İçsel Motivasyon ve Dışsal Motivasyon Farkı

İçsel Motivasyon ve Dışsal Motivasyon Farkı
0

Bir işi yaparken kendine şu soruyu sor: Kimse görmese, alkışlamasa, prim vermese yine de bunu yapar mıydın? Cevap her zaman evet olmak zorunda değil. Zaten mesele de bu değil. İçsel motivasyon dışsal motivasyon farkı, yaptığımız şeylerin arkasındaki görünmez motoru anlamaya yardım eder. Bazen bizi merak taşır, bazen para, bazen de mahcup olmama isteği. Aynı eylem, farklı insanlarda bambaşka nedenlerle gerçekleşebilir.

Bir öğrenci sınava öğrenmekten keyif aldığı için çalışabilir. Bir başkası bursunu kaybetmemek için. Bir çalışan yeni bir projeye gerçekten katkı sunmak istediği için gece geç saate kadar düşünebilir; diğeri terfi listesinde adını görmek için aynı çabayı gösterebilir. Dışarıdan bakıldığında davranış aynıdır: Çalışıyorlar. Ama iç dünyalarında olan biten aynı değildir.

Bu ayrım, sadece psikoloji kitaplarının konusu değil. Kariyer seçiminden çocuk yetiştirmeye, ekip yönetiminden kişisel alışkanlıklara kadar hayatın birçok alanında belirleyicidir. Çünkü insanı harekete geçirmek ile onu uzun süre canlı tutmak aynı şey değildir.

İçsel motivasyon nedir?

İçsel motivasyon, bir davranışı o davranışın kendisinde anlam, ilgi, merak ya da tatmin bulduğun için yapmaktır. Yazmayı sevdiğin için yazmak, bir problemi çözmenin heyecanı için uğraşmak, yeni bir dil öğrenirken zihninin açıldığını hissetmek buna örnektir.

Burada ödül yok değildir. Ancak ödül, davranışın ana gerekçesi değildir. Bir ressam eserini satabilir, bir girişimci şirketini büyütebilir, bir sporcu madalya kazanabilir. Fakat onları ilk anda masaya, atölyeye ya da sahaya çağıran şey yalnızca sonuç değildir. Sürecin içinde de onları besleyen bir şey vardır.

İçsel motivasyonun güçlü yanı, insanı daha bağımsız kılmasıdır. Kimse seni dürtmeden başlayabilirsin. Başladığın iş zorlaştığında, yalnızca dışarıdaki alkışa bağlı olmadığın için dayanma ihtimalin artar. Özellikle uzun vadeli işlerde – uzmanlaşmak, üretmek, araştırmak, ilişki kurmak, bir girişim kurmak – bu dayanıklılık küçümsenecek bir avantaj değildir.

Ama içsel motivasyonu romantikleştirmek de doğru olmaz. Her işin keyifli olması gerekmez. İşini seviyor olsan bile e-posta yanıtlamak, muhasebe yapmak, sınava hazırlanmak ya da zor bir konuşmayı başlatmak içinden gelmeyebilir. İnsan, anlam verdiği hedefler uğruna sıkıcı işleri de yapar. İçsel motivasyon, her an coşkulu hissetmek değil; neden devam ettiğini bilmekle ilgilidir.

Dışsal motivasyon nedir?

Dışsal motivasyon, davranışın dışından gelen bir sonuç için harekete geçmektir. Maaş, ikramiye, terfi, not, ödül, statü, takdir, ceza almaktan kaçınma ve eleştirilme korkusu bu alanın içindedir.

Dışsal motivasyon çoğu zaman haksız biçimde kötülenir. Oysa kira, faturalar ve sorumluluklar varken para için çalışmak sığ bir gerekçe değildir. Emeğinin karşılığını istemek ayıp değildir. Bir çalışanın adil ücret, açık hedef ve takdir beklemesi de zayıflık değil, iş ilişkisinin doğal parçasıdır.

Sorun, dışsal motivasyonun varlığı değil; tek yakıt haline gelmesidir. Yalnızca ödül için yapılan işte ödül geciktiğinde ya da küçüldüğünde enerji de hızla düşebilir. Yalnızca onay için yaşayan kişi, onay gelmediğinde kendi değerini sorgulamaya başlayabilir. Yalnızca korkuyla çalışan ekip ise kısa vadede hızlı görünebilir, fakat hata saklamaya ve sorumluluktan kaçmaya daha yatkın hale gelir.

Bir yöneticinin her hedefi primle çözmeye çalışması buna iyi bir örnektir. Prim, bazı dönemlerde performansı artırabilir. Fakat işin anlamı, yetki alanı, gelişim fırsatı ve adalet duygusu zayıfsa para tek başına bağlılık üretmez. İnsanlar sadece ne kadar kazanacaklarını değil, neye katkı sunduklarını ve nasıl muamele gördüklerini de tartar.

İçsel motivasyon dışsal motivasyon farkı neden önemlidir?

Temel fark, davranışın kaynağındadır. İçsel motivasyonda hareketin enerjisi büyük ölçüde kişinin kendi ilgisinden ve değerlerinden gelir. Dışsal motivasyonda ise ödül, beklenti veya sonuç daha belirgindir.

