts
Sal
Çar
Per
Cum
Cts
Paz
P
S
Ç
P
C
C
P
31
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
1
2
3
4
Yaklaşan Etkinlikler
Topluluğa Katıl

Fikirlerini paylaş, yeni insanlarla tanış ve birlikte üret.

Ücretsiz üye ol

Grupları keşfet →

En Çok Okunanlar

Görüntülenme verileri biriktikçe liste otomatik güncellenir.