Fakat hayat bu iki kutuptan ibaret değildir. Bir davranışın hem içsel hem dışsal nedenleri olabilir. Sevdiğin işi yapıp iyi para kazanmak mümkündür. Bir üniversite öğrencisi hem mesleğini gerçekten öğrenmek isteyebilir hem de yüksek not hedefleyebilir. Bu iki neden birbirini otomatik olarak bozmaz.

Asıl soru şudur: Dışarıdan gelen ödül, içerideki merakı destekliyor mu, yoksa onun yerini mi alıyor?

Örneğin çocuk sürekli “Kitap okursan sana ödül veririm” mesajını alırsa, bir süre sonra okumayı ödüle giden yol olarak görmeye başlayabilir. Ödül kalkınca davranış da kalkabilir. Buna karşılık çocuğun seçmesine alan açmak, ilgisini konuşmak ve çabasını fark etmek okumayla daha kişisel bir bağ kurmasına yardım edebilir. Yine de her durumda tek bir doğru yöntem yoktur. Başlangıçta dışsal bir teşvik, henüz alışkanlık oluşmamış bir davranış için işe yarayabilir. Kritik nokta, teşvikin zamanla bağımlılığa dönüşmemesidir.

İş hayatında da benzer bir gerilim vardır. Yalnızca “hedefi tuttur” denilen yerde çalışan, işi kendi muhakemesini kullanacağı bir alan olarak görmeyebilir. Buna karşılık hedefin nedenini anlayan, kararlarına güvenilen ve geliştiğini hisseden biri daha fazla sahiplenme eğilimindedir. Bu, herkesin tutkuyla çalışacağı anlamına gelmez. Ancak insanı sadece performans tablosundaki bir sayı gibi görmek, uzun vadede pahalı bir yönetim biçimidir.

Kendine bakarken hangi soruları sorabilirsin?

Motivasyonunu anlamak için hayatını baştan aşağı değiştirmene gerek yok. Bir hafta boyunca ertelediğin ve istekle yaptığın işleri gözlemlemek bile çok şey söyleyebilir. Hangi görevde zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsun? Hangisinde, kimse görmese bile özen gösteriyorsun? Hangi işte yalnızca sonuç seni ayakta tutuyor? Ve en zor soru: Ödül ortadan kalksa, geriye ne kalır?

Bu soruların cevapları rahatsız edici olabilir. Belki yıllardır seçtiğini sandığın bir hedefi, başkalarının onayı için kovaladığını fark edersin. Belki de sırf para kazandırmadığı için küçümsediğin bir uğraşın sana ciddi bir canlılık verdiğini görürsün. Her fark ediş hemen istifa etmeyi, yön değiştirmeyi ya da büyük kararlar almayı gerektirmez. Önce gerçeği görmek gerekir.

Ardından küçük düzenlemeler yapılabilir. Sevmediğin ama yapman gereken işlerde dışsal desteği açıkça kurabilirsin: Net takvim, hesap vereceğin bir arkadaş, tamamlandığında kendine ayıracağın zaman. İçsel tarafı besleyen işlerde ise seçim alanını büyütebilirsin. Projenin hangi kısmını nasıl yapacağına karar vermek, becerini geliştirecek bir zorluk seçmek, yaptığın işin birine gerçek faydasını görmek motivasyonu güçlendirebilir.

Burada amaç, hayatındaki her işi tutkuya çevirmek değil. Böyle bir beklenti, yeni bir baskı üretir. Amaç, hangi yükü neden taşıdığını bilmek. Çünkü nedeni belirsiz yük, bir süre sonra insanı yorar; anlamı olan yük ise zor olsa da daha taşınabilir hale gelir.

Ödül mü, anlam mı?

Bu soruya “ikisi de” demek kaçamak bir cevap değildir. Yetişkin hayatı çoğu zaman hem anlam hem karşılık ister. Sorun, birini seçmek değil; aralarındaki ilişkiyi dürüstçe kurmaktır.

Para önemlidir. Takdir önemlidir. Güvence önemlidir. Fakat bunların hiçbiri, insanın kendi gözündeki değerinin tek ölçüsü haline gelmemelidir. Aynı şekilde “Ben sadece sevdiğim şeyi yaparım” cümlesi de gerçek hayatın sorumluluklarını yok sayıyorsa özgürlük değil, kaçış olabilir.

Belki de daha iyi soru şudur: Seni harekete geçiren dış nedenler, içerideki değerlerinle ne kadar uyumlu? Bu uyum arttıkça sadece daha çok çalışmazsın; ne için çalıştığını da daha net görürsün.

Motivasyon, dışarıdan takılan bir rozet değil; zaman zaman yeniden kurulması gereken bir ilişkidir.

Choose your Reaction!
Leave a Comment

Your email address will not be published.

Son Yazılar
Etkinlik Takvimi
Pts
Sal
Çar
Per
Cum
Cts
Paz
P
S
Ç
P
C
C
P
28
29
30
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
1
Yaklaşan Etkinlikler
Topluluğa Katıl

Fikirlerini paylaş, yeni insanlarla tanış ve birlikte üret.

Ücretsiz üye ol

Grupları keşfet →

En Çok Okunanlar

Görüntülenme verileri biriktikçe liste otomatik güncellenir